• Dolar Alış / Satış: 8.665 / 8.68
  • Euro Alış / Satış: 10.32 / 10.338
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:46
  • Öğle: 12:30
  • İkindi: 16:26
  • Akşam: 19:54
  • Yatsı: 21:48

‘ZEKÂT, ARINMADIR’

20 Haziran 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1013 defa okundu.
‘ZEKÂT, ARINMADIR’

Numanoğlu, “Zekât vermek “tathîr” ve “tezkiye”yi (Tevbe 9/103), kişinin maddî ve manevi varlığını temizlemeyi sağlar. Zengini cimrilik hastalığından, aşırı mal hırsından kurtarır; ona cömertlik ve kendi alın terinden bir pay verebilme ve verilen nimete yine kendi cinsinden şükretme erdemini kazandırır.” dedi.

Solhan İlçe Müftüsü Vekili Vaiz Osman Numanoğlu, Zekat ibadeti ile ilgili değerlendirmede bulundu. Zekatın bir yardım olmadığını belirten ve malın arınması olduğunu söyleyen Numanoğlu, zekâtın fani dünya malını ebedi ahiret malına çevirmenin adı olduğunu ifade etti.

“ZEKÂT İBADETİNİN İHYASI”

Sözlükte “artma, arıtma; övgü ve bereket” manalarına gelen zekâtın, terim olarak Kur’an’da belirtilen sınıflara sarf edilmek üzere, dinen zengin sayılan Müslümanların malından alınan belli payı ifade ettiğini söyleyen Numanoğlu, “Sadaka kelimesi de terim olarak bazen zekâtla eş anlamlı kullanılmıştır. Ayrıca Ramazan ayında verilen Fitre de bir çeşit zekâttır. Kur’an-ı Kerimde zekâtla ilgili: “Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”  (Tevbe 9/103) buyrulmuştur.” ifadelerini kullandı.

“ZEKÂT İLE NAMAZI BİRBİRENDEN AYRI DÜŞÜNEMETİZ”

Kur’an-ı Kerimde genellikle namaz ve zekât birlikte zikredildiğine dikkat çeken Numanoğlu, “Kur’an-ı Kerim ve Ehadis-i Nebeviyye’de, namaz ile zekâtın bu şekilde beraber zikredilmesi, bu iki temel ibadet arasındaki yakın bağ kadar, namazın, şahsî-bedeni, zekâtın da içtimaî-mali ibadetleri temsil etmesi ve dindarlığın kemalinin bu iki kanaldaki sorumlulukların yerine getirilmesi ile gerçekleşebileceği anlamını taşır. Nitekim Kur’an-ı Kerimin ifadesine göre zekât vermek: mümin, muttaki ve ihsan sahibi iyi kimselerin özelliğindendir. Zekâtın Allah katında ve sosyal hayattaki değerini bilen ve kurtuluşa ermek isteyen müminler, (Mü’minun 23/1-4) dünyada safa sürmek için değil, zekât verebilme sevabına kavuşmak için çalışıp zengin olmak isterler.” dedi.

“FANİ DÜNYA MALINI EBEDİ AHİRET MALINA ÇEVİRMENİN ADIDIR ZEKÂT”

Zekatın, dünya malını ebedi ahiret malına çevirmenin adı olduğunu söyleyen Numanoğlu, “Peygamber Efendimiz (s.a.v): “İnsanoğlu ‘malım, malım’ der durur. Hâlbuki senin malın; sadece yiyip tükettiğin veya giyip eskittiğin, ya da sadaka olarak verip kalıcı yaptığındır” (Nesai, Vesâyâ, 1) buyurarak geçici dünya malını, nasıl ebedi ahiret malına çevirebileceğimizi bize öğretir.” ifadelerini kullandı.

“ZEKÂT ARINMADIR”

Numanoğlu, “Zekât vermek “tathîr” ve “tezkiye”yi (Tevbe 9/103), kişinin maddî ve manevi varlığını temizlemeyi sağlar. Zengini cimrilik hastalığından, aşırı mal hırsından kurtarır; ona cömertlik ve kendi alın terinden bir pay verebilme ve verilen nimete yine kendi cinsinden şükretme erdemini kazandırır. Zekât, toplumda kardeşlik duygularını besler. Fakirin onurunu incitmeden himayesini sağlar. Zekâtın, sırf Allah’ın emri olduğu için ifası gereken ve samimi niyeti gerektiren, ibadet yönünün yanı sıra bireyde ve toplumda dinî ve ahlâkî değerleri yücelten, sosyal yapıyı güçlendiren, ekonomik hayata canlılık getiren birçok yararı vardır.” dedi.

“ZEKÂT BİR YARDIM VE SADAKA DEĞİLDİR”

Kur’an-ı kerimde Zekâtın kimlere verilebileceğinin belirtildiğini söyleyen Numanoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Zekâtın kimlere verilebileceği Kur’an-ı kerimde belirtilirken, hangi mallardan, hangi şartlarla ve ne miktarda verileceği, ayrıca zekâtın kimlere verilemeyeceği de dinimizce detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Zekât, zengin Müslümanların fakir Müslümanlara yaptıkları bir yardım ve sadaka değil, Kur’an’ın ifadesiyle bizzat fakirin hakkıdır. “(Mü’minlerin) mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.” (Zariyat 51/19)”

“ZEKÂT VERMEKTEN KAÇINMAK FAYDA DEĞİL ZARAR GETİRİR”

Numanoğlu, “Aşağıda mealini vereceğimiz Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriften; cimrilik edip zekât vermekten kaçınmanın, kişinin hayrına değil zararına olduğunu öğreniyoruz. “Allah’ın kendilerine lütfünden verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır…” (Al-i İmran 3/180)

“Her sabah iki melek yeryüzüne iner ve biri ‘Allah’ım, Senin yolunda harcayana, harcadığının yerine yenilerini ver!’, diğeri ise, ‘Allah’ım, cimrilik yapıp vermeyenlerin mallarını telef et’ diye dua eder” (Müslim, Zekât, 24. I, 680)” dedi.

“ZEKÂTIMIZI VE RAMAZAN FİTRELERİMİZİ VERİRKEN”

“Zekât ve fitre vecibesini yerine getirirken bunların bir ibadet olduğunu düşünmeli, samimi duygularla, gayretle ve dinimizin koyduğu kurallara uyarak bu görevlerimizi yerine getirmeye çalışmalıyız.” diyen Numanoğlu, “Zekâtlarımızı hesaplarken ahretteki kazancımızı ve fakirin faydasını ön planda tutmalıyız. Yıl hesabımızı yaparken kameri yıl üzerinden yani 365 gün üzerinden değil 355 gün üzerinden hesabımızı yapmalıyız. Ayrıca gerçek anlamda fakir olup istemekten utanan muhtaç din kardeşlerimizi arayıp zekâtımızı onlara vermeliyiz. Zekât ve fitrelerimizin günahlardan arınmamıza vesile olmasını, gerçek manada muhtaç din kardeşlerimize ve tüm İslam âlemine hayırlara vesile kılmasını Cenab-ı Allahtan niyaz ediyorum.” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN