• Dolar Alış / Satış: 13.407 / 13.431
  • Euro Alış / Satış: 15.184 / 15.211
  • BINGOL:
  • Güneş: 7:12
  • Öğle: 12:18
  • İkindi: 14:49
  • Akşam: 17:04
  • Yatsı: 18:37

ZÜLME SON VERİLSİN!

21 Ocak 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1319 defa okundu.
ZÜLME SON VERİLSİN!

Doğu Türkistan’ın Çin yönetimince işgal edildiği 1949 senesinden bu yana çeşitli insan hakları ihlalleriyle gündeme geldiğini hatırlatan Tunç, politik eğitim kampları dramının halen sürdüğüne dikkat çekip Uygur halkına uygulanan zulmün sona erdirilmesi ve temel haklarının iade edilmesi çağrısında bulundu.

İHH Solhan Şubesi Başkanı Muhammed Veysi Tunç, Doğu Türkistan’da yaşanan zulme dikkat çekmek, hem de bölgede kurulan Nazi Toplama Kampları’nın kapatılması çağrısında bulunmak amacıyla yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamasında; Çin’in “Eğitim Kampı” olarak adlandırdığı toplama kamplarında 1 ile 3 milyon arası insanın bulunduğunun tahmin edildiğine dikkat çeken Tunç, “Çin, Doğu Türkistan’ın Müslüman halklarına karşı uyguladığı asimilasyon ve yıldırma politikalarını uzun seneler tüm dünyanın gündeminden saklanmayı başarmış. Ancak son senelerde, kendi ekonomik büyümesine bağlı olarak içerideki problemleri(!) daha hızlı çözme isteği ve ABD vb. muarızı ülkelerle olan ihtilaflarının artmasından sonra, Batılı ülkelerin Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini bahane ederek Çin’i sıkıştırmaya çalışması sebebiyle, Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlalleri dünyanın daha fazla ilgisini çeker olmuştur. Çin’in “Eğitim Kampı” olarak adlandırdığı toplama kamplarında 1 ile 3 milyon arası insanın bulunduğu tahmin edilmektedir. Tahmin edilmektedir diyoruz çünkü Çin bu konuda hiçbir açıklama yapmamaktadır. Toplama kamplarına aldığı insanların ailelerinin açıklamalarından sonra, varlığı anlaşılan toplama kamplarıyla ilgili Çin, önce inkar politikasına sığınmış, inkarın mümkün olmadığı anlaşılınca bu kampların varlığını “aşırılıkla mücadele ve eğitim kampları” adıyla kabul etmiştir.” dedi.

TOPLAMA KAMPLARINDA İŞLENEN HAK İHLALLERİ

“Çin’in, Doğu Türkistan’da “eğitim” adı altında uyguladığı yol ve yöntemlere bakıldığında, hâlihazırda bütün Uygurları suçlu olarak kabul ettiği, din ve geleneklerine bağlı Uygurları ise terörist (extrimist) olarak gördüğü anlaşılmaktadır.” diyen Tunç, “Kamplardan çıkmayı başaranların ifadelerine göre “toplama kamplarında mahkumları su tanklarına daldırma, kadın tutukluların yüzlerinde ve vücutlarında sigara söndürme, bileklerinden asılan tutukluları copla dövme, elektrik verme, acı verici farklı nesnelerle dövülme, soğukta bekletme, yoğun ve parlak ışıkla körleştirme, uzun süre gergin pozisyonda tutma, uykusuz, aç ve susuz bırakma, günlerce “kaplan koltuğu” denen hareketsiz koltuklarda oturtma, elleri kelepçeli ve ayakları prangalı olarak dolaştırılma” gibi kötü muameleler yapılmaktadır. Bu türden işkenceler fiziksel veya zihinsel bozukluklarla neden olmakta, çoğu zaman da ölümle sonuçlanmaktadır. Bazı insan hakları örgütlerinin bilgilerine göre Doğu Türkistan’da Çin yönetimi tarafından kurulan 16 toplama kampı bulunmaktadır. Bu sayı, her Uygur ailesinden en az bir kişinin söz konusu kamplarda tutuklu olduğu anlamına gelmektedir. Tutuklu olanlar genellikle 20 – 40 yaş arasındaki Uygur erkekleridir. Bu kamplardaki Uygurlar kendi inançlarını değiştirmeye ve Komünist Parti ideolojisine boyun eğmeye zorlanmaktadırlar” diye konuştu.

BU ZÜLME SON VERİLSİN

Tunç, son olarak şunları kaydetti: “Son çeyrek asırdır siyasi, ekonomik ve askeri açılardan ivme kaydeden Çin, özellikle ekonomik hamlelerle İslam dünyasını siyasi konularda baskılama politikasını uygulamaya koymuştur. Fakat İslam dünyası, Çin ve ABD dışında üçüncü bir yolun olduğunu unutmamalı, Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz reel politik kaygılara kurban edilmemelidir. Çin, kendi yasalarına ve taraf olduğu uluslararası antlaşmalara aykırı olan Politik Eğitim Kamplarını hemen kapatmalı ve bu kamplarda istekleri dışında tutulan insanların maddi-manevi zararları karşılanmalı. Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurların yurtdışına seyahat yasağı ve yurtdışındaki Doğu Türkistanlıların memleketlerine dönüş ve akraba ziyareti engeli kaldırılmalıdır. Yurt dışında akrabası olanlara yönelik denetim ve gözetim kaldırılmalı, para gönderme, posta, telefon ve haberleşme engeli kaldırılarak en temel haklardan olan iletişim ve haber alma özgürlüğü sağlanmalıdır. Yurt dışında yaşayan Uygurlara yönelik uzaktan kontrol ve gözetim kaldırılmalı, ailesini ve akrabalarını rehin tutma politikasından bir an evvel vazgeçilmeli. Uygurların şahsi bilgisayar ve cep telefonlarını gerekçesiz kontrol etme uygulaması kaldırılmalı. Uygurların evlerine yönelik zorunlu ziyareti, gerekçesiz baskın ve Uygur-Çinli ‘zorunlu akraba’ uygulamasına son vermeli. İnanç, ibadet, giyim, kuşam, örf ve adetlere yönelik yasaklar bir an evvel kaldırılmalı, camiler ve tüm ibadethaneler olması gerektiği gibi özgür olmalı. Dil, kültür ve eğitimin önündeki engeller kaldırılmalı, Uygurlar ana dilde eğitim yapabilmeli, tarihi eserler, kitap ve kütüphaneler korunmalı, okullar ve üniversiteler erişilebilir olmalı. Ekonomik baskılar, gerekçesiz vergiler ve el koymalar, Uygur kızların uzak bölgelere işçi olarak zorunlu gönderimleri son bulmalı, devlet dairelerinde ve iş bulma hususunda Uygurlara, Çinlilerle eşit rekabet imkanı oluşturulmalı, bölgeye ait zenginlikler halkın refahı için kullanılmalı. Seyahat özgürlüğü, evlilik, helal gıdaya erişim ve benzeri haklar iade edilmeli.”

Haber: Mehmet Selim Bildik

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN