• Dolar Alış / Satış: 9.481 / 9.498
  • Euro Alış / Satış: 10.998 / 11.018
  • BINGOL:
  • Güneş: 6:32
  • Öğle: 12:13
  • İkindi: 15:10
  • Akşam: 17:32
  • Yatsı: 18:59

Vahyin Mesajını Çağa Taşımak

26 Ocak 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1244 defa okundu.
Vahyin Mesajını Çağa Taşımak

Kur’an-ı Kerim’de aktarılan kıssalarda önemli mesajların olduğunu ancak Müslümanlar olarak sadece onları kıssa olarak dinlediğimiz için o mesajları alamadığımızı dile getiren Cahit Karaalp, ebu cehillerin, ebu leheblerin Kur’an-ı anladıkları için karşı durduklarını ancak bizlerin Kur’an-ı anlamadığımızdan dolayı sorunların çözümlerini Kur’an-ın dışında aradığımızı ifade etti.

 Eğitimciler Birliği Sendikası Solhan Temsilciliği ile Genç Memur-Sen Solhan Temsilciliği tarafından ‘Vahyin Mesajını Çağa Taşımak’ Konulu Konferans düzenlendi.

21 Ocak 2015 Çarşamba günü saat 17.30’da Şehit Kaymakam Ersin Ateş Ortaokulu Konferans Salonunda ‘Vahyin Mesajını Çağa Taşımak’ Konulu düzenlenen konferansa çok sayıda eğitimci ve vatandaşlar katıldılar. 

Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden Cahit Karaalp’ın konuşmacı olarak katıldığı konferansta Kur’an’dan önemli mesajlar aktarıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan konferansta Cahit Karaalp, yaklaşık bir saat konuşarak, Kur’an-ı Kerim’den bizlere verilmek istenen mesajlardan bazılarına dikkat çekti.

Karaalp; “Kur’an-ı Kerim rabbimizin tarihe bir müdahalesiydi. Hz. Peygamber aracılığıyla tarihe müdahale edildi. Kur’an-ı Kerim sadece o dönemin cahiliyesine karşı savaş açmadı.   Kur’an-ı Kerim sadece o dönemin cahiliyesini bitirmek istemedi. Bütün çağların cahiliyesine karşı savaş açtı. Mekke müşrikleri geliyorlar peygamberimize diyorlardı ki bu Kur’an olmaz, bu Kur’an’dan başka bir kitap getir bize.  Niye? Çünkü gelen Kur’an onların menfaatlerine uymuyordu. Başka bir kitap istiyorlardı. Anlıyorlar; ebu cehiller,  ebu lehebler… Gelen kitabın nasıl bir düzen getirdiğini biliyorlardı. Onun için başka bir kitap olsun istiyorlardı. Karşı çıktıkları Kur’an’ın mesajıydı. Yakın tarihimizde de bir cumhurbaşkanımız, Kur’an-ı Kerim’de 500 ayetin hükmü kaldırılmış, bu çağa hükmetmiyor demişti. Kur’an’ın ne demek istediğini çok iyi biliyordu. O ayetlerin kendisine de dokunduğunu çok iyi biliyordu. Onun için hükmü kaldırılmış diyordu.” Dedi.

“Kur’an-ı Kerim’in Sünneti; Çağa Çözüm Olmaktır”

Peygamberimiz (sav) döneminde Kur’an-ı Kerim’in anlaşılma sorunu olmadığını söyleyen Karaalp, “Sıcağı sıcağına iniyordu ve indiği gibi yaşanıyordu. Sahabiler biz 5-10 ayet yaşadıktan sonra diğer ayetlere geçerdik diyorlardı. Bugün biz Kur’an-ı Kerim baştan sona hatmediyoruz, hangi ayet bizim hayatımıza uyuyor hangisi uymuyor ona bakmıyoruz, sorgulamıyoruz bile. Kur’an-ı Kerim’in sünneti var. Kur’an-ı Kerim’in sünneti; çağa çözüm olmaktır. Bugün okuduğumuz Kur’an bizim; sosyal, siyasi, ahlaki vesaire sorunlarımıza çözüm olmuyorsa bilin ki bunun sebebi Kur’an değil, bizim ölü zihinlerimizdir. Kur’an-ı Kerim’in bir ismi şifadır. Hayatın sorunlarına çözüm demektir. Kur’an-ı Kerim’in bir ismi ruhtur. Okuyan kişiyi canlandırır. Okuduğu şeyi hayatına geçirir demektir. Kur’an-ı Kerim’in dili hareket dilidir, bereket dilidir. Kur’an-ı Kerim bize hareketlilik katar ki bereket gelsin. Kur’an-ı Kerim’i eğer bugün biz yaşayamıyorsak, biz bugünün Müslümanları olarak Kur’an’ın mesajını çağımıza taşıyamıyorsak, sorun bizdedir, sorun zihinlerimizdedir. Kur’an-ı Kerim, Kur’an medeniyetini inşa ettiği dönemde, Hz. Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali gibi sahabeleri yetiştirdi. Ama ne zaman ki Kur’an medeniyetinden ayrıldık, krallar medeniyetine girdik; işte o zaman Kur’an’ın özelliği, Kur’an’ın yetiştirdiği güzel insanlar maalesef kayboldu.” İfadelerini kullandı.

“Vahyi Güncelleştirmediğiniz Zaman Haşa Ölü Bir Metin Gibi Elimizde Durur”

Karaalp, “Hepimiz Fatiha süresini okuruz. ‘Ğayril meğdubi aleyhim veleddalin’ sahabeler bunun açıklaması için kim ya Resulullah diyorlar. Peygamberimiz (sav) diyor ki; “Yahudilere ve Hıristiyanlara bakın. Onların yaptıklarına bakın, onlar gibi olmayın demektir” diyor. Vahyi böyle güncelleştiriyordu. Vahyi güncelleştirmediğiniz zaman haşa ölü bir metin gibi elimizde durur. Bugün öğrencilerimiz “hocam hangi tefsiri alıp okuyalım” diyorlar. Onlara cevap vermekte zorlanıyorum. Çünkü her bir tefsirin gördüğü bir işlev vardır. Her bir tefsirin doldurduğu bir açık vardır. Ondan dolayı şunu okuyun diyemiyorum. Ama hocam çağımızın sorunlarını gündeme getiren, çağımızın sorunlarına ışık tutan bir tefsir var mıdır? Diye sorulduğunda hayır maalesef yoktur. Çünkü bugüne kadar tefsir geleneğimiz; Kur’an’ı anlamaya, lafızlarını anlamaya dönüktür. Mesajı anlamaya dönük tefsirler hala yazılmış değildir. Ve bugün bizim buna çok ihtiyacımız vardır. İçinde bulunduğumuz buhrana Kur’an nasıl bir çözüm getirmiş, bugün bizim buna bakmamız gereklidir.” Dedi.

“Kur’an’a Gelmeyen Çağ, Tuğyana Gider” 

“Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de “Kim Kur’an’dan yüz çevirirse ona sıkıntılı bir yaşam vardır” diyor” diye sözlerine devam eden Karaalp, şu ifadeleri kullandı: “Yani vahyin mesajını çağa taşımadığımız zaman hayatımız sıkıntılı olacaktır demektir. Başka bir ayeti kerimede de Peygamberimizin bir şikâyetinden bahseder. “Ya rabbi kavmim Kur’an-ı terk etti.” Bugün hiç birimiz Kur’an-ı terk etmedi. En cahilimiz için de en alimimiz için de Kur’an bizim en kutsal kitabımızdır. Peki, Kur’an nasıl terk edilir? Çağa taşınmazsa, çağın sorunlarına Kur’an’dan çözüm aranmazsa Kur’an terk edilmiş olunur. Kur’an-ı terk etmemek için, Resulullah’ın o şikâyetine mazhar olmamak için, inşallah vahyin mesajını çağa taşıyacağız. Şunu unutmayalım; Kur’an’a gelmeyen çağ, tuğyana gider. Eğer Kur’an anlaşılırsa çağları ihya eder. Peki, Kur’an-ı Kerim anlaşılır mı? Kur’an-ı Kerim kendisini anlaşılır bir kitap olarak niteliyor. Her kes anlar. Hiç kimse Allah’u tealadan aldığı özel bir dille Kur’an-ı anlamış değildir. Herkes çalışarak, öğrenerek, vakit harcayarak, severek, isteyerek Kur’an-ı öğrenmiştir ve anlamıştır. Ebu cehil, ebu leheb Kur’an-ı anlıyordu. Onun için karşı çıkıyordu, bu kitap olmaz diyordu. Bilal ile aynı yerde olmam diyordu, anlıyordu. Ama bugünün Müslümanları Kur’an-ı anlamıyor. Çünkü gayret sarf etmiyor. Ticareti başarıyor, araba sürmeyi başarıyor, üniversiteyi kazanmayı başarıyor, gerekirse üç yıl dershaneye gidiyor ama Kur’an-ı anlamak için günün bir saatini yarım saatini harcamıyor. Demek ki sorun Kur’an’da değil, demek ki Kur’an anlaşılmaz değil,  sorun bizde. Biz istemiyoruz, biz gayret göstermiyoruz. Kur’an-ı Kerim’i her gün okuyoruz.  Her gün namazda, günde 40 defa 50 defa Fatiha süresini okuyoruz. Fatiha süresi Kur’an’ın özetidir. 7 ayettir, 6 bin küsur ayeti özetler. Başka hiçbir kitapta öyle bir özellik yoktur. Bugün tüm Müslümanlar istinasız, günde beş vakit 40 defa bu ayetleri ömürleri boyunca okurlar. Bugün bir öğretmen öğrenciye 7 cümlelik İngilizce bir metin verse ve günde beş vakit 40 defa oku derse biz veliler olarak düşünmez miyiz nedir bu cümleler? Burada ne anlatılıyor ve niye hoca ısrarla bunu istiyor demez miyiz? Eğer Allah’u Teala günde 40 defa Fatiha’yı okumamızı istemiş ise bir bildiği vardır. Kur’an-ı baştan sona kadar özetlediği içindir. Bize kişilik kattığı içindir. Bizi kişilikli, şahsiyetli ve kimlik sahibi yapmak istediği içindir. Çünkü Fatiha süresi, insanlara kimlik bilinci, mensubiyet bilinci, kişilik bilincini verir.”

“Allah Kuluna Yetiyorsa, Müslüman Olan Kul Neden Gidip Çözümlerini Başka Yerde Arıyor?”

Karaalp, “Biz “iyake nestain” ayetini okuyoruz. Genelde bir insandan yardım istemenin red edildiğini ve ölülerden yardım dilemenin red edildiğini düşünüyüz o ayetle. Çünkü tefsirciler böyle anlatıyor. Halbuki ayet bunu söylemiyor. “İyyake nâ budu ve iyyake nestain” mesajında ayetlerin devamına baktığımızda ayet şunu söylüyor. “Ya rabbi ben hayatta yalnız sana kulluk ederim. Ben bu hayatı yalnız senin için yaşarım. Senin istediğin gibi yaşarım, yaşamalıyım. Bunun için bana yardım et. Bana hayat yolunu göster. Bana doğru yolu göster ki ona göre yaşayayım. “iyake nestain” ayetinde her gün istediğimiz budur. Allah’ın istediği yaşama yolunu istiyoruz. Ve Allah’u Teala ileriki ayetlerde Bakara süresinde Siz doğru yolu istediniz değil mi? Siz benden hayat yolunu istediniz değil mi? Alın size Kuran diyor. Hiç şüphesiz sizi doğruya götürür. Peki, hocam biz günde beş vakit namaz kılıyoruz niye bir şey olmuyor? Çünkü Fatiha bilinciyle namaz kılmıyoruz. Fatiha’nın o diriltici ruhunu kendimizde bulamıyoruz. Ayet okuyoruz, “Rabbin kuluna yetmez mi?” elbetteki yeter. Peygamberimiz (sav) “siz bir ayet okuduğunuzda eğer soruyorsa cevabını verin” diyor. “Rabbin kuluna yetmez mi?” elbetteki yeter diyeceğiz. Peki, Allah kuluna yetiyorsa, Müslüman olan kul neden gidip çözümlerini başka yerde arıyor? Neden biz ekonomimizin düzelmesi için başka yerlere başvuruyoruz? Neden siyasi örneklerimiz başka bir yerde? Neden medeni hukukumuzu başka bir yerden alıyoruz? Demek ki biz Rabbimizi kendimize yeterli görmüyoruz. Eğer Rabbim bana yeter diyen bir Müslüman varsa; o Müslüman bu ayetin gereği olarak hayatın bütün sorunlarını Kur’an’a götürmüyorsa yalan söylüyor demektir. Kendi kendisi ile çelişiyor demektir.” ifadelerini kullandı.

“Kur’an-ı Kerim İnsanlara Kıssalar Yoluyla Mesajlar Veriyor”

Kur’an’dan kıssaları aktararak verilmek istenen mesajlara dikkat çeken Karaalp, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bütün peygamberlerin ortak bir vasfı vardır. Hepsi tevhide davet etti. Kur’an-ı Kerim’in temel vurgusu tevhiddir. Diğer önemli bir vasıf adalettir. Tüm peygamberler, Firavunların, Nemrutların, Ebu cehillerin karşısına çıkıp adalete çağırdılar. Kur’an-ı Kerim’in çağa taşıdığı iki önemli mesaj tevhid ve adalettir. Bugün biz Müslümanlar bunlardan yoksunuz. Ne adalet var hayatımızda ne de doğru dürüst bir tevhid. Tüm peygamberler istinasız İnsan yetiştirdiler. Ortak mesleği eğitmekti, öğretmekti. Öğretmenlerimiz aslında bu yönüyle peygamberlerin varisleridirler. İnsan yetiştiriyorlar. Kur’an-ı Kerim’in amacı da insan yetiştirmektir. Onun için emirler getiriyor, yasaklar getiriyor, tarihten örnekler veriyor, meseleleri aktarıyor. Emir ve yasakları biliyoruz ama bizim için önemli olan kısalardan verilen mesajlardır. Kur’an-ı Kerim insanlara kıssalar yoluyla mesajlar veriyor, kıssalar yoluyla eğitmek ister, kıssalar yoluyla Kur’an’ın tarihi okumasıdır. Kıssalar Kur’an-ı Kerim’in tarih üzerinde bir kimlik oluşturmasıdır. Bunun için okuduğumuz kıssaları es geçmeyelim. Bugün bir hikâye anlatıldığı zaman dört dinleriz. Acaba ne söylenmek isteniyor. Uydurma bir hikâye, fıkra anlatılır acaba mesajı nedir diye düşünürüz. Kur’an-ı Kerim’in kıssaları anlatılır dinleriz. Ne söyleniyor? Bir Peygamberin hayatı anlatılıyor. Niye böyle oldu? Bizlerden kaynaklandı, hocalardan kaynaklandı, okuyan insanlardan kaynaklandı. Bütün tefsirleri açtığımız zaman Hz. Musa’nın, Hz. İbrahim’in, Hz. Adem’in hayatını açtığımız zaman bakıyorsunuz israiliyatlar var. Tarihte Yahudiler, demişler ki; Müslümanlar bu Kur’an-ı anlarlarsa dirilecekler, kaybeden biz oluruz. Müslüman olduklarını söylediler, Müslümanlar gibi davrandılar ve kıssaların arasına kendi kitabi bilgilerini yerleştirdiler. Bunlara israiliyat diyoruz. Öyle ki; biz Kur’an mıdır, israiliyat mıdır? anlayamaz olduk. Elhamdulillah bunu ayıracak kriterler vardır elimizde. Ayıran ayırıyor. Bugün peygamberler hayatı diye okuduğumuz birçok hayat aslında israiliyati bilgilerdir. Onun için diyoruz peygamberler hayatını okuyacaksanız Kur’an’dan okuyun. Başka bir kitaba gerek yoktur. Kur’an-ı Kerim en sahih bilgiyi veriyor.”

  

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

‘Vahyin Mesajını Çağa Taşımak’

21 Ocak 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1213 defa okundu.
‘Vahyin Mesajını Çağa Taşımak’

Eğitimciler Birliği Sendikası Solhan Temsilciliği ile Genç Memur-Sen Solhan Temsilciliği tarafından ‘Vahyin Mesajını Çağa Taşımak’ Konulu Konferans düzenleneceği duyuruldu.

 Eğitimciler Birliği Sendikası Solhan Temsilciliği ile Genç Memur-Sen Solhan Temsilciliği tarafından 21 Ocak 2015 Çarşamba günü saat 17.30’da Şehit Kaymakam Ersin Ateş Ortaokulu Konferans Salonu  ‘Vahyin Mesajını Çağa Taşımak’ Konulu Konferans düzenleneceği duyuruldu.

Halkın davetli olduğu ‘Vahyin Mesajını Çağa Taşımak’ konulu konferans duyurusunda, Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden Cahit Karaalp’ın konuşmacı olarak katılacağı belirtildi.

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN