• Dolar Alış / Satış: 9.199 / 9.216
  • Euro Alış / Satış: 10.679 / 10.698
  • BINGOL:
  • Güneş: 6:21
  • Öğle: 12:14
  • İkindi: 15:21
  • Akşam: 17:47
  • Yatsı: 19:13

BATI KAYNAKLI TERÖR ÖRGÜTLERİ VE TÜRKİYE

28 Kasım 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1045 defa okundu.
BATI KAYNAKLI TERÖR ÖRGÜTLERİ VE TÜRKİYE

Terör örgütleri üzerinden İslam’ı olduğundan farklı anlamaya, anlatmaya çalışan Batı ve içimizdeki batılıların, etnik ve mezhep kimlik üzerinden zihin kodlarımızla oynamak, İslamofobiyi hortlatmak, bölge ve güvenlik politikalarını provoke etmek istedikleri bilinen bir gerçekliktir.

Bu terör örgütlerinden Truva atı olan FETÖ üzerinden gerçekleştirmek istenen silik, sönük, mistik ve Protestanlaştırılmış bir İslam anlayışıyla kontrol altına alınmış bir İslam dini ve Müslüman topluluklardır. Böylece dünyanın farklı bölge ve ülkelerindeki hâkimiyetlerini misyoner teşkilatlar gibi çalışan bu taşeron örgüt üzerinden pekiştirmektedirler.

15 Temmuz’da bizzat yaşayarak gördüğümüz gibi direnme ve yeniden diriliş potansiyeline sahip ülke, kurum, kuruluş, kesim ve kişileri her türlü yolu ve yöntemi deneyerek yok etmeye çalıştılar. Farklı terör örgütleriyle gerektiğinde çalışabilecek otoriteye hizmetçi, sapık ve sapkın anlayışın ürünü olan bu örgütün algı operasyonları, itibar suikastları, davaları sulandırma girişimleri, mağdur ve mazlum rolüne bürünme çabaları halen devam etmektedir. Alınan birçok önleme ve ortaya konulan mücadeleye rağmen bu kirli örgüt ciddi bir şekilde çözülmedi, çözümlenemedi.

İslam coğrafyasını şekillendirmek isteyen küresel güçlerin kurduğu, kullandığı, Müslümanları birbirine kırdırttığı ve siyasi amaçlarına ulaşmak için mezhepleri araçsallaştıran DAİŞ ve Haşdi Şabi gibi yıkan, yakan ve kapanmaz yaralar açan terör örgütleri yüzünden Ortadoğu kan gölü ve ateş topuna dönmüş durumda.

DAİŞ’in sessiz sedasız ve kısa bir zamanda Suriye ve Irak’ın bir bölümünü işgal etmesi nasıl izah edilebilir? ABD öncülüğünde 65 devletten oluşan koalisyon güçleri bu örgütle savaştıkları halde niçin bir netice alamadılar? DAİŞ, 800 kişiyle 50 bin kişilik Irak ordusuna rağmen tek mermi atmadan ve hatırı sayılır bir kayıp vermeden Musul’u nasıl ele geçirdi? Irak merkezi hükümeti orduya bölgeden çekil emrini niçin verdi? Musul’u kurtarmak için neden iki yıl beklenildi? Ve daha birçok soru…

Haşdi Şabi ise aslında İran’ın kurdurduğu en az 15 ayrı silahlı grubuyla 43 Şii aşireti tek çatı altına toplayan kandan ve kinden beslenen bu örgüt, DAİŞ’in Şii versiyonudur. Irak’ın Şii dini otoritesi Ayetullah Ali es-Sistani’nin ‘’cihat’’ çağrısıyla oluşturuldu. Amerika’nın Bağdat Büyükelçisi Stuart Jone, Haşdi Şabi ile temas halinde olduklarını ve DAİŞ’le savaştaki katkısına saygı duyduklarını belirtmişti. İlginçtir İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon ise Suriye’deki duruma ilişkin, Sünni Arap ülkeleriyle stratejik ilişkiler geliştirmeye hazır olduklarını söylemişti.  Aslında DAİŞ ile Haşdi Şabi’nin kullandıkları yöntemler ve taktikler aynı. İkisi de sadece Müslümanları katlediyor. Tek farkları mezhepleridir. Bu iki örgütü yönlendiren, eğiten ve destekleyenler aynı sömürgeci zihniyettir.

Etnik yapı temelli terör örgütü PYD,  ABD’nin kara kuvveti gibi hareket etmektedir. PKK’nin Suriye kolu olan bu taşeron örgüt, etnik temizlik yapmakta ve dindar Kürtleri sürmekte, süründürmektedir. Fırat Kalkanı operasyonuyla hem DAİŞ hem de PYD darbe almıştır.

Küresel batılı güçler, İslam medeniyetinin zenginlik sayılan farklılıklarını çatışma ve çarpışma amacıyla kullanarak terör örgütlerinin ortaya çıkmasına yol açtı. Kendi elleriyle büyüttükleri terör örgütlerini imha etme bahanesiyle İslam topraklarına yerleştiler. Bu planlar, Batı’nın iflas etmiş savaş ve istila yöntemlerinin son örnekleridir. Amaç terörü bitirmek değil, işgale, istilaya, sömürüye daha uygun bir zemin oluşturmak; etnik, mezhebi çatışmaları körükleyerek haritaları yeniden çizmek ve Türkiye’yi terör örgütleriyle ülke içinde ve dışında zor durumda bırakmaktır. Türkiye’den başka hem içerde ve hem dışarıda bu kadar çok ve çeşitli terör örgütleriyle çatışan, çarpışan başka bir ülke var mıdır? Niçin bu kuşatma? Çünkü ümmetin son direniş kalesiyiz.

Nihayetinde içinde bulunduğumuz şartlar nasıl olursa olsun bu şerefli ümmetin fertleri olarak bizler:

Çukur kazmaya değil, çığır açmaya geldik.

Yük olmaya değil, yük almaya geldik.

Tarih olmaya değil, tarih yazmaya geldik.

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN