• Dolar Alış / Satış: 8.836 / 8.851
  • Euro Alış / Satış: 10.336 / 10.355
  • BINGOL:
  • Güneş: 6:02
  • Öğle: 12:20
  • İkindi: 15:43
  • Akşam: 18:17
  • Yatsı: 19:43

SEYYİD KUTUP VE ÖNCÜ KUR’AN NESLİ: I

17 Ekim 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1663 defa okundu.
SEYYİD KUTUP VE ÖNCÜ KUR’AN NESLİ: I

Merhum alim Şehid Seyyid Kutub, Yoldaki İşaretler kitabında Kur’an’a yeniden dönüş imkanları ve toplumların vahiy ile irtibatlarında yaşadıkları sorunları ele alır. Sahabe nesli ile günümüz Müslümanlarını mukayese ederek ‘Öncü Kur’an Nesli’nin inşası için gerekli hususları tespit eder.

Şahsen İslam’ı kavrama, muradı ilahiyi anlama yolunda/tamamlanmamış, tamamlanamaz bir süreç/ ve ‘Müslüman’ oluşumda büyük etkileri olan başta Şehid’in, ‘Yoldaki İşaretler’ kitabı olmak üzere Seyyid Kutub ile ilgili bazı değerlendirmeleri, yazıları, konferans notlarını da esas alarak birkaç yazı yazmaya çalışacağım.(ilgili kaynakları en sonda kaynakça bölümünde bulabilirsiniz.)

“Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.” (Fatır32)

‘Ve Resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi’.(Furkan 30)

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Al’i imran 104) (Allah’ın azabından korunabilmenin en temel şartı zulme ve zalime tavır almaktır.)

İslam dünyasında ilk sapma siyasal alanda hilafet veya imametin saltanata dönüşmesi ile başladı. Bu süreç Kur’an’ın mehcur bırakmak ve peygamberimizin bize bıraktığı yoldaki işaretlerden uzaklaşmak ile devam etti. (Malik bin Nebi, bu siyasal sapma sürecini Muaviye ile başlatır ve şöyle der: ‘Sonsuza kadar sorunsuz devam edebilecek potansiyeli  Muaviye yer ile bir etti. İkinci Ömer olarak da bilinen Ömer bin Abdulaziz, bataklıkta yetişen bir gül gibidir. Çabaları önemli fakat büyük yozlaşmaya çare olacak kadar etkili olamadı.’)

Siyasal alanda başlayan sapma; ilmi alanı da kuşatmaya, etkilemeye, yönlendirmeye ve giderek tahrif etmeye başladı.  Siyaset tefsir ilişkisi, siyaset hadis ilişkisi siyaset fıkıh ilişkisi vs. her zaman vahye uygun gelişemedi maalesef. Hatta tefsirimizin çok önemli yekunu Müslümanların siyaseten güçlü ve hakim oldukları dönem ürünleri olması boyutuyla çoğu zaman iktidar merkezli bir okumaya sebep olmuş ve bazı sorunların da bize kadar gelmesine kaynaklık edebilmiştir. Bu durum bazen farkında olmadan, iktidar ile ilişkiden bağımsız; tamamen içinde bulunulan sosyo politik ortamın sonucu iken bazen siyasetin, ilmi olana baskı kurması sonucuyla da ilgilidir.

Hâkim zihnin ürünleri, mazlum oluşu tefsir etmede, mücadele fıkhı üretmede yine mücadelede merhaleciliğin gelişmesi meselelerinde kaynaklık edemiyordu.

Tefsir siyaset ilişkisi, siyasetle başlayan yozlaşmanın mezhebi/meşrebi kaygılar ile İslam’ın coğrafyasını genişletmek suretiyle farklı kültürler  ile tanışması ve karşılaştığı bu kültür ve medeniyetlerin köklü tarihi altyapısından etkilenmesi,  kültüre has olanın dini alana dahil edilmesi gibi durumlar itikadın ve tevhidi netliğin kaybolmasını kolaylaştırmıştır.

Şunu unutmamak gerekir ki kültür ve medeniyet üretilen değerlerdir. Ancak bizim için şeref ve şan Enbiya 10’da olduğu gibi inzalidir. Üretilemez.  Onun için kültür ve medeniyet yaklaşımlarımızda da ölçüyü kaçırmamamız gerekir. Onlar kutsal değildir. Belki tevhide aykırı değilse muhteremdir.

Al’i imran 104. ayetine göre yaşayan bir nesil hep var olageldi. Bu istikamet üzerine olan sabikunlar bir şekilde egemenleri hep rahatsız etti ve egemenler bunlardan kurtulmak adına türlü çeşitli yollara başvurdular.

Şehit Seyyid Kutup’un idamını bu bakışla anlamak gerek. İstikamet zaafa uğratılmak istendiği için şehadet olgusu vardır. Ancak şehidler, Binlerce uyuyanı uyandıran bir çığlıktır.

Seyyid Kutub’un yazdıklarını ve ifade ettiklerini tesirli kılan hiç şüphesiz ihlası, ilmi ile amil oluşu, inandığı değeler uğruna canını veren saygı değer tutumu, İslami kimliği, şahsiyetli, ilkeli bir mücadeleyle savunması ve izzetle temsil etmesidir.

Seyyid Kutup 29 Ağustos 1966 yılında Şehid edildi.

İlk defa 1960 yılında İslam’da sosyal adalet kitabı Türkçeye çevrildi. İlginçtir bu çeviri mit eliyle oluyor.  O zaman mitin başında bulunan Doğu Bey adında bir zat zamanın diyanet işleri başkan yardımcısı Yaşar Tunagür’e yaptırmıştır. Mitin kaygısı o dönemde  yükselişte olan markiszme karşı gençleri ‘zararsız’ görünen  İslam’a yönlendirmekti. İsmail Kazdal zamanın Hilal dergisi sahibi şöyle diyor; ‘biz o dönem Seyyid Kutub’un yazılarını parça parça dergide yayınlıyorduk. Bunlar; toplumun alışık olmadığı türden zehir zemberek yazılardı. Birileri gelip bizi tutuklar diye hep bekliyorduk ama öyle bir şey olmadı. Çünkü tehlikenin henüz farkında değillerdi.’

Tabi bunlar ‘Yoldaki İşaretler’ kitabından ve Seyyid Kutub’un idam edilmesinden önceki yıllar için. Daha sonra Seyyid Kutup anlaşılınca baskı dönemi de başladı.  Nitekim 1966 yılında ‘Yoldaki İşaretler’ Hilal Yayınları tarafından çevrilince, içerdiği fikirler anlaşılınca  TCK163. Madde gerekçe gösterilerek kitap toplatıldı, yayıncısı ve çevirmeni cezalandırıldı…

Sonraki yazıda ‘Yoldaki İşaretleri’ görmeye çalışacağız inşallah…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN