• Dolar Alış / Satış: 8.836 / 8.851
  • Euro Alış / Satış: 10.336 / 10.355
  • BINGOL:
  • Güneş: 6:02
  • Öğle: 12:20
  • İkindi: 15:43
  • Akşam: 18:17
  • Yatsı: 19:43

HALİMİZ VE HEDEFİMİZ

17 Nisan 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1028 defa okundu.
HALİMİZ VE HEDEFİMİZ

Bugün dünya; küresel bir bozgunculuk, sömürü ve yok etme anlayışıyla hareket eden işgalci egemenler yüzünden tarihin ender tanık olduğu ölçü ve ölçekte sistemli bir kin, kan, kıyım, katliamla karşı karşıya.

Kaosun, kargaşanın temeli olan küresel güçler, öncelikle istila etmek istedikleri toprakları etnik, dini ve mezhepsel anlamda ayrıştırarak küçük ülkelere, gruplara, örgütlere ve kabilelere böldüler. Ardından bu yapılar arasındaki farklılıkları çatışma ve çarpışma nedeni kıldılar. Kapalı kapılar ardında para ve silahla desteklenen bu örgütlerin amacı, bölünmeyi ve parçalanmayı içeriden veya dışarıdan hızlandırmaktı.

Ülke veya bölgeler kan gölü ve ateş topu haline getirilerek işgale zemin hazırlandı. Batılı devletler sözde barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları bahanesiyle sömürü sürecini başlattılar. Bu senaryo sürekli tekrarlandı. Ancak değişmeyen tek gerçek; bu ve benzeri senaryoların uygulanma alanları, sadece İslam diyarlarıydı.

Irak’ı ve Afganistan’ı işgal edip paçavraya çevirmediler mi?

Pakistan’ı askeri darbelerle istedikleri şekle dönüştürmediler mi?

Filistin’i bölüp parçalayıp yutmaya çalışmıyorlar mı?

Mısır’ı Emperyalistlere ve Siyonist’e uşak, Müslümanlara da tuzak kurar hale getirmediler mi?

Suriye’yi talan etmediler mi? 2016 yılında Akdeniz’in sularında hayatını kaybeden mülteci sayısı beş bini bulmuş durumda… Birleşmiş Milletlerin verilerine göre…

Müslümanları katledip veya birbirine kırdırıp zenginliklerini (ç)alıp kendi rahatları ve refahları için kullandıklarını acı ve aciz bir şekilde seyrediyoruz.

Fiili işgalin alenen olmadığı topraklarda ise zihinler ve zihniyetler istilaya maruz kalmakta, özünden kopmakta, batılla harmanlanmakta.

Müslümanlara yerleşen bu körleşmiş ve köhnemiş zihniyet yüzünden ülkeler; karamsar ve karışık… Nesiller kaygılı ve kuşkulu… Enerji kaynaklarına çöreklendiklerinden çöken veya çökertilen toplumlar, sefalet ve esaret girdabında… Çözülen ve çürüyen aile, ahlak, adalet anlayışı inananları sarıp sarmalamakta… Talan ve tahrip her alanda

Öğretilmiş çaresizliğin, üretilmiş korkunun neticesidir; soysuzlaştırılan kitleler, sindirilen kesimler, sönük ve silik siyasetçiler, sapıtan din(i)darlar, saçmalayan sanatçılar, sürünen ve sömürülen milletler…

Firavunlar, Nemrutlar uzun iktidar dönemlerini kime ve neye borçludurlar? Nereden ve nasıl güç alırlar? İslam topraklarına musallat olan ABD, Rusya, İngiltere ve İsrail’in çirkinliklerinin haddi hesabı yok. Çağımızın Firavun’u, Nemrut’u, Neron’u, Şeddat’ı olan bu zalimler karşısında maalesef sel sularının sürükleyip götürdüğü çer çöp hükmündeyiz.

Evet, bu onursuz ve olumsuz gidişe seyirci mi kalacağız, yoksa yeniden bir inşa ve ihya hedefini gerçekleştirmek için var gücümüzle çalışacak mıyız?

Halkı Müslüman olan devletler içerisinde ‘Dünya beşten büyüktür.’ diyerek müstekbirlere karşı çıkan, mazluma ve mağdura kucak açan Erdoğan’ın şahsında Türkiye’dir. 15 Temmuz’da direnen bu millet 16 Nisan’dan sonra yeniden bir dirilişe kapı aralayacaktır.

Nihayetinde tarihi derinliği ve kültürel zenginliğiyle farklı din, dil ve ırklara sulh ve selamet yurdu olmayı başaran medeniyet tecrübesine sahip Anadolu’muz, yeniden mazlumlara, mağluplara umut olacak. Mahrumlara kucak açacak. Muharebelerde muzaffer olacak. Dün olduğu gibi yarın da İslam dünyasını toparlayacaktır. Çünkü Müslümanları ayağa kaldıracak, onlara yol açacak, yön verecek tek ve son kaledir, Türkiye.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN