• Dolar Alış / Satış: 8.347 / 8.362
  • Euro Alış / Satış: 10.14 / 10.159
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:58
  • Öğle: 12:25
  • İkindi: 16:19
  • Akşam: 19:33
  • Yatsı: 21:17

HEVÂDAN HÜDÂYA?

1 Haziran 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1386 defa okundu.

 Hayat nizam olan kitabımızda hevâ genelde ilmin ve hidayetin zıddı, delilsiz, nefsin süslü ve kötü arzularına uymak anlamında kullanır.(30/29, 2/120) Bu bağlamda Rabbimiz: “Onların hevalarına uyma!” şeklindeki hitabıyla Hz. Peygamberi (s.a.v) ve onun şahsında tüm ümmeti sıkça uyarmıştır.

Tarih boyunca hüdaya (hidayete)  tabi olanlar ile hevâlarını ilah edinen kimseler arasındaki mücadele devam edegelmiştir. Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesi “nefsin, kardeşini öldürmesine kendisine hoş göstermesi, onun da nefsine hevasına itaat etmesinin” sonucudur. (5/130) Böylece hevanın, kötülüklerin adresi olduğu anlaşıldı. İlk kavga, ilk cinayet ve ilk kan.

Rabbe teslimiyetin ve insanoğlu için hidayetin nişanesiydi, Habil.

Rabbe isyanın, heva ve nefsin esaretinin en bariz tezahürüydü, Kabil.       

Hevâ,  adalete engel olacağı gibi insanı şeytanın oyuncağı yapar. Hevâsına kul olan kimse kötülüğe âşık, harama düşkün, nahoş zevklere sarhoş olur. Özgürlüğü başıboşluk olarak algılayan, haz ve hız çağının esiri olmuş, nicelik olarak çoğunluğu haklı olmanın gerekçesi sayan, sadece akıl ile hakikate ulaşmaya çalışanlar hevâ ve heveslerini ilah edinmiş kimselerdir.

Hevâ, insan hayatını düzenlemede dinin karşısına çıkışların genel adıdır. Vahyi ölçü almayan her türlü söz, tutum ve davranış hevânın habercisidir. Bu durum Allah ve Resul’ünün emirlerini dinlemeyen kişileri, kendi nefsinin hoş gördüğü şehvetin, haram, tutku ve ihtirasların kölesi haline getirir.

“Kişi kendi hevâsını, benim getirdiğim şeriate tabi kılmadıkça mümin olamaz.” buyurmuştur, örnek ve önderimiz Hz. Peygamber. İşte bu hadis-i şerif bizlere tercih ve arzularımızın vahyin getirdiği ölçülere ne kadar uyduğu hususunda kendimizi hesaba çekmeye zorunlu kılıyor. Bizler hayatımızı düzenlerken vahye mi, hevâ ve hevesimize mi bağlı kalıyoruz? Acaba bu soruya kesin ve net cevap verebiliyor muyuz?

Hevâyı tanımak hüdâya (hidayete) giden yolu açar. Çünkü  inkarı, inkar etmek ispata götürür. Huzur hevâda değil, hüdadadır. Hüdâ / hidayet  Kur’an ve sünnettir. Hayatın her alanında ve anında Allah’ın hükmüne ve hakemliğine başvurmaktır.Yapmamız gereken nefis kaynaklı hevâya değil; vahiy kaynaklı hüdâya tabi olmaktır.

Hevâ ile heba olmamak, hüdâ ile hakikate ulaşmak dileğiyle…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN