• Dolar Alış / Satış: 8.287 / 8.302
  • Euro Alış / Satış: 10.073 / 10.091
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:59
  • Öğle: 12:25
  • İkindi: 16:18
  • Akşam: 19:31
  • Yatsı: 21:14

‘Mevlid Kandili’

29 Aralık 2014
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1670 defa okundu.
‘Mevlid Kandili’

Mevlid Kandili ile ilgili değerlendirmede bulunan Solhan Müftüsü Ateş, Mevlid Kandili’nin nerden geldiğini, bugüne kadar kandillerin hangi topluluklar tarafından nasıl idrak edildiğini ve kandillerin mahiyeti hakkında bilgi verdi.

 2 Ocak 2015 Cuma gününü Cumartesi gününe bağlayan gece âlemlerin efendisi peygamberimiz Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dünyayı teşriflerinin yıldönümünü idrak edeceğimiz Mevlid Kandili ile ilgili bilgi veren Solhan İlçe Müftüsü Sırrı Fuat Ateş, “Mevlid” kelimesinin hem ism-i zaman hem ism-i mekân olarak kullanılan bir kelime olup “doğum zamanı/doğum mekânı” anlamına geldiğini söyledi.

“Kültürümüzde daha çok ism-i zaman anlamı ön plana çıkmış ve “doğum zamanı/doğum günü” anlamında kullanılmış ve ıstılahlaşarak Allah Rasûlü Hz. Muhammed’in doğum günü anlamında kullanılır olmuştur.” diyen Ateş, “Mevlid Kandili ise, Peygamber Efendimiz’in doğum günü anlamında mevlid kelimesi ile, bir zamanlar aydınlanma aracı olarak kullanılan kandil kelimesinin birleştirilmesinden meydana gelen ve yine Peygamber Efendimiz’in doğum günü/gecesi anlamında ıstılah olarak kullanılan bir kavramdır. Bunun tarihi arka planı ise, Peygamber Efendimiz’in doğum yıldönümünde o geceye mahsus olmak üzere camilerde ve minarelerde kandil asılması ve bunun zamanla bir gelenek haline gelmiş olmasıdır. Ve bu gelenek zamanla sadece Peygamber Efendimiz’in doğum gecesinde değil diğer mübarek gecelerde de uygulanmış ve kültürümüzde mübarek gecelere kandil geceleri denilmesi bir âdet/örf haline gelmiştir.” İfadelerini kullandı.

Mevlid Merasimi İlk Ne Zaman Tertip Edildi?

İslâm dünyasında mevlid merasimi ilk defa, Mısır’da hüküm süren Fatımîler (910-1171) tarafından tertiplendiğini söyleyen Ateş, “Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkânı arasında cereyan etmekte idi. Fatimîler, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın doğum günlerinde de mevlid merasimleri tertip etmişlerdir. Sünnî Müslümanlarda ilk mevlid merasimi, Hicri 604 yılında, Selahaddin Eyyubî’nin eniştesi ve Erbil atabeği Melik Muzafferuddin Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Uzun hazırlıklarla düzenlenen merasimler, bütün halkı kapsayan bir şekilde düzenlenirdi. Muzafferuddin, çevre bölgelerden fakıh, sûfi, vaiz ve diğer âlimleri Erbil’e çağırır ve kutlamalar gayet debdebeli bir şekilde cereyan ederdi. Daha sonra, değişikliğe uğrayarak, Mekke’de de mevlid merasimleri tertiplenmeye başlanmıştır. Mekke ve Medine’den sonra mevlid merasimleri, İslam coğrafyasının her tarafında birbirinden farklı şekillerde tertiplenmeye başlanmış ve bugüne kadar sürekliliğini korumuştur. Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588’de resmi hale getirildi. Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camii’nde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii’nde yapılan merasimlere, devlet erkânıyla birlikte halk da katılırdı.” dedi.

“Türkçede Yirmiden Fazla Mevlid Manzumesi Vardır”

Bugünkü İslâm ülkelerinde Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)’in doğumunu yâd etmek, ona salâtü selâm getirmek maksadıyla çeşitli dillerde okunan mevlidler olduğunu söyleyen Ateş, “Arapça “Bâned Suâd, Bürde ve Hemziyye” kasideleri birer mevliddir. Türkçede ise yirmiden fazla mevlid manzumesi vardır. Fakat bunların içinde en çok tutulan ve okunanı Süleyman Çelebi merhumun 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlid kitabıdır. Allah Rasûlü (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Müslümanların hayatındaki yerinin önemi ve mahiyeti, izaha gerek duymayacak kadar açıktır. Allah Rasûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), bir Müslümanın hayatında vazgeçilemez bir değerdir. Hayatın anlamını anlamlandıran, olmazsa almazlarındandır. Dolayısıyla Allah Rasûlü’nün dünyayı teşrifleri ve teşrif ettikleri gün de önemlidir, değerlidir ve değer verilmesi, önemsenmesi gereken bir gündür. Peygamber Efendimiz’in doğduğu gece camilerimizde çeşitli merasimlerin düzenlenmesi, Müslümanların bu geceyi çeşitli şekillerde ihya etmeye çalışmaları, Allah Rasûlü’ne olan iman ve muhabbetin bir göstergesi, Allah Rasûlü’ne olan bağlılığın bir nişanesidir. Mevlid gecesini ihya etmek, farz, vacip, sünnet kategorisinde bir ibadet değildir, fakat Allah Rasûlü’nü hatırlamak/hatırlatmak, onunla iletişimimizi/bağımızı yenilemek ve kuvvetlendirmek, onu yad etmek açısından da bir fırsattır. Bu sebeple Müslümanlar, Müslümanlar, her sene Rabiu’l-evvel ayının on ikinci gecesine giriş teşkil eden geceyi dinî merasimlerle ihyâ eder, farklı bir huzur ve neş’eyle geceyi geçirme titizliği gösterirler,  camilerimiz bu niyetle dolup taşar.” dedi.

“Allah Rasûlü ile Olan Bağımızı Kuvvetlendirmeliyiz

İbni Abbas (radıyallahü anhüma)’nın rivayetine göre, Rasûl-i Ekrem Efendimiz Medine’ye hicret ettiklerinde Aşure gününde Yahudilerin oruç tuttuklarını öğrenir. Oruç tutmalarının sebebini sorduğunda Yahudilerden şu cevabı alır: “Bu çok büyük bir gündür. Bugünde Allah, Mûsâ ve kavmini kurtardı. Firavun ve kavmini suda boğdu. Mûsâ da buna şükür için oruç tuttu. İşte biz de bugünün orucunu tutuyoruz.” Bunun üzerine Peygamberimiz, “Öyleyse biz Mûsâ’ya sizden daha yakın ve evlâyız” buyurdu. O günden sonra hem kendisi oruç tuttu, hem de tutulması için tavsiyede bulundu. İbni Hacer bu rivayeti naklettikten sonra, Peygamber Efendimiz’in doğumunun önemini ve büyüklüğünü vurgulamak sadedinde, “hangi nimet, rahmet peygamberi olan Peygamber Efendimiz’in doğumundan daha büyüktür” dedikten sonra, “bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde, mevlid gecesinde Allah’a şükretmek tam yerindedir. Fakat mevlid merasiminin Peygamberimizin doğum gününe denk getirilmesi için dikkat etmek gerekir” demiştir. Müslümanlar bu geceyi, hem kendi açılarından, hem de çocukları açısından düşünmelidirler. Kendi açılarından düşünürken ibâdetleri, çevredeki konu komşuya yardımları, çeşitli iyilikleri ve Allah Rasûlü ile olan ilişkileri/iletişimlerini hatırlayarak, farklı bir duyguyla manevi atmosfer içinde olmalıdırlar. Çocukları açısından ise, çok dikkatli olmaları, mâsum dimağlarda gecenin güzel bir hatıra olarak kalmasını temin edecek çarelere başvurmaları önemli ve gereklidir. O günde çocukların sevineceği şeyler alıp, hoşlarına gidecek sohbetler tertip edip, gecenin, zihinlerinde tatlı bir hâtıra olarak kalmasını temin etmelidirler. Bütün mübarek gecelerde yapılabilecek ve yapılması gereken, namaz kılmak, Kur’ân okumak, zikir ve tesbihat yapmak gibi önemli bir takım af ve mağfirete nail olma, sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve Allah’ın rızasına ulaşma vesileleri vardır. Mevlid gecesinde de bu ibadetleri yerine getirerek, özellikle Peygamber Efemdiz’e bol bol salâtü selâm okuyarak geceyi ihya etmeli, Allah Rasûlü ile olan ilişki ve iletişimimizi gözden geçirmeli, kusurlarımızı telafi etmeli, Allah Rasûlü ile olan bağımızı kuvvetlendirmeliyiz. Bu vesile ile, başta Solhanlı kardeşlerimiz olmak üzere, bütün Müslüman kardeşlerimizin mevlid kandilini tebrik ediyor, bu mübarek gecenin ilçemize, ülkemize ve tüm İslam âlemine rahmet, bereket ve huzur vesilesi olmasını ve iyi, güzel ve doğru amellerimizle, dua ve yakarışlarımızın kabul olmasını Cenâb-ı Mevlâ’dan niyaz ediyorum.” İfadelerini kullandı.

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN