• Dolar Alış / Satış: 8.337 / 8.352
  • Euro Alış / Satış: 10.1 / 10.118
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:45
  • Öğle: 12:29
  • İkindi: 16:25
  • Akşam: 19:53
  • Yatsı: 21:46

Mültecilere Yapılan Saldırılara Kınama

25 Ağustos 2014
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1299 defa okundu.
Mültecilere Yapılan Saldırılara Kınama

Suriyeli mültecilere yönelik artan saldırılara yönelik yazılı basın açıklaması yapan Bilgi ve Düşünce Derneği: “Muhacirlerin yaşadıkları mahallelerde evlere saldırıya geçip, çoluk çocuk demeden zavallı insanları linç etmeye kalkışıyorlar. Bu eylemleri organize eden mahfilleri lanetliyoruz”

 Esad diktatörlüğünün katliamlarından kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin bir süredir azgın grupların saldırısına maruz kaldığı ifade edilen açıklamada: “Bazen bir Suriyelinin adının karıştığı sıradan ve münferit bir adli vaka, çoğu zaman da bütünüyle yalan ve iftira dolu haberlerin çoğaltılıp, köpürtülmesi neticesinde tahrik edilen gruplar ‘Suriyelileri istemiyoruz!’ sloganları eşliğinde muhacirlerin yaşadıkları mahallelere, evlere saldırıya geçip, çoluk çocuk demeden zavallı insanları linç etmeye kalkışıyorlar. Öncelikle bu eylemleri organize eden mahfilleri lanetliyor; bu zalimane, vahşi eylemlerin bu ülke insanının alnına vurulmuş bir kara leke olarak tarihe geçeceğini üzüntüyle hatırlatıyoruz” denildi.

“Muhacirleri Hedef Alanlar İnsanlık Düşkünü Sefil Yaratıklardır”

Türkiye’nin son yıllarda Ortadoğu’da hüküm süren dikta rejimlerinin zulümlerinden kaçan mazlumlara ev sahipliği yapan bir ülke konumuna geldiğini kaydedilen açıklamada: “Şüphesiz yakın bir tarihe kadar bu ülke insanının zulme uğramamak için kendisine sığınacak başka bir yer aradığı bir ülkeydi Türkiye. Böylesi bir mazisi olan bir ülkenin bugün mazlumların hicret ettiği, sığındığı bir konuma gelmiş olması insani değerlere sahip her vatandaş için sevinç duymayı hak eden bir gelişmedir. Ne var ki, bilhassa Kemalist resmi ideolojinin kirlettiği zihinlerle dünyaya bakmaktan kurtulamayan sağ ve sol tandanslı ırkçı-milliyetçi çevrelerin onur duymayı gerektiren bu olguya nefretle yaklaştıklarını gözlemliyoruz. Söz konusu çevrelerin insani, ahlaki, İslami değerleri hiçe sayarak son derece kaba ve zalimane bir ruh hali içinde ülkemize sığınmak zorunda kalmış mazlum insanları bir fazlalık, yük, asalak gibi gördüklerini, hatta düşman belleyen tutumlar geliştirdiklerini de ibretle izliyoruz” ifadelerine yer verildi.

Suriye halkının Baas diktasına karşı kıyamından rahatsızlık duyan çevrelerin, içlerinde biriktirdikleri öfkeyi mültecilere yönelttiği ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: “Bu çerçevede Hükümetin bir salgın gibi yayılma istidadı gösteren ırkçı saldırganlık eylemlerine karşı daha ciddi önlemler alması ve yaptırımlar uygulaması gerekmektedir. Bir topluluğu hedef alan söylem ve eylemler, etnik ya da bölgesel düşmanlık içeren her türlü tutum alış ırkçılık suçu kapsamında değerlendirilmeli ve sorumluları sadece eylemleri doğrudan maddi zarar oluşturduğunda değil; ortaya atıldığı anda cezai karşılık görmelidir. Irkçı güruhların eylemlerinin bilhassa sosyal medya aracılığıyla örgütlenip yaygınlaştırıldığı bilinmektedir. Bununla birlikte yazılı ve görsel basın yayın organlarının hadiseleri aktarma tarzı da çoğu zaman habercilik saikinden öte doğrudan kışkırtmaya matuftur. Bu noktada sorumluluk ve vicdan sahibi tüm basın yayın organlarını dillerini, tutumlarını gözden geçirmeye davet ediyor; halkımızı bilhassa sosyal medya kanallarından yaygınlaştırılan uydurma haberlere, iftiralara karşı uyanık ve sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

“Muhacirlerin Sorun Olmaması İçin Sorunlarının Giderilmesi Şart”

Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Birkaç milyon insanın ekonomiden sosyal hayata kadar getireceği ilave maliyeti rahatlıkla karşılayabilecek kapasiteye sahiptir. Suriyeli muhacirlerin karşılaştıkları zorlukları gidermeye yönelik olarak kapsamlı projeler geliştirmekse öncelikle devletin görevidir. Hükümet başta Suriyeli kardeşlerimiz olmak üzere ülkemize sığınmış muhacirlerin insanca yaşayabilmeleri ve bir soruna dönüşmemeleri için gerekli yasal, mali, sosyal düzenlemeleri bir an önce gerçekleştirmelidir. Mamafih sorunun köklü çözümünün ise Esed rejiminin devrilmesinden geçtiği malumdur. Tam bu noktada hiç aksatılmadan ağırlık verilmesi gereken adımın Suriye halkının direnişine daha fazla destek sağlamak olduğunun bir kere daha altını çiziyoruz.”

Bingölonline

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN