• Dolar Alış / Satış: 8.665 / 8.68
  • Euro Alış / Satış: 10.32 / 10.338
  • BINGOL:
  • Güneş: 4:46
  • Öğle: 12:30
  • İkindi: 16:26
  • Akşam: 19:54
  • Yatsı: 21:48

Ekim Sonu

31 Ağustos 2014
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1714 defa okundu.

 İkimiz de, bir birinden uzak iki şehrin insanlarıydık.

Solgun bir ekim sonunda, birleştik tek bir yürekte.

Aylardan ekimdi, hem de ekim sonu.

Ben ekimi baharmış gibi yaşıyordum.

Yapraklarını dökmüş akasyalar, gözümde yeni açmış gibiydi.

Tazecik ve büyülü idi.

Tıpkı senin gibi.

Seni bilmem,

İlk defa bir mevsim acaipliği yaşıyordum ben.

İnsanlar, dışarıda paltolarıyla gezerken,

Benim içimi saran bir mal-i hülya ateşi hâkimdi.

Sanki aylardan ekim sonu değil de Ağustos ortasıydı.

İçim içime sığmıyordu.

Zaman hızla geçiyordu, evimizin önündeki parktan.

Sonra sen geçiyordun,

Ağaçlar sonbahar ıstırabını unutuyordu.

Ve ben daha bi mutlu oluyordum.

"Ben" diye birşey kalmamıştı artık,

Her şey "biz" olmuştu kanaatimce.

Birinci çoğul şahıs eki etrafında birleşmiştik,

Bu solgun ekimin münferid hadikasında.

Sonra, gündüzleri şöyle dursun, gözlerin geceme değerdi

ve bütün yıldızlar manasını yitirirdi.

Belki yapılacak fazla bir şey yoktu bu şehirde ama, gözlerin bu şehrin sınırlarını genişletiyordu.

Seni bilmen,

Ben yeni doğmuş gibiydim.

Dokununca ince ve zarif ellerin ellerime,

Cenneti hissederdim Samanyolu aleminde.

Sonra, ekim esintisi vurunca saçlarına,

Bütün kelebekler yaşamını yitirirdi.

Ve saçlarının o eşsiz kokusu yayılırdı,

Bu rezil şehrin semalarına.

Ben daha bi gençleşirdim o zaman.

Bak, ömrümün hazanı, bu insanlar yok mu?

Bunlar bu kadar masum değildi, sen gelmeden evvel bu şehre.

Yani sen olmasaydın.

Yahut hiç tanımasaydım seni,

bu insanlar bir birlerine kıyarlardı.

Seni bilmem,

Bak, ekim şahidim olsun.

Ağaçlardan kopan ve ayrılık hüznüyle sararan yapraklar şahidim solsun,

ekim benim doğduğum ay.

Ana rahminden değil, yüreğine doğduğum ay.

Biliyor musun?

Unuttum seni tanıyalı,

Bütün hüzün şarkılarını.

Ne zaman kederleniversem,

Seni düşünürüm

Dağılır bütün hüznüm,

ekimden kasıma doğru.

Senden evvelki ekimler yok mu?

Buruk bir hatıradır gönül mizanında.

Ve ne zaman otursam bir akşamüstü ekimin taburesine,

Seni tanımadan geçen ayların, yılların hesabını tutardım.

Ve, "ne yazık boşa geçmiş yirmi iki senem" derdim.

Sonra," telafi eder mi ekim gözlüm,

Onsuz geçen yıllarımı" diyerek iç geçirirdim.

Seni bilmem,

Ben, ekimi bütün on bir aya değişmem.

Akıl işi mi?

Hangi ay verebildi ki bana, ekim sonun verdiği huzuru.

Yani ekim gözlüm,

Sen olmasaydın.

Yahut seni hiç tanımasaydım,

Bütün ekimler boynu bükük geçmez miydi önümden?

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN