• Dolar Alış / Satış: 8.526 / 8.542
  • Euro Alış / Satış: 10.098 / 10.116
  • BINGOL:
  • Güneş: 5:14
  • Öğle: 12:35
  • İkindi: 16:26
  • Akşam: 19:34
  • Yatsı: 21:14

BİR SUALİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

10 Ağustos 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1179 defa okundu.

 “İslam güzel de Müslümanlar bunun neresinde?” ( Aliya İzzet Begoviç )

 Zor bir soru…

Felaket tellallığı yapmadan, duygu sömürüsüne kaçmadan durum değerlendirmesi yapmak durumundayız.

Hakkın temsilcisi, batılın gidericisi ve rahmet taşıyıcısı olması gereken Müslümanlar; kitabı, kıbleyi, kabri ve kalbi ihmal etmedi mi? Sorumluluklarımızın farkındayız, ama çeşitli nedenlerle bunları ihmal ediyoruz. Bireysel ve toplumsal durumumuz ortada… Hatta imkânlarımız artıkça ihmallerimiz de çoğaldı. Böylece günaha müsamahalı ve harama müsaadeli bir yaşamı ve sistemi içselleştirdik.

Dolayısıyla ibadet adetleşti.

Din ideolojileşti.

Ayetler sloganlaştı.

İslam ‘’ılımlılaştı.’’

Ahkâm unut(tur)uldu.

Akide felsefileşti.

Sonra, hayatı tümden  İslam’a bağlamak yerine; vicdanlara hapsedilen, kültürleşen ve sıradanlaşan bir anlayış hayat tarzı haline geldi. Aslında İslam’ı olduğu gibi kabul etmemiz bizden istenirken, istiyoruz ki bulunduğumuz hal üzere İslam bizi kabul etsin. Kitabın emrettiği akide, ahkâm, amel, ahlak neyi gerektiriyor; bunları bilmeden dosdoğru olunamaz ve kalınamaz. İslam’ın doğru anlaşılması, hakkıyla yaşanması ve toplumsal sorumlulukların olması gereken şekilde yürütülmesi buna bağlıdır.

Parçacı ve parçalayıcı dini algılar sebebiyle bugün ümmet pişman ve perişan değil mi? Küfür tek milletken ümmet neden yetmiş iki millet? Maruz kaldığımız ya da birbirimize uyguladığımız vahşetin en temel nedeni vahdetsizlik değil mi?

İnananlar mabet eksenli bir yaşamdan uzaklaşıp market merkezli bir hayatı benimsemediler mi? Böylece Müslümanlar dünyevileştikçe kirlendi. Ahiret üzerinden hayatı tanzim etmeyerek dünyayı amaçlamak ve mutlaklaştırmaktır, dünyevileşmek. Süreç içerisinde bizler hesapçı, hazırcı ve hazcı bireyler haline geldik. İktidarı ele geçirme hırsı, paraya ulaşma arzusu ve karşı cinsle hemhal olma sınırsızlığı dindarları tatminsiz ve tahammülsüz kıldı. Akabinde yorgun ruhlar, dağınık zihinler, boş yürekler, marazi duruşlar… Çizgi çıkar çatışmasında, çıkarlarımızı tercih ettiğimiz için bu halde değil miyiz?

 Bu ve benzeri sebeplerden dolayı bedevilerden medeni, haramilerden sahabi çıkaran bir dinin güzelliğini yaşayamıyor ve yaşatamıyoruz.

İslam Rabbani, fıtri bir çağrıdır tüm zamanlara ve çağlara… Eksik, yanlış ve yanılgılarımızdan dolayı Yunusça bir nedametle Ademce bir tevbe… Ne mutlu vahiy ile sünnet eksenli inanıp inandığını hakkıyla yaşayanlara ve yaşatanlara…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN