• Dolar Alış / Satış: 8.287 / 8.302
  • Euro Alış / Satış: 10.073 / 10.091
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:58
  • Öğle: 12:25
  • İkindi: 16:19
  • Akşam: 19:33
  • Yatsı: 21:17

‘İDAREDE SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTİYORUZ’

28 Nisan 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1321 defa okundu.
‘İDAREDE SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTİYORUZ’

Düzenlediği kahvaltı programında Bingöl’de görev yapan yerel ve ulusal basın temsilcileriyle bir araya gelen Hür Dava Partisi’nin desteklediği Bingöl Bağımsız Milletvekili Adayı Said Şahin, “Meclis, bu ülkenin idaresi demektir ve biz de bu ülkenin idaresinde olmak istiyoruz. İktidarında olamasak da idaresinde söz sahibi olmak istiyoruz. Çünkü siyasetten amaç, biraz da idarede olmak ve idareyi etkilemektir” dedi.

 Hür Dava Partisi’nin desteklediği Bingöl Bağımsız Milletvekili Adayı Said Şahin, Bingöl’de görev yapan yerel ve ulusal basın temsilcileriyle bir araya geldi.

“SİYASET TEMİZ OLMALI, AHLAKİ DEĞERLER ÜZERİNE OTURTULMALI”

Hüda Par Bingöl İl Başkanı Hamdullah Tasalı ve İl Başkan Yardımcısı Vahit Eser’in de hazır bulunduğu kahvaltılı basın toplantısında konuşan Bingöl Bağımsız Milletvekili Adayı Said Şahin, “Meclis, bu ülkenin idaresi demektir ve biz de bu ülkenin idaresinde olmak istiyoruz. İktidarında olamasak da idaresinde söz sahibi olmak istiyoruz. Çünkü siyasetten amaç, biraz da idarede olmak ve idareyi etkilemektir. Biz inanıyoruz ki meclisin Hür Dava Partisi’nin siyaset anlayışına çok ihtiyacı vardır. Toplum gözünde kirli bir alan olarak görünen siyasetin, bütün toplumu etkileyen mekanizma olan siyasetin, aslında en yüce değerler üzerine bina edilmesi gerektiği inancıyla biz diyoruz ki, siyaset temiz olmalı. Ahlaki değerler üzerine oturtulmalı. Bu amaçla da bizler siyaset üzerinden özümüze dönüşü sağlamak istiyoruz. Siyasete girmemizdeki temel hedef, insanda, toplumda, devlette, öze dönüşü gerçekleştirmektir.” dedi.

"SİYASETE KALİTE KAZANDIRMAK İSTİYORUZ"

Toplumda yaşanan yozlaşmanın had safhaya ulaştığını ve bu konuda meclis tarafından ciddi adımlar atılması gerektiğini belirten Şahin, “Biz Siyasete kalite kazandırmak istiyoruz. On yıl öncesine göre istatiksel bilgiler ile ele alırsak, bugün gelinen noktada toplumun gidişatı alarm veriyor. Boşanma oranları ne durumda, psikolojik tedavi gören insanlar kaç kişidir, suç oranları ve uyuşturucu kullanma yaşları hangi durumdadır? Bunları biz ele aldığımız zaman, korkunç rakamlar ile karşılaşıyoruz. Boşanma oranının yüzde 38 arttığını, on yıl önce cezaevlerinde 50 bin insan varken, günümüzde bu rakam 160 bine ulaştı, suç işleme oranlarının ciddi rakamlara ulaştığı ve anti depresif ilaçların yazıldığı reçete sayısının 38 milyon adedi bulduğu, bu çerçevede korkunç rakamların oluştuğunu görüyoruz. Ancak topluma bunlar çok da yansıtılmıyor, meclis gündemine taşınmıyor. Birileri istatistiksel raporlar çıkarıyor ancak, bunları meclise taşımıyor. Bunun üzerine ciddi gündem oluşturulmuyor. Bizler diyoruz ki, temeli insan olan bir ülkeye dönüşmeliyiz. Bunun için de insanı tehdit eden ne varsa, onların ele alınıp ıslah edilmesi, buna yönelik tedbirlerin geliştirilmesi lazım. Yoksa günü kurtarmak adına oluşturulan gündemler bizim çözümümüz değildir." İfadelerini kullandı.

“HALKIN VERGİLERİYLE FİNANSE EDİLEN DEVLETTEN AMAÇ, HALKA HİZMET ETMEKTİR”

 “Devletin yapısı, Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar gelinen noktada maalesef vatandaşı merkeze alan, insanı merkeze alan insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışını merkeze alan bir anlayışa sahip değil” diyen Şahin, “Halkın vergileriyle finanse edilen devletten amaç, halka hizmet etmektir. Halkın rahat ve huzurlu yaşam alanlarını oluşturabilmektir. Ancak süreç içerisinde devlet, kendisini kutsamış, merkeze almış, vatandaşını da kendisi için var olarak gören, gerekirse devlet için vatandaş ölebilir, aç kalabilir, kurban edilebilir, bir toplum yok edilebilir. Bugün bu yaşanılan temel sorunların arkasında devletin yanlış anlayışından doğan sebepler yatıyor. Biz devletin tekrardan yapılanması gerektiğini söylüyoruz. Yeni bir anayasa ile adaletli, eşitlikçi ve halkların haklarını garantiye alan bir anayasa gerektiğine inanıyoruz. Devleti merkeze değil, vatandaşı merkeze alan bir anayasa gerektiğine inanıyoruz. Darbe anayasasından herkes şikâyetçidir. Sistemden şikâyet edenler, anayasadan şikâyet edenler, sistemin başına geçtikten sonra sistemi herkesten çok sahiplenmeye başladılar. Hakikaten de mevcut siyasi mekanizmaların bu devletin yapılanması ile ilgili dönüşümü sağlayacak iradeyi sergilemediğini herkes gördü. Hem siyasetin ahlakı ve anlayışı açısından hem de mecliste mevcut devletin yapılanmasıyla alakalı olarak dönüşümün sağlayacağı duruş açısından yeni bir sese ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Devletin özellikle bu güne kadar temel sebep oldukları zulümlerin izalesi, adaletin gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu adaletin de çıkarlar üzerine değil, adalet üzerine inşa edilmesi lazımdır. Bize göre menfaat üzerine yapılan siyaset canavarlıktır. Umumi menfaat göz önüne alınmalı ve genelin çıkarları doğrultusunda çıkarlar sağlanmalıdır.” dedi.

“ÇÖZÜM SÜRECİ, ÇÖZÜM ÜRETEMEDİ”

Çözüm süreci ile ilgili de konuşan ve çözüm sürecini en azından çözümün olması gerektiğine inandıklarını belirten Şahin, “Halk içerisinde yaşanan bir savaş var, halkın canının acıdığı bir savaş var ve bu halkın kardeşleri arasında sürdüğü gerçekliğinden hareket ederek çözümün olması gerektiğine inanıyoruz. Süreç ile ilgili irade ortaya konulurken, baştan beri buna destek verdiğimizi dile getirdik. Endişelerimizi de dile getirdik. Çözümün barışı sağlayacak bir yol haritasıyla işlenmesi gerektiğini söyledik. Çözüm süreci, geldiğimiz noktada çözüm üretmedi. Çözümden çok uzak bir aşamada olduğunu söyledik. Kürt sorunu dediğimiz sorun, devlet ile örgüt arasına sıkıştırıldı. Çözüm süreci de iki taraflı bir cendere yaşadı. Süreç genelleştirilmedi, geniş tabana yaygınlaştırılmadı” dedi.

"SEÇMEN İRADESİ, İNSANİ ONURA YAKIŞIR ÖZGÜRLÜKTE OLMALIDIR"

Kamuoyunda geniş yer bulan ‘HDP Barajı aşmazsa ne olacak’ tarzındaki söylemlerin seçmen iradesi üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Şahin, “Biz yüzde 10 seçim barajına karşıyız. Çükü seçim barajı temsiliyette adaletin sağlanması önündeki en büyük engellerden biridir. Bu sorunun varlığına rağmen HDP’nin seçime parti olarak girme kararı alması kendi tercihleri ve iradeleridir. Seçim barajını aşıp meclise girip girmemesi ise halkın vereceği oylara bağlıdır. Meclise girmezse kıyamet kopacak şeklindeki anlayış, Türkiye siyasetinin doğasına yerleşmiş olan yanlış anlayışın ta kendisidir. Seçmen iradesini etkileyecek gayrimeşru yollara başvurmaktır. Seçmen iradesi gayri meşru yollarla ipotek altına alınmamalıdır. Seçmen iradesi, insani onura yakışır özgürlükte olmalıdır. Baskının prim yaptığını görünce birileri baskıya devam eder. İktidarın gücünün prim yaptığını görünce birileri iktidarın gücünü kullanmaya devam eder. HDP barajı aşar mı aşmaz mı, özelde kendi meseleleri ancak, genelde bütün ülkenin meselesidir. Bizim düşüncemiz, HDP barajı aşmazsa kıyamet kopar mı, kopmaz. Çünkü kıyametin kopacağı gibi tarih yaşadık, kopmadı.   Devletten ve sistemden kaynaklı sorunları devlet ile mücadele ile düzeltirsiniz. Devletten kaynaklanan sorunlardan dolayı kıyameti halkın başına koparamazsınız. Eğer halka patlatırsanız, sizin ikinci bir zulüm aracına dönüşmeniz demektir. O açıdan, kıyamet kopmaz. Bir iki gün ortalığı karıştırırlar, var olan sorun devam eder.” şeklinde konuştu.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN