• Dolar Alış / Satış: 12.079 / 12.1
  • Euro Alış / Satış: 13.597 / 13.622
  • BINGOL:
  • Güneş: 7:06
  • Öğle: 12:17
  • İkindi: 14:49
  • Akşam: 17:06
  • Yatsı: 18:37

HDP Solhan Kongresi Yapıldı

17 Kasım 2014
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1746 defa okundu.
HDP Solhan Kongresi Yapıldı

Halkın Demokrasi Partisi Solhan İlçe I. Olağan Kongresi Yapıldı. Yapılan Kongreye Halkın Demokrasi Partisi (HDP) Grup Başkan Vekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Çözüm süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken sürecin geldiği noktayı da aktarıp son dönemde yaşanan olayları değerlendirdi.

 Halkın Demokrasi Partisi Solhan İlçe I. Olağan Kongresi Yapıldı. Yapılan Kongreye Halkın Demokrasi Partisi (HDP)Grup Başkan Vekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, HDP Parti Meclis Üyeleri Bedri Fırat ile Zarife Karasungur, Demokratik Bölgeler Partisi Bingöl İl Eş Başkanı Hayriye Sayı, HDP Bingöl İl Genel Meclisi Üyesi Aydın Kaya ve HDP Bingöl Belediye Meclisi Üyesi Cihat Yıldırım, Solhan İlçe teşkilatı ile vatandaşlar katıldı.

Divan Başkanlığını Adnan Sarı’nın yaptığı HDP Solhan İlçe Başkanlığı seçimine tek liste ile girildi. Listede İlçe Başkanı olarak belirtile Emekli Öğretmen Übeyit Özer, yeni teşkilatlanmaya gittikleri için ilçede pek faaliyetlerinin olmadığını ve bundan sonra çalışmalar yapacaklarını ifade edip, kongreye katılanlara teşekkür ederek kongrenin hayırlı olmasını diledi.

Konuşmasını Zazaki yapan ve kongrenin dileyen Demokratik Bölgeler Partisi Solhan İlçe Başkanı Abdullah Arayan, seçilecek yeni yönetime başarılar dilerken kendilerine ihtiyaç duyulduğu alanlarda yardımcı olacaklarını belirtti. 

Kongrede söz alan HDP Parti Meclis Üyesi Zarife Karasungur, kongrenin hayırlı olmasını dilerken kadınlara yönetimde ve parti çalışmalarında yer verilmesinin önemli olduğunu vurgulayarak çalışmalara kadınların da katılmasının sağlanması gerektiğini anımsattı.

Kısa bir konuşma yapan HDP Parti Meclis Üyesi Bedri Fırat ise, Solhan’ın tarihine bakıldığında bugün nerde olması gerektiğini görülmesi gerektiğini ve bunun önemli olduğunu belirtip, Solhan’ın kendi öz değerleri ve partisine sahip çıkması gerekirken bir takım nedenlerden ve sistemin üzerlerinde oynadığı oyunlardan dolayı ve üzerlerine düşeni yapmadıklarından dolayı sitemin istediği şekillenme ile karşı karşıya kalındığını belirtti.

Solhan’ın tarihi ve konumu gereği bu harekete sahip olması gerektiğini belirten Fırat, Solhan’ın davalarının ana merkezi olması gerekirken sistemin burada palazlanması ve zaman zaman anti demokratik uygulamaları ve çete anlayışlarıyla olması gereken yerden uzak kalındığını anımsattı.

Kongrede seçilen arkadaşlarının bu değişime ve kendilerine reva görülen uygulamaları değiştirme görevleri ile karşı karşıya olduklarını belirten Fırat, Solhan ilçe yönetimin çalışmaları ve halka ulaşmaları ile ilçede de bazı değişimlerin olacağının mümkün olduğunu belirtin kongrenin hayırlı olmasını diledi.

Baluken, “Çözüm Süreci’nin Ne Olduğunu Yaptığımız Toplantılar ile Halka Anlattık”

Kongrede bir konuşma yapan Halkın Demokrasi Partisi (HDP)Grup Başkan Vekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, konuşmasının başına katılımcıları Zazaki selamlayıp kısaca yönetim ile ilgili bazı bilgiler verip çalışmalardan dolayı kendilerini kutladığını belirtip bundan sonra da başarılı olmalarını diledi.

Zazaki konuşmasının Türkçe konuşmaya başlayan Baluken, çözüm süreci ile ilgili katılımcıları bilgilendirdi.

İki yıl önce Çözüm Süreci başladığında parti heyetlerinin bölge gezisine çıktığını ve halkı bilgilendirme amaçlı toplantılar yaptıklarını belirten Baluken, Solhan’da da bu kapsamda çözüm sürecinin ne olduğu, amacının ne olduğu ve nasıl yürüyeceği ile ilgili bilgilendirme toplantısının yapıldığını hatırlattı.

Yaptıkları toplantılarda Sürecin Abdullah Öcalan tarafından ne Ak Partiye, ne Devlete güvenerek ne de devlet tarafından bugüne kadar sergilenen tutuma güvenerek başlatılan bir süreç olmadığını belirttiklerini söyleyen Baluken, bu sürecin Öcalan tarafından, kendi halkına, kendi hareketine, örgütlenmelerine güvenilerek başlatılmış ve hem Kült halkının, hem Türkiye halkları açısında kalıcı barışı amaçlayan, bu yönüyle de Ortadoğu’ya da barışı getirecek bir model olduğunu amaçlayan bir süreç olduğunu aktardıklarını belirtti.

“Müzakereye Geçmek Lazım…”

Geçen hafta itibari ile bir diyalog kanalının yeniden açıldığını söyleyen Baluken, geçen haftaya kadar çözüm süreci ile ilgili bir tıkanıklıkla karşı karşıya olunduğunu aktarıp şöyle konuştu:

“Başından beri eğer ortada bir süreç olacaksa, eğer Kürt meselesi demokratik siyasi yollarla çözülecekse bir müzakere aşamasına geçmemiz lazım dedik. Aramızda bir diyalog var, belli meseleleri görüşüyoruz, ama dünyada hiçbir yerde bir saatlik görüşmelerle sorunlar çözülmüyor. Müzakereye geçmek lazım. Müzakereye geçmek için de müzakere heyetlerinin oluşması, demokratik çözüm ve barış için hangi çalışmalar yapılacaksa bunların masaya yatırılması lazım dedik. Bunun için de Kürt tarafının baş müzakereci olarak ilan ettiği bir önderlik var, bir lider var. Sayın Öcalan var ve koşullarının müzakereye uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini sürecin en başında hükümet ile yaptığımız görüşmelerde bunları söyledik. İki yıl devam eden süreçte hiçbir şey değişmedi. Hala sayın Öcalan, İmralı adasında dış dünya ile bağlantısı kısıtlı olan bir ortamda, ağır tecrit koşulları altında ve dış dünya ile bağlantısı da bazen 30 bazen 40 günde bir siyasi heyetimiz üzerinden yapmaktadır. İstediği anda istediği belgeye ulaşamayan, istediği gazeteyi okuyamayan, istediği veriyi alamayan bir izolasyon koşulu devam ediyor. Düşünün ki yüz yılın en büyük sorununu çözeceğiz, yüz yılın sorununu çözen bir önderlik tarihi bir inisiyatif kullanmış, hiç kimsenin alamayacağı bir riski ortaya koymuş, hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir hamle ortaya koymuş ama siz hala o liderin dış dünya ile bağlantısını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapmıyorsunuz. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Dışarıda yani masanın diğer tarafında devlet var, AKP Hükümeti var. AKP’nin milyonlarca dolarlık bütçeleri var. Yüzlerce strateji merkezleri var. Binlerce uzman var. Ulaşabilecekleri sayısız bilgi arşivleri, tarihi veriler var. Bütün bu veriler ile birlikte adeta bir psikolojik harp şeklinde masada oturan bir devlet var. Bir de 10 metre karelik bir hücrede dış dünya ile bağlantısı olmayan bir mektubu bile yanında bulunduramayan, oraya herhangi bir gazeteyi bile imza karşılığında yanında bulunduran bir önderlik var. Bu koşullarda bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil. Müzakere ile bir demokratik çözüm getirilecekse bunun somut adımlarının da atılıp müzakere ortamının hazırlanması gerektiğini ifade etmiştik.”

Baluken, “Sıkıntıların Giderilmesi İçin Bir Sekretaryanın Oluşturulması Lazım”

İki yıl önce konuştukları şeyleri iki yıl sonra da hala konuştuklarını ve bu anlamda gereğinin yapılmadığını anımsatan Baluken, “AKP adım atmadı. Müzakere koşullarını oluşturmadığı için de biz bu durumun bu şekilde daha fazla sürdürülemeyeceğini kendilerine ifade etmiştik. Onlar hep Erdoğan üzerinde süreci tarif ediyorlar. Bu süreçte Erdoğan’a bin odalı bir saray yaptırdılar. 5 yüz trilyona bir uçak aldılar. Yani ‘bir hücrede olan bir önderlik ile halkın parasıyla kendilerine saray yaptıran bir liderin yürüteceği bir müzakerede bir şey çıkmaz’ dedik. Kürt halkımızın kabul etmesi mümkün değildir. Bizim açımızdan bunun bir an önce düzeltilmesi gereken bir durumdur dedik.” dedi.

Öcalan ile görüşme süresinin kısa olduğunu ve müzakere için bir sekretaryanın oluşturulması gerektiğini belirten Baluken, yaptıkları görüşmelerde 4 saatte 40 sayfa not tuttuklarını ancak bunun yine yetersiz kalındığını belirtti.

Abdullah Öcalan’ın toplantılarda konuştuğu her şeyin kayıt altına alınması, redakte edilmesi ve arşivlenmesi gerektiğin söyleyen Baluken, “biz onun söyledi notları kendi arşivlerimizde bulunduruyoruz ama hangi toplantıda neleri konuştuğunu kendi yanında bulunduramıyor. Böylesi bir sıkıntılı durum da vardır. Dolayısıyla bu sıkıntıların giderilmesi için bir sekretaryanın oluşturulması lazım. Bu bütün dünya örneklerinde de bu böyledir. Eğer bir barış yapıyorsanız o barışın bir arşivi ve protokolü olacak kimin hangi sözleri verdiğinin. Bundan sonraki süreçte de bunun olması gerektiğini dedik.” İfadelerini kullandı.

“Çözüm İçin Dokuz Başlık Sunmuşuz”

Kayıt, arşiv, protokol yani sekretarya dışında bir müzakere heyetinin genişlemesi durumunu istediklerini söyleyen Baluken, “devletin şuan oluşturduğu bir çözüm kurulu var. Bu kurulun bilgi aldığı yüzlerce kurumsal örgütlenme stratejisi var. Onlar buradan besleniyorlar. Biz ise üç arkadaş olarak her konuda elimizde geldiğinde bir gayret ortaya koyup konuları masaya götürüyoruz. Gelinen noktada heyetin bu kısıtlı imkanları ile bu süreci yürütmemiz mümkün değildir. Çözüm için dokuz başlık sunmuşuz. Hukuk, eğitim, ekoloji, siyasi boyut, güvenlik boyutu gibi başlıklarda heyet olarak gittiğimizde yanımızda uzmanlar götürmek istiyoruz. Müzakere heyeti genişlesin. Geldiğimiz aşamada bunu yapmazsak zaten bir yol almamız mümkün değildir. Bizim açımızda bu müzakere heyetinin genişlemezi ve her konuda uzmanlarla birlikte oraya gidilmesi sürecin mekanizmalarının tam olarak ayaklarının yere oturması için vazgeçilmez bir durum olarak ifade edildi. Özetle şunu ifade etmeye çalışıyorum. Bir devlet heyeti olacak. Bizim belirlediğimiz genişletilmiş bir heyet olacak. Hep beraber İmralı adasında demokratik çözüm ve barış konferanslarına başlamış olacağız. Adeta bir konferans niteliğinde konuları orada tartışacağız.” şeklinde konuştu.

“Can Kayıpları Nereden Başlamış, Kim Bu İşin İçindedir?”

Son zamanlarda yaşanan olaylar ile ilgili de konuşan Baluken, “Biz bugüne kadar Kobani protestolarında yaşanan olaylarla ilgili defalarca meclise araştırma önergesi verdik. Yaşanan can kayıpları sorumluluğu bizde ise gelin mecliste araştırma komisyonu kuralım. Hep beraber gidelim araştıralım. Can kayıpları nereden başlamış, kim bu işin içindedir. Olayın asıl sorumluluğu nedir diye meclisin araştıracağı bir süreci ön görelim dedik. AKP bugüne kadar bu süreçle ilgili tek bir adım atmış değil. Çünkü biliyor ki; bu süreçte yaşanan 50’ye yakın can kaybının tetiklemesi önce Varto’da polis kurşunuyla bir 24 yaşındaki bir gencin katledilmesi, ardında Dargeçit ve Kurtalan’da kurucu ve askerlerin silahlarından çıkan kurşunlarla basın toplantısı için toplananlardan ciddi sayıda ölümlerin yaşanmasıydı. Yani orada meydana gelen hadiselerden sonra kontrolden çıkan bir toplumsal tepkiyle beraber hepimizin takip ettiği protestolar ortaya çıktı. AKP, burada sorumlu olduğunu bildiği için de bu konunun araştırılmasını, bu konu ile ilgili gerçeklerin açığa çıkmasını istemiyor. Bingöl’de emniyet müdürü ve ekibine silahlı saldırı yapıldı. Silahlı saldırıdan bir saat sonra Başbakan, iki saat sonra İç İşleri Bakanı, ertesi gün bu ülkenin Cumhurbaşkanı çıkıp ‘o saldırıyı yapanları tespit ettik. Hak ettikleri şekilde cezalandırdık’ diye dünya hukuk tarihine karar bir leke olarak geçecek şekilde kendi görev alanları yetkilerini çiğneyecek şekilde kamuoyuna beyanatlar verdiler. Biz o dönemlerde Bingöl’e geldiğimizde buradaki hadiselerin nasıl bir karanlık el tarafından tezgahlandığını ve planlamanın ne olduğunu ve amaçlananın da ne olduğunu açık bir şekilde ifade edip ortaya koyduk.” dedi.

Yaşanan olaylardan bugüne kadarki süreçte İş İşleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ifadelerinin açık bir şekilde doğruyu yansıtmadığının ortaya çıktığını söyleyen Baluken, “Bingöl’de Emniyet Müdürüne yapılan saldırı ile Genç köprüsünde 4 arkadaşa karşı yapılan yargısız infazın bir biri ile hiçbir ilgisinin olmadığı ve her iki olayın faillerinin hala belli olmadığını ve faili meçhul bir şekilde işlendiğini ve bu faali meçhuller üzerinden de çözüm sürecinin bitirilmek istendiği açık bir şekilde ortaya çıktı. Sadece bu Bingöl olaylarına bakarak da Kobani olayları ile ilgili kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor bunu açık bir şekilde anlayabilirsiniz.” İfadelerini kullandı.  

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN