• Dolar Alış / Satış: 8.624 / 8.64
  • Euro Alış / Satış: 10.307 / 10.326
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:45
  • Öğle: 12:30
  • İkindi: 16:26
  • Akşam: 19:54
  • Yatsı: 21:47

TUZ KOKMASIN!

6 Haziran 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1455 defa okundu.
TUZ KOKMASIN!

Bazen nereden tutacağını bilemez, nasıl yaklaşacağına şaşırırsın. Bu çıkmazlık bazen bilgi eksikliği, bazen inanç eksikliğinden kaynaklanır…

Hak olmayanı hak bilmek, haksızlığı; başkası için olduğunda meşru, kendimiz için olduğunda gayrı hukuki ve gayri ahlaki bilmek normalleşmiş durumda…

Önderimizin “kızım Fatıma da olsa…” ifadesini bile bile kendimiz için farklı başkaları için farklı taleplerde bulunmayı konumumuz gereği hak bilir duruma geldik.

Hak talep edenlerin bunu arzu etmesi; nefisleri ile aralarındaki mücadeleye bağlı iken hakkı tesis edeceklerin haksızlığa rıza göstermesi; İslami, insani ve vicdani olarak sorgulanmalıdır.

Hak; herkes için adilce sağlanmalıdır.

Adalet; kimi için adalet, kimi için ise eşitlik olarak algılanmamalıdır.

Emanetçi; emanete riayet ederken, vekil; asılmış gibi görevi yürütmelidir.

Bir sorumluluk varsa orada feraset önce olmalıdır, feraset sahibi olan da hakkı tesiste nefsi değil ilmi davranmalıdır.

Kalite; söylem ile eylemin örtüşmesi ile mümkündür.

Sorumluluk, ‘bir kuzuyu Nil kenarında bir kurt kapsa gelip Allah’ın onu benden sormasından korkarım’ diyen Aşere-i mübeşşereden Hattab’ın oğlu Ömer-ül Faruk’un sözünde gizlidir.

Adalet, merhamet değil hakikat tesis olunca sağlanmış olur.

Bazı şeyler esasta aynı olsa da usul ile yanlış olabiliyor. Yolda geçerken bir ağaçtan koparılan elma; sahibinin izni ile alınınca helal, izinsiz olunca haram olduğu gibi…

Bir şey; başlandığı yer ile nihayete uğradığı yer/durum ile değil izlenilen yol ile hakkaniyete ulaşmış olur. Tıpkı; birinin ihtiyaç duyduğu bir şeye ulaşması değil nasıl ulaştığındaki usul gibi…

Bir işi yaparken haklı durum olmasına rağmen haklıyı değil çıkarı aramak haksızlığa kapı aralamak olur.

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” ifadesi gölgesinde aralanan kapıdan bir ihmalin geçmemesi için mücadele eden kişiler ise samimi ve dostturlar. Hakkın tesisi için mücadele eden, hor görülmek yerine; daha isabetli işler yapılmasına yardımcı olma mücadelesinden dolayı taktir edilmelidir. Çıkar gözetmeden hakkın tesisi için mücadele edenlerin sığınağı ise “Ey iman edenler! Sizler yolunuzu daima, Allah’ın kitabıyla bulun ve her zaman hakkı ve doğruyu konuşun.” (Ahzap 70) ayeti kerimedir.

Deri kokmasın diye tuzlanır; Tuz kokunca ne yapılsın?

İnsanları kuvvetli kılan samimiyetidir. Samimiyetin sürekliliği ve kararların isabetliği değerin artmasına nedendir.

Tenim ed-Dari (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sav) Efendimiz: ‘Din nasihattir (samimiyettir, sadakattir)’, buyurdu. Bunun üzerine sahabeler:  ‘Kime karşı samimiyettir?’ deyince,  Peygamber (sav) ‘Allah’a karşı, Kitabı’na karşı, Resulü’ne karşı, Müslümanların idarecilerine karşı ve bütün Müslümanlara karşı samimi olmaktır’ buyurdu.

Müslim, İman,95. Ebu Davut, Edep,59; Tirmizi, Birr,17.

Dinleri samimiyet olanların samimiyetten uzak olmaları acı değil midir?

Bazen; örnek insan Hz. Peygamber’in “Ey Kureyşliler, ‘şu dağın ardında size saldırmak üzere olan bir düşman ordusu var’ desem, bana inanır mısınız?” sorusu üzerine “Evet, inanırız. Zira biz senin bugüne kadar yalan söylediğini hiç duymadık. Seni doğru sözlü biri olarak biliriz.” diyen Kureyşlilerden Hz. Muhammed (sav)’in tebliğinden sonra amcası olan Ebû Leheb’in “Yazıklar olsun sana! Bizi bunun için mi topladın burada.” diyecek kadar bazı konularda Müslümanlara inanmanın noksanlaştığını yaşamaktayız.

Eğer; hak, adalet ve hakikat konusunda Müslümanlar arasında samimiyet ve inanç yoksunluğu yaşanıyorsa o zaman ‘tuz kokmuş’tur.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN