• Dolar Alış / Satış: 8.287 / 8.302
  • Euro Alış / Satış: 10.073 / 10.091
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:59
  • Öğle: 12:25
  • İkindi: 16:18
  • Akşam: 19:31
  • Yatsı: 21:14

“YÖNETSEL OLARAK DOĞRU ŞEYLER YAPMAMIZ GEREKİYOR”

9 Mart 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1115 defa okundu.
“YÖNETSEL OLARAK DOĞRU ŞEYLER YAPMAMIZ GEREKİYOR”

Solhanlı İş adamı, girişimci ve müteahhitler ile bir araya gelen İşletme Yönetim Organizasyon profesörü hemşehrimiz Ahmet Diken, “Öncelikle pazı sıkıntıları sorarsam, finans sıkıntısı, sermaye sıkıntısı, yetiştirilmiş iş gücü sıkıntısı var dersiniz. Bunlar doğru ama temel sorun bu değildir. Temel problem ‘mental’dir, zihinseldir, akıl ile alakalıdır. Aklımızı kullanmakla alakalı bir olaydır. Temel problem yönetim ile ilgili bir problemdir. Yönetsel olarak doğru şeyler yapmamız gerekiyor” dedi.

 Geçtiğimiz hafta Solhan’a gelen ve Solhan ile Bingöl’de yaptıkları ziyaretler dışında programa da katılan İşletme Yönetim Organizasyon profesörü Ak Parti Bursa Milletvekili Aday Adayı hemşehrimiz Ahmet Diken, Solhanlı İş adamı, girişimci ve müteahhitler ile bir araya geldi.

Solhanlıların iş imkânları ve yatırımları hakkında bilgi alan Prof. Dr. Ahmet Diken, büyümek için yatırımcılara büyük desteklerin yapılması gerektiğini ve bunların da istihdam sağlaması ile ekonomi ile ilgili sorunların çözüleceğine dikkat çekti.

Sohbet ortamında geçen ve katılımcıların da fikirlerini paylaşarak gerçekleştirilen programda, Diken, Göçün medeniyeti doğurduğunu ve medeniyetin tohumlarını taşıdığını dile getirirken,  “Farklı kültürler bir arata geldiğinde medeniyetin inkişafı orada gerçekleşiyor. ‘Hakikatin ortaya çıkması, fikirlerin çatışmasından doğar’ fikirler, tartışmak, farklı farklı düşünmek zenginliktir aslında. Bir değerdir, bunu öyle görmek gerekiyor. Baktığımız zaman istihdam ortamı oluşuyor, insan iş kuruyor ama bazı travmalar da yaşanıyor. Gerçekten kendi kültürel köklerinden kopan insanlar orada (metropol şehirlerde) bir birini tanımadığı için kültürel erozyon başlıyor, tahribat başlıyor. Ailelere bakıyoruz, bazı ailelerde çeşitli travmatik hadiseler olabiliyor. Üzüntü verici şeyler olabiliyor. Dağılıyor bazen aileler… dolayısıyla bu kolay bir şey değildir. Onun için mümkün mertebe polisiye tedbirler ile değil ama ekonomik olarak, sosyal olarak insanları kendi yaşadıkları yerlerde tutmak lazım. Bunu yapabilmek için de doyurmanız lazım orada. İnsanlar orada karınlarını doyurmalı, para kazanmalıdır. Gelecek ile ilgili ümit ile bakabilmeli, çocuklarını eğitebilmeli… mesela her ilde bir üniversitenin kurulması, şehrin ekonomik hayatını biraz canlandırmak yanında da göçü engellemektir. Çocuğunu üniversitede okutmak için göç edip gidiyor. Bu da ‘bak senin şehrinde de üniversite var, çocuğunu orada okut, orada kal’ demek oluyor.  Bunları yapmak gerekiyor. Dolayısıyla bizim bu anlamda güçlü olmamız lazım.” İfadelerini kullandı.

 “YOKLUKLA BİR ŞEY KURAMAZSINIZ”

Şehirleri burjuvanın kurduğunu ve şehirleri kuranların genelde zengin ve varlıklı kesim olduğunu belirten Diken, “Çünkü yoklukla bir şey kuramazsınız. Medeniyet yerleşik hayatta olur. Göç olan yerde medeniyet olur mu? Olmaz. Göç eden bir vatandaşın medeniyeti, yükünü deve sırtı ile oradan oraya taşıması kadar olur. Bu durumda gelişemez. Yerleşik hayat ile birlikte insanlık medeniyeti genişletiyor. Şehirlerde de mimariyi genişletebilmek, sanatı genişletebilmek, albeniliği güzel bir şehir gerçekleştirebilmek için varlık olması lazım. Yoksul biri başını sokacak bir iki göz arar, ona bakar. ‘Şöyle doğal taşlar kullanayım, şöyle estetik olsun’ buna bakmaz. Onun için varlıklı bir kesimin bir yörede göçü engelleye bilmek için kendi toprağına bağlı kalmasını sağlamak ve medeniyeti geliştirmek, sanatı geliştirmek, şehri geliştirmek için varlıklı kesim sayısını arttırmaktır. Adnan Menderes dönemlerinde her mahalleye bir zengin yerleştirme formülü var, teşfik ediliyor. Bence bu yanlış değil. Birine destek verildiğinde ben mahalledeysen buna kızıyorum. Kızabilirsin ama eşyanın tabiatına uygundur. Çünkü herkese bol para veremezsiniz, o kadar paranız yok. Onun için birini canlandırıyorsunuz, o mahalleliyi doyuruyor, mahalleliye iş veriyor. Bu formül özellikle o ilk başlarda doğru bir formüldü. Mesela bir teşfik sistemi uygulanıyor, ben bu teşfik sisteminin de yanlış olduğunu söylüyorum. Herkese veriliyor ve azar azar veriliyor. Bir yazılım programı ihtiyacı oluyor, KOSGEB veya Kalkınma Ajansından alıyor. Bu derde derman değildir. Tabiî ki diğer firmaları da desteklemek gerekiyor ama biraz bazı firmaları sıyırmamız lazım. Hangi firma? Potansiyeli hangisi fazla ise o. Bizim burada varlıklı insan sayısını arttırmamız gerekiyor. Varlıklı olan insanların da varlığını arttırmamız gerekiyor. Sermayesine sermaye katmamız gerekiyor, geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü az para ile bir şey yapamıyorsunuz, mesafe alamıyorsunuz. Peki, ne yapacağız? Öncelikle pazı sıkıntıları sorarsam, finans sıkıntısı, sermaye sıkıntısı, yetiştirilmiş iş gücü sıkıntısı var dersiniz. Bunlar doğru ama temel sorun bu değildir. Temel problem ‘mental’dir, zihinseldir, akıl ile alakalıdır. Aklımızı kullanmakla alakalı bir olaydır. Temel problem yönetim ile ilgili bir problemdir. Yönetsel olarak doğru şeyler yapmamız gerekiyor. Adam sütü sağıp bize verecek biz de ayran yapıp satacağız. Biz buna alışmışız. Ee Arttır, ne yapayım süt yok. Sütü arttır. Yok. Onun için doğru şeyler yapmamız lazım, peşine düşmek gerekir. Sorduğumuzda ‘ne iş yaparsın?’ diye ‘her işi yaparım abi’ derler. ‘Ne iş olsa yaparım’ diyorsan hiçbir işten anlamıyorsun. Bir konuda uzman olman lazım, bir konuyu bilmen lazım. Her işi yaparım diye bir şey yapmayın, bu doğru değildir.” Şeklinde konuştu.

“BUGÜN DETAYLARI BİLEN KAZANIYOR, UZMANLAŞAN KAZANIYOR”

Diken, konuşmasına şöyle devam etti: “İlçe küçük, nüfus az ve az para kazanıyoruz. Bir esnafa baktığında bunu da satayım, onu da satayım, para kazanayım diyor. Bu kısa vadede baktığımızda iyi gibi, insanın hoşuna da gidiyor ama bu tehlikeli. Bugün detayları bilen kazanıyor, uzmanlaşan kazanıyor. 2001 krizine kadar Türkiye’de enflasyon yüksekti. Enflasyon yüksek olduğu için o günkü zenginler enflasyon zenginiydi. Çünkü sürekli fiyat artıyor. Eğer mal alabiliyorsanız, stok yapıyorsunuz, nasılsa bir ay sonra fiyat artıyor, fiyat arttırarak satıyordunuz ve para kazanıyordunuz. Yılda yüzde 150 kazanıyordunuz. Yüzde 75 enflasyon var onu eritti, 75 kaldı cepte.   Ama bu şişirilmiş bir balondu. İhtiyacı olmayan bir malı habire talep ediyorsunuz. Depolar dolu, dönüşüm o kadar fazla değil. Ne yapıyorduk. Senin paran benim cebime, benim param senin cebine giriyordu. Böyle dönüp dolaşıyordu. Ülke bazında bir gelişme söz konusu değildi. Dolayısı ile biz kendi kendimizi kandırıyorduk. İnanın askeri ihtilalların arkasında da bunlar var. Çünkü bir formül dayatmanız gerekiyor ve o formülü normal şartlarda kimse kabullenemiyor. Yani fabrikadaki işçilerin yarısını işten çıkarman gerekiyor. Malın fiyatını arttırman gerekir, pahalılık olacak vesaire… İnsanlar isyan eder. İnsanlar buna hazır değil, ne yapıyorsunuz? Bir ihtilal yapıyorsunuz insanlar bir huzur bulalım da deyip kabuğuna çekiliyor.  2001’de merkez banaksı özerk bir yapı kazandı. Bazı ekonomik politikalar geliştirildi. Rahmetli Özal ile birlikte başlayan dışa açılma, ihracat politikası sekteye uğradı. Sonra Ak Parti hükümetleri dönemlerinde gaza bastılar ve tekrar bu politika devam etti. Çünkü Türkiye’nin tek çıkış yolu budur. İkinci bir çıkış yolu yok. Üretmek, ihracat yapmak… Ürettiğiniz zaman istihdam meydana getiriyorsunuz, çünkü işsizliğiniz var bunu çözmeniz lazım. Ürettiğiniz zaman satmanız lazım ve yurt içine belli bir kapasite var yurt dışına açılmak zorundasınız. Yurt dışına açıldığınız taktirde memlekete döviz geliyor. Döviz geldiğinde döviz açığınız var ve bunu kapatıyorsunuz. Bu Türkiye’nin olmazsa olmazıdır. İşletmelerimiz böyle bir kabuk değiştirdi.”

Programa katılanların yaptıkları işleri ve pazar ağını paylaşıp karşılaştıkları sıkıntıları ve yatırımlar hakkında paylaşımlarda bulundular. Prof. Dr. Diken, katılımcıların paylaşımları doğrultusunda bazı bilgiler aktarırken ilçeme gelmişken buradaki yatırımları öğrenip katkı sunma gayretiyle bu programa katıldığını belirtti.

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN