• Dolar Alış / Satış: 8.347 / 8.362
  • Euro Alış / Satış: 10.14 / 10.159
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:57
  • Öğle: 12:25
  • İkindi: 16:19
  • Akşam: 19:34
  • Yatsı: 21:18

SOLHAN’DA REGAİB KANDİLİ KUTLANDI

28 Nisan 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1626 defa okundu.
SOLHAN’DA REGAİB KANDİLİ KUTLANDI

Üç ayları müjdeleyen Regaib Kandili’nde Türkiye’nin dört bir tarafındaki camileri dolduran vatandaşlar namaz kılıp dua etti. Solhan’da da Camilerde ve Sivil Toplum Kuruluşunca Regaib Kandili kutlama programı düzenlendi.

 Regaib Kandili münasebetiyle Solhan Ulu Cami’sinde mevlüd programı düzenlendi.

Vatandaşlar, “Regaib Kandili, Kur’an-ı Kerim ve Mevlid” özel programı dolayısıyla akşam saatlerin Solhan Ulu Cami’sine gelerek buradaki programa katıldılar.

Cemaatle kılınan akşam namazının ardından Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Regaip Kandili’nin önem ve anlamı anlatıldı, gecenin dua ve ibadetle geçirilmesinin manevi değerine değinildi.

“RAHMET GÖRÜLMÜŞ OLSA İMTİHANIN BİR SEBEBİ KALMAZ Kİ!”

Mevlid-i şerifin okunup ilahilerin seslendirildiği programda Solhan ilçe Müftüsü Sırrı Fuat Ateş, vaaz etti.

Müslümanlar olarak üç aylara bizleri kavuşturan Allah’a ham ettiğimizi belirten Ateş, “Müslüman olarak bugünleri değerlendirmek lazım. Zaman hızla akıp geçiyor. Sen ne yaparsan yap, ister kulluk yap, ister isyan et, ister namazla geçir zamanı, ister oyunla geçir zamanı, sonuçta zaman hızla akıp gidiyor. Saniyeler aynı hızla ilerliyor. Ne yaparsak yapalım zamanı durdurma imkânımız ve gücümüz yok. Hele hele zamanı geri alma imkânımız asla yok. Şöyle ya da böyle geçiyor. Bu üç aylarda geçecek. Recep bitecek, Şaban gelecek. Şaban bitecek, Ramazan gelecek. Ramazan bitecek. Bu kutsal zaman dilimlerinde ne elde edeceğiz? Cenab-ı Allah rahmeti yağdırır bu mübarek gecelerde, günlerde… Yağmur gibi rahmet yağar ya! Hocam göremiyoruz? Biz görsek bir anlamı kalmaz. Bir Allah dostunun dediği gibi ‘eğer siz secde halindeyken üzerinize inen rahmeti görseydiniz başınızı hiç secdeden kaldırmazdınız.’ Görülmüş olsa imtihanın bir sebebi kalmaz ki! Rahmetin yağdığını herkes görebilse o zaman herkes aynı seviyede olur, imtihan olmaz. Rahmet gizli ki bunun kıymetini bilenle bilmeyen, değerlendirenle değerlendirmeyen ortaya çıksın, fark belli olsun. Yoksa Cenab-ı Allah’ın rahmeti aralıksız yağar. Bu günlerde şöyle bir düşünün; herkes istifade edecek mi? yağmur yağdığında dışarı çıktığınız zaman o yağmur damlaları üzerimize gelir ıslanırız. Dışarıda durduğumuz oranda yani kadar ne kadar durmuşsak o yağmur bize isabet eder. Eğer şemsiye almışsak o zaman yağmur taneleri bize isabet etmez. İşte Cenab-ı Allah’ın manevi rahmeti de bu gecelerde böyle yağar. Bu rahmet yağışına çıkan insanlar o rahmetten istifade etme çabası içinde olan insanlar, o rahmetten paylarına düşeni alırlar. Bazı insanlarda vardır ki şemsiye açmıştır. O rahmetten istifade edemez. İşte bu üç aylar ikliminde bizler geçmişimizin bir hesabını yapmamız gerekiyor. Bakın sağınıza solunuza yani toplumumuzda neler oluyor? Çocuklarımız nasıl, geçlerimiz nasıl bir hayat yaşıyor, nasıl bir hayatla karşı karşıyalar? Komşuluk ilişkilerimize bakalım. Ticaretimiz nasıl, toplum nereye gidiyor? Büyük bir sıkındı içerisindeyiz. Ümmet olarak büyük bir sıkındı içerisindeyiz. Güvenimiz yok, saygımız yok, muhabbetimiz yok. Birçok felaketle karşı karşıyayız. Rahmet Peygamberin ümmeti, yani bizler; rahmetin sembolü, şefkatin sembolü olmamız gerekirken maalesef toplumumuz tam tersi rahmet ve şefkatden uzak, insanı ilişkilerinden uzak. Haberlere bakıyorsunuz içiniz kararır, gazeteleri okuyorsunuz içiniz kanıyor. Hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, fuhuş, cinayet ne ararsak var. Peki, niçin oluyor bunlar? Biz neyimizi kaybettik, değerlerimizi kaybettik. Bu felaketlerle, bu acı olaylarla karşılaşıyoruz. Gönül coğrafyamız kurudu, rahmetten eser yok coğrafyamızdan. İhzar dediğimiz değeriniz ortadan kalktı. Ne demek ihzar; bir başka Müslümanı kendi nefsine tercih etmek. Bunun ötesinde Ceneb-ı Allah ensarı överken ilk müslümanları överken buyurmuyorlar mı ‘kendileri bir ihtiyaç içerisinde olsa bile Müslüman kardeşlerini kendi nefislerine tercih ederler’ böyle güzel değerlerimiz vardı bizim. Şimdi niye yok, niye başkalarına özeniyoruz, onları taklit etmek istiyoruz? Evet biz bir zihinsel travma yaşıyoruz. Zihnimiz değişti bizim, düşüncelerimiz değişti, olaylara bakışlarımız değişti, hayata bakış açımız değişti. Hesaplarımızı tek dünyaya yapar hale geldik. Sadece bu dünyayı hesap ediyoruz, ahireti unuttuk. Ahiret inancımız var, ahiret aklımıza gelmiyor. Olaya bakışımız değişti, ölümden korkar hale geldik. Zihnimiz değişti, bunun çeşitli sebepleri olabilir. Biz bir şeye muhtacız, biz yeniden bir dirilişe muhtacız. O kaybettiğimiz değerlerimizi yeniden bulmak ve ihya etmeye muhtacız. Gönül coğrafyamızda sınırları kaldırmaya muhtacız, gönül coğrafyamızı rahman ismi celilisiyle, yağmurlarıyla sulamaya muhtacız.  Biz gönül coğrafyamızı şefkatle doldurmaya muhtacız, biz sevgiye, saygıya, hürmete muhtacız. Kendi değerlerimize muhtacız, kendi değerlerimizi tanımaya muhtacız. Kısacası bizim kendimizi tanımaya ihtiyacımız var.” İfadelerini kullandı.

“MÜSLÜMANLARA GÖRE ASRİ SORUN SİSTEMİN TOPLUMU YETİŞTİRME YÖNÜNDEKİ YANLIŞ POLİTİKASIDIR”

Regaib Kandili dolayısıyla bir program da Solhan Çağrı-Der’de düzenlendi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda Mahmut Akgül, bir konuşma yaptı.

İster inançlı, ister inançsız olsun, ortada bir bunalım olduğundan herkes hem fikir olduğunu belirten ve bunun sebeplerini irdeleyen Akgül, “Ancak bu bunalımdan kurtuluşun çaresi ve adresi olarak herkes kendi ideolojisini işaret ediyor. Müslümanlara göre asri sorun sistemin toplumu yetiştirme yönündeki yanlış politikasıdır. Çünkü insanın doğuştan gelen fıtratı temizdir. Bu temiz fıtratı, ya aile veya içinde yaşadığı tolum iyi ya da kötü yönde etkilemektedir. Günümüzde çocuk gözünü açar açmaz karşısında televizyonu bulunuyor ve dolayısıyla bütün ahlakını da ondan alıyor. Nitekim senelerdir. Film ve dizilerle: örtülü ve iffetli kızlar köylü kızı rolünde oynatılarak: şehre geçince açılıp saçılan sevgili arayan sevgilisiyle sinemaya, diskoya giden ve güya medenileşen biri rolünde oynattılar. Bu filmlerle İslami bağlılıkları Müslümanları gericilikle suçladılar. Bu film ve diziler dolaylı olarak bilinçaltında insanlara şunu telkin ediyorlar; ‘sen çağdaş ve medeni olmasın. Bunun için bir batılı gibi giyinmeli, bir batılı gibi eğlenmeli ve bir batılı gibi hayata bakmalısın…!’ Bu çirkinliğe de kimi zaman “sanat” kimi zaman “özgürlük” ve kimi zaman da “medeniyet” dediler. Dış görünüşü alımlı ve göz kamaştırıcılığına aldanan gençlik de bunu gerçek sandı. Sonunda batı kültürünün etkisiyle yetişen insanların kalplerindeki maneviyatı öldürdüler. İnsanlar ise bu manevi boşluğu; değişik spor dalları, şiir ve şarkılar, dans pistleri, alkol ve uyuşturuculardan aramaya başladılar. Ruhundaki boşluğu bu yolla da dolduramayanlar sonun da bir suç makinesine döndüler. Asıl soru kafeslendiğinin farkında olmaktır. Kafeslendiğinin farkında olmayan bir kişinin ve anlayışın kafesten kurtulmak gibi bir sorunu da olmayacaktır. Bugün Müslüman toprakların işgalinden ziyade, beyinlerin işgali söz konusudur. Bugün işgal edilmiş beyinler vardır. Temiz bitkilerin yetişmesi için tarlayı zararlı ot ve maddelerden temizlemek lazım… Yoksa tarladan temiz bitkiler yerine dikenleri toplamaya devam edeceğiz. Bunun için hastayı doktora, bozuk cihazı ustasına götürmek lazım. Resulullah (s.a.v) gerek Mekke’de gerekse Medine’de hedefini namaz kılmayan, oruç tutmayan, içki içeni kumar oynayanlar üzerine kurmadı. Hedefini bütün bu pisliklere sebep olan cahili sisteme karşı verdi. Çünkü bütün bu pisliklerin ana kaynağı, çarpık sistemden kaynaklanıyordu. Ve her sarhoş da bu çarpık sistemin sonucunda o noktaya varmıştı. Dolayısıyla sivrisinek avlamak yerine sivrisineği üreten bataklığı kurtarmak lazım” şeklinde konuştu. 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN