• Dolar Alış / Satış: 9.267 / 9.283
  • Euro Alış / Satış: 10.738 / 10.757
  • BINGOL:
  • Güneş: 6:23
  • Öğle: 12:14
  • İkindi: 15:19
  • Akşam: 17:44
  • Yatsı: 19:10

FİL İLE BİLGE KARINCA

15 Ağustos 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1545 defa okundu.
FİL İLE BİLGE KARINCA

Sıcak bir temmuz günü; güneşin yeryüzünü kızgın ışınlarla dövdüğü bir öğle vaktinde, filin biri ormanda, bir su kenarında otlanır vaziyetteydi. Bir yandan ağzına bir tutam ot alır, bir yandan hortumuyla dereden su çekip, içerdi. Yediği her tutam ot, içtiği her damla su için, avazı çıktığı kadar; “kralım çok yaşa. Saltanatın payende olsun. Bu otlar ki senin cömertliğinin mahsulüdür. Ne kadar şükretsek azdır. Bu orman, orman olalı senin gibi bir kral görmedi” diyerek bağırırdı. Hal böyle iken, bir grup karınca ağızlarında birer tutam ot ile oradan geçiyorlardı. Karıncalar kan ter içinde ilerlerken, filin gözü karıncalara ilişti. Fil, karıncaların krala şükretmeden ilerlediklerini görünce hiddetlenip; ” sizi nankör karıncalar! Hem kralın ormanından beslenirsiniz, hem de ona şükretmeden yol alırsınız; bu ne rezilliktir” dedi. Karıncaların içinde bir karınca vardı ki aklı ve feraseti ile meşhur idi. O bilge karınca ağzındaki ot tutamını atarak, bir adım öne gelip, file; “ Bre ahmak! Aklının kıtlığı, iri cüssenden midir? Kraldan kastın kimdir? Biz bir kral biliriz, o da şanı yüce; güneşin, ayın ve bütün galaksinin, yeryüzündeki her zerrenin sahibi olan Allah’tır. Şükrümüz, hamd ü senamız onadır elbette. Biz ona şükrümüzü yüksek avaz ile değil, kalp ile ederiz” dedi. Fil, cüretkâr bir tavırla; “ siz aslan kralı bilmez misiniz? Semayı yaran avazını işitmediniz mi? Sair hayvanatı korkutan heybetini görmediniz mi? Bu ormanın asıl sahibi. Bu otların, suyun gerçek maliki. Ona ne kadar şükretsek azdır. Bu orman bir daha onun gibi bir kral görmeyecektir” dedi. Bilge karınca; “ Ey ahmak! Bu orman dediğin Allah’ın bahçesidir. Bizler de bu bahçeden nemalanan aciz kullarız. Senin kral dediğin aciz bir hayvandır. Ondan önce de nice hayvanlar gelip geçti bu dünya bahçesinden, kimi padişahlık sürdü, kimi gedalık. Serencam; hepsi toprakla yeksan oldu. Senin kral dediğin aslandan önce de bu orman mevcuttu, ondan sonra da mevcut olacak” dedi. Filin aklı bu sır dolu sözlere eremediğinden; fil, umursamaz bir tavırla başını önüne eğip, otlanmaya başladı. Bilge karınca tutam otunu ağzına alıp, yanındaki karıncalarla birlikte yuvasına doğru ağır ağır ilerlemeye başladı. Bilge karınca yol boyunca yanındaki karıncalara şu nasihatlerde bulundu; “ Ey benim hemcinslerim! Bu dünya, genç kız gelinliğine bürünmüş bir hilekar bir kocakarı gibidir. Zahirine bakıp aldanmamak gerektir. Az evvelki misalde de gördüğünüz üzere; fil, bu fani ormandaki en kavi hayvandır. Fakat akıl ve idrak yönünden zayıf olduğu için, kaviliği bir para etmemektedir. Kendinden zayıf bir hayvanata rükû etmekte ve yediği, içtiği nimetlerin şükrünü ona eda etmektedir. Buncılayın nice hayvanat ömür idame etmektedir bu fani ormanda. Ey hemcinslerim! Yarın ecel meleği gelip, can kuşumu beden aşiyanından uçuracaktır. Ettiğim bu nasihatleri günbegün hatırlayıp, ona göre amel edin. Rızkın asıl sahibi olan Allah’a şükredip, ondan esenlik dileyin” dedi. Şimdi ey okuyucu, hikâyeden hâsıl olan şudur: İnsan kendisinin efendisi olmalıdır. Başkasını kendine efendi tayin eden; ne kadar güçlü olursa olsun, düşünce yetisini kaybedip, zayıf olanların hükmü altında yaşamını sürdürmeye mecbur kalır. Rızkının Hüda’dan geldiğini bilip, kula minnet etmeyenler; gerçek mutluluğu elde edenlerdir.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN