• Dolar Alış / Satış: 8.287 / 8.302
  • Euro Alış / Satış: 10.073 / 10.091
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:59
  • Öğle: 12:25
  • İkindi: 16:18
  • Akşam: 19:31
  • Yatsı: 21:14

KUR’AN-I KERİM VE DAVA BİLİNCİ

15 Haziran 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1906 defa okundu.
KUR’AN-I KERİM VE DAVA BİLİNCİ

Geçtiğimiz hafta Solhan’da düzenlenen ‘Kur’an-ı Kerim ve Dava Bilinci’ konferansında konuşan Karaalp, Müslüman’ın dava bilinci ile yapması gerekenleri aktarırken, Kur’an-ı Kerim ve hadislerden örnekler vererek Müslüman’ların yapması gerekenleri hakkında paylaşımlarda bulundu.

 Geçtiğimiz günlerde ilçemizde kurulan İHH Solhan Şubesi organizatörlüğünde Eğitim-Bir-Sen ve Genç Memur-Sen katkılarıyla bir konferans düzenlendi.

Solhan Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘Kur’an-ı Kerim ve Dava Bilinci’ konferansına Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Görevlisi Cahit Karaalp, konuşmacı olarak katıldı. 11 Haziran 2015 Perşembe günü saat: 18.00’da Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan konferansa Solhan Belediye Başkanı, STK temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Açılış konuşmasında İHH Dış İlişkiler Koordinatörlü Vahdettin Kaygan, İHH hakkındaki katılımcıları bilgilendirdi.

“İHH, SADECE BALIK VERMEDİ, BALIK TUTMAYI DA ÖĞRETTİ”

İHH’nın Sırpların Bosna’da Müslümanlara saldırmasıyla Türkiye’deki Bülent Yıldırım ve arkadaşlarının oluşturduğu bir teşekkür ile başladığını ve ilk dönemlerde Bosna’daki mücahit eşlere, şehit çocuklarına yardım amaçlı İstanbul’da yardım toplayarak Bosna’ya ulaştırmak ile çalışmalara başladıklarını ve aynı çalışmaların Almanya’da da başladığını aktaran Kaygan, 90’lı yıllarda başlayan bu iyilik hareketinin dünyanın 140 ülkesine ulaştığını söyledi.

İHH’nın Dünyanın 140 ülkesi ve 6 kıtasında varlık gösterdiğini belirten Kaygan, “İHH, tarihine savaşlar ile sıcak bölgede başladı. Hep böyle devam etti. Çünkü İslam dünyasında İslam coğrafyasın da savaşlar, acılar eksik olmadı. 92’de başlayan bu iyilik hareketi Bosna’da, Çeçenistan’daki Müslümanların yanında durmaya başladı. Özellikle şehit eşlerine, şehit çocuklarına kimse sahip çıkmıyordu. Onlara sahip çıkmaya başladı. Bildiğimiz Orta Doğudaki durumda çok uzun yıllar devam ediyor. Özelikle Filistin meselesinde ve Türkiye’de ilk sahiplenen kurumlardan biri oldu. 92’de başlayan çalışma 95’te bir kurumsal kimliğe büründü. İHH İnsani Yardım Vakfı adı altında resmi olarak Türkiye de bir kurum kuruldu. Daha sonrada Çeçenistan olsun Bosna olsun bunun yanında da diğer mazlum insanların,  ezilen insanların yanında olmak, onların ihtiyaçlarını tespit etmek ve dünyanın çeşitli yerlerine yayılmaya başladık. Dünyanın birçok yerine yardım götüren İHH, savaş ve doğal afetlerde insanı yardımlarda bulunduğu gibi bazı bölgelerde arabuluculuk görevini üstlendi. Camiler, hastaneleri, okullar, yetimhaneler gibi birçok yer yaparak hizmetlerini sürdürüyor. Su kuyuları açtığı gibi insanlara zirai alanlarda yapılacak çalışmalarda da yardımcı oldu.  İHH, sadece balık vermedi, balık tutmayı da öğretti.” İfadelerini kullandı.

 “TÜRKİYE’DEKİ MÜSLÜMANLARIN EN BÜYÜK EKSİKLERİ DAVA BİLİNCİ EKSİKLİĞİDİR”

Konferansa konuşmacı olarak katılan Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Görevlisi Cahit Karaalp, “Kur’an ve Dava bilinci konusu aslında çok ağır bir konu. Yani bu konuyu anlatabilmek için bütün Kur’an-ı anlatmak lazım. O da mümkün değil. Biraz sabırlarınızı zorlayacağız, baştan hakkınızı helal edin. Hep kendime şu soruyu sordum: Kur’an-ı Kerim asrısaadette adam gibi adam yetiştirdi, dava adamı yetiştirdi, neden şimdi dava adamı yetiştirmiyor? Neden şimdi Müslümanlar dava adamı yetiştiremiyorlar? Neden dava adamı azınlıkta? Bölgedeki son gelişmeler yapılan seçimler olan bitenler bize şunu gösterdi. Türkiye’deki Müslümanların en büyük eksikleri dava bilinci eksikliğidir.  Özellikle konferansa davet edilirken sırf bunu gözetleyerek geldim. Gençler soruyorlar ‘hocam biz Müslümanlar ne zaman kaybettik?’ Aslında bunun cevabı çok uzun. Bir iki kelimeyle özetlemek istedim, gençlere şunu söyledim. “Biz ne zaman Kur’an-ı dava kitabı değil de dua kitabı olarak okumaya başladık işte o zaman kaybettik” Kur’an-ı Kerim dua kitabı değil,  Kur’an-ı Kerim dava kitabıdır ve biz müslümanlar bu gözle okuduğumuz zaman o zaman sahabeler ile aynı yolu yürürüz, o zaman aynı hedefe ilerleriz. Bugün maalesef biz Müslümanlar böyle kaybettik ve şunu ekliyoruz eğer bir insanın hangi davayı güttüğünü ve hangi davada yürüdüğünü öğrenmek istiyorsanız onun duasına bakın. Bir insanın duası davasının kendisidir. İnsanın duası davasını özetler. Biri para ister, diğeri mevki ister… Herkes bir şey ister ama dava adamı insanlığın kurtuluşunu, İslam’ın zaferini ister. Onun için her insanın davası duasıdır.

“KUR’AN- KERİM BİZİM DAVAMIZDIR, OLMAZSA OLMAZIMIZDIR”

Karaalp, Kur’an-ı Kerim’in dava bilinci ile ilgili açıklamasını maddeler halinde katılımcılara aktardı:

“Kur’an-ı Kerim bize İslam davasını anlatırken, İslam davasında neleri yapmamız gerektiğini de anlatıyor. Dava kitabımız Kur’an- Kerimi size özetlemem mümkün değil ama Kur’an-ı Kerimde dava bilincini size maddeler ile özetlemeye çalışacağım.  Kur’an- Kerim bizim davamızdır, olmazsa olmazımızdır. Müslümanlar artık Kur’an- Kerimi dua kitabı, ibadet kitabı olarak değil hayat nizamı olarak okunmalıdır. O zaman kurtulacağız. Rehberimiz o olursa kurtulacağız. Şeyhler, mollalar, Seydalar, ilahiyat profları olunca kurtulamayız.

       Kur’an- Kerim bizden ümmet olmamızı istiyor. Kur’an- Kerim; sizden bir topluluk olsun, hayra davet etsin. İyiliği emretsin kötülükten nehy etsin. Yani hepiniz böyle bir topluluk olun demek istiyor.

       Kur’an- Kerim Allah’a çağırın diyor. İslam olmanın en önemli maddelerinden ikincisi Allah’a çağırmaktır. Cemaatlere, cemiyetlere, derneklere çağırmayın. İslam’a çağırın, Allah’a çağırın diyor. Sadece Allah’a davet edin. Cemaatiniz, cemiyetiniz olabilir ama bunlar hiçbir zaman İslam’ın önünde olamaz, olursa Müslüman olamazsınız.

       Allah bizden kardeş olmamızı istiyor. İslam davasının olmazsa olmazı, dava bilincinin olmazsa olması kardeş olmaktır. Bugün bir Müslüman öldürülüyor, bir sıkıntı yaşıyor ve biz yerimizde oturup rahat yemeğimizi yiyor ve bir şey yapmıyorsak. Demek ki bizim Müslümanlığımızda, dava bilincimizde bir zayıflık vardır.

       Samimi olmak, ihlâslı olmaktır. Sahtekâr olmamaktır. Kur’an- Kerim münafıkları kâfirlerin de alt kademesinde olduklarını zikrediyor. Karaktersiz oldukları için,   menfaatçi oldukları için… Müslüman ile menfaat yan yana gelmez.

       Kur’an- Kerim öncü olmamızı istiyor. Biz Müslümanlar korkağız. Hep birilerinin bir işi yapmasını bekleriz. Birileri yapsın ki biz nemalanalım. Din hepimizden öncü olmamızı ister. Ayette; “Müslümanların ilki olmakla emrolundu” diyor. Okuyan kim? Ben, sen, o.. bu ayeti okuyan kimse bin Müslümanların ilkiyim ne yapılması gerekiyorsa ilk ben yapacağım diyor. Müslüman öncü olmakla emrolunmuştur.

       Allah’u Teala; ‘kadın erkek hepiniz bu yolu adımlayın, hepiniz davanın adamı olun’ diyor. “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerine iyiliği emreder, kötülükten nehy ederler” diyor.

       Bu yoldan her şeyden geçebilmeliyiz. ‘sevdiklerinizi vermezseniz, sevdikleriniz ile denenirsiniz’ en sevdiğiniz ne ise İslam davasına feda etmeniz lazım. Hiçbir şeyi Allah’tan daha fazla sevmemeliyiz.

       Müslümanlar; azimli, devamlı ve kararlı olacak. Müslümanlar bir işi başlatıp yarıda bırakmayacak. Ömrünün sonuna kadar azim, devam ve kararlılıkla sürdüreceksin.

       Müslüman; korkak, duyarsız ve sorumsuz olmaz.

       İslam davasını güden bir Müslüman rahata aldanmaz. Ben rahat bir hayat yaşamalıyım, konforlu olmalıyım demez.

       Tebliğ edeceğiz, durmayacağız. Kur’an-ı Kerim Hz. Peygamber’e ‘İqra’ derken al şu yazıyı oku dememiştir. ‘kalk ve duyur’ demiştir. İqra kelimesi Arapçada aynı zamanda duyur demektir. Davanın yeri, ortamı olmaz. Zamanım yok diyemezsin. Bu davanın devamı soy ile değil misyonladır.

       İslam davasının coğrafyası yoktur. Bugün İHH dünyanın her tarafına gidiyorsa İslam davasının coğrafyası olmadığı içindir. Her taraf bizim coğrafyamız olduğu içindir.

       Müslüman dünyada olan bitene kayıtsız kalmaz. Görevin ne olursa olsun Müslüman çevreye duyarsız değildir. Bütün dünyada olup biteni takip edecek ve elinden geleni yapacaksın.

       Nesil yetiştirmemizi istiyor. Maalesef burada kaybettik. Davası şehvet, yolu şiddet, sonu zillet bir nesil yetişiyor. Çalışmayan ve elini kaldırmayan her bir Müslüman’a yazıklar olsun. Kör ve nankör bir gençlik yetişiyor. Bu biz Müslümanların ayıbıdır. Bugün gençliğe el atmalı, gençliği yönlendirmeliyiz.

       Geçmişe bir silgi çekin. Benim geçmişim kirli deyip geride kalmayın. Hz. Adem yanlış yaptı, cennetten kovuldu ama peygamber oldu. Şu demektir: “geçmişinize silgi çekerseniz Âdem gibi, siz de nimetlere kavuşursunuz”

       Kimliğimizi korumalıyız. İmanımızı korumalıyız. Yusuf gibi iffetimizi korumalıyız. İffetsizliğe savaş açmalıyız.

       Kur’an-ı Kerim bize düşmanımızı tanıtır. Adem’e dedi ki; ‘senin düşmanın şeytan’. Sonra Allah’u Teala tüm korkularımızı gideriyor. Diyor ki; “şeytanın hileleri zayıftır”

Bir hadis ile bitireyim. Hz. Peygamber; “kim Allah’ın davasını dert edinirse, Allah’ın davasını dava edinirse; Allah onun dertlerini üzerine alır.” İfade çok güzel ve ağırdır. Peygamberimiz burada, derdini bir kenara bırak, daha bir dert vardır. İslam davası, Kur’an davası ve dava bilincini al. Unutmayın, Allah’ı memnun eden her zaman memnun kalır.”

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN