• Döviz Bilgileri Güncelleniyor..
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • BINGOL:
  • Bugün
  • Yarın °C / °C

‘ASRIMIZA DOĞAN MANEVİ GÜNEŞ’

26 Mart 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1465 defa okundu.
‘ASRIMIZA DOĞAN MANEVİ GÜNEŞ’

‘Asrımıza Doğan Manevi Güneş’ konulu konferansta Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi’nin yaşamı ve mücadelesine vurgu yapan Özkan Yaman, “Üstada olan vefa borcumuzu, onun istediği gibi bir nesil yetiştirmekle ödeyebiliriz.”dedi.

 Solhan İlçesinde faaliyet gösteren Çağrı Derneği tarafından ‘Asrımıza Doğan Manevi Güneş’ konulu konferans geçekleştirildi.

Solhan Çağrı-Derneği tarafından düzenlenen ‘Asrımıza Doğan Manevi Güneş’ adlı konferansa, Rehber TV programcılarından Araştırmacı-Yazar Özkan Yaman konuşmacı olarak katıldı.

Solhan Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa, Solhan Belediye Başkanı Abdulhakim Yıldız,  Solhan İlçe Müftüsü Sırrı Fuat Ateş ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Halkın yoğun ilgi gösterdiği program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

 ‘Asrımıza Doğan Manevi Güneş’ konulu konferansta Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi’nin yaşamı ve mücadelesine vurgu yapan Özkan Yaman,  “Üstada olan vefa borcumuzu, onun istediği gibi bir nesil yetiştirmekle ödeyebiliriz.”dedi.

BEDİÜZZAMAN’A VEFA BORCUMUZ VARDIR

Bediüzzaman Said Nursi’nin anlatıldığı programda konuşan Yaman, “Tüm dünya için eşsiz benzersiz değerlerle ancak Solhan için, Muş için, Bitlis için, Van için Siirt için ve bu bölge için daha özel bir değerdir, daha özel bir kıymettir. Bütün dünyanın Bediüzzaman’a bir vefa borcu vardır ama Muş’un, Van’ın daha fazla bir vefa borcu var. Çünkü Bediüzzaman Said Nursi hazretleri 90 tane talebesiyle Muş’u savunmak için, Van’ı Solhan’ı savunmak için gönüllü olarak Rusların karşısına, Ermenilerin karşısına çıkıyor. Bütün talebelerini ve yeğeni Ubeyt’i hepsini şehit veriyor. Kendisi de Ruslara esir düşüyor. Dolayısıyla eğer bugün şu topraklarda gönül huzuruyla yaşıyorsan Bediüzzaman Said Nursi’nin bunda çok büyük katkısı var ve biz geleceğe umutla bakıyorsak hayaller kuruyorsak Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Solhan için, Muş için çok büyük bir emeği var, çabası var. O’na vefa borcumuz; yılda bir defa efendim vefat yıl dönümünde onu anmakla sınırlı olmamalı, O’na vefa borcumuzu, onun davasını anlamak ve onun fikrini onun eserini okuyup okutmak, o eserle yaşamak, hayatımızı ona göre tenzil etmek olacaktır. Vefa borcumuz üstada olan borcumuz onun eserleriyle imanımızı yenilemekle kuvvetlendirmekle olacaktır. O’na olan vefa borcumuz işte Muş da, Solhan da onun istediği gibi bir nesil vücuda getirmekle, bu yolda gayret göstermekle olacaktır. Rabbim bu yolda kolaylık ihsan eylesin.” dedi.

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’NİN MÜCADELESİ…

Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatında hep çile ve mücadelenin olduğunu söyleyen Yaman, “O’nun hayatı inanın boş geçmemiş; ya bir cephededir, ya bir medresededir, ya hapishanededir, ya sürgündedir, ya esarettedir. Hiçbir yerinde boş oturduğunu görmezsiniz. Mutlaka bir şeyler öğretiyor, mutlaka bir hesap yapıyor, gayenin peşinde çırpınıyor ve gece vaktinden sabaha kadar, zikir ile meşgul oluyor. Dolayısıyla  Bediüzzaman unvanını hani kendisinden 500 yüz yıl önce bir alime daha vermişler Bediüzzaman ismini ondan sonra bu unvana layık kimse ve üstad dediğimiz üstad kelimesine en layık -Bediüzzaman demek zamanın benzersizi demek, eşsizi demek- ve inanın öyle bir güzellik var ki öyle bir benzersizlik var ki düşünün savaşın ortasında at sırtında bizzat savaşıyor, cephede koşturuyor, yanındaki tabelasına söylüyor yaz; neyi yazayım tefsiri yaz. İşaratül İcaz Tefsirini yaz. Savaşta savaşırken halinden bahsediyoruz. Böyle bir alim dünyada var mıdır? Zamanın eşsizi unvanı gerçekten yakışıyor. Esarette Rusların koklayan şeytanı teftiş eden insanı onun karşısında ayağa kalkmadığı zaman; ‘neden kalkmadın?’ diye sorduklarında, ‘ben kalbimde iman olan biriyim. Âlim, imamsız birine karşı kıyam edemez, ayağa kalkamaz’ diyen bir âlimden bahsediyoruz. Evet inşallah biraz Üstad’dan ve Üstad’ın fikirlerinden bahsedeceğiz. Bakın; Bediüzzaman sabrın üstadı, biz bugün bekli de pratik olarak yaşanmış bir numune olarak ondan daha iyi anlatan birisi bulamayız ve o ilmin üstadı düşüne biliyor musunuz 3 ay gibi kısa sürede 15 yıllık bir ilmi öğrenmiş. Çünkü öyle bir alimden bahsediyoruz ve 90 kitabı ezberleyip hep 3 ayda bunları tekrar eden bir alimden bahsediyoruz. İlmin üstadı ve şefkatin üstadı affın üstadı orda ki en başta ve hakikatlerin Üstadı… İstanbul’a geldiğinde Ruslar tarafından işgal edilmiş, İngiliz’ler İstanbul’u işgal etmiş. Bediüzzaman hemen bir bildiri yazıyor,  6 maddelik bir bildiri. İstanbul’da dağıtıyor. O bildiriyi yazdığı zaman tabiî ki İstanbul’daki komutan elçi her neyse  diyor ki ‘bu kimse derhal cezalandırılsın’ ancak danışmanları diyor ki o (İngiliz danışmanlar) ‘Efendi bu bölgenin tanınan bir şahsiyetidir. Biz bunu cezalandırırsak o bölgedeki bir takım vaatlerimizi kaybede biliriz. O yüzden İstanbul’da ceza veremiyorlar. Ancak M.Kemal onu Ankara’ya çağırıyor. Duymuş onun böyle cesaretini,  fedakarlığını, ilmini Ankara’ya çağırıyor. Üstad cevap gönderiyor ‘ben tehlikeli yerleri severim, burası şuanda tehlikeli, Ankara’da bir tehlike yok. Ben cephe gemisinde bulunmayı sevmem’ 

Ancak M.Kemal’in ısrarlarıyla Üstad Ankara’ya geliyor. Ankara’da yeni meclis var ve çok büyük bir törenle Üstad’a hoş geldin deniliyor. Üstad bakıyor ki Meclisteki vekiller namazı ihmal ediyorlar. Büyük bir kısmı namazlarını kılmıyor. Şaşırıyor Üstad! Yunanı denize dökenler nasıl namazı kılmazlar. Hemen bir bildiri yazıyor. Namaz kılmak bildirisi artık öyle diyeceğiz ve diyor ki; “siz Yunanı denize dökmüşsünüz, namazınızı kılmasanız bu biraz eksik kalır” Bu bildiriyi yazıp dağıtınca namaz kılanların sayısı artıyor ancak M.Kemal diyor ki ‘kahraman hoca; biz senin fikirlerinden istifade etmek için çağırdık ama sen geldin namazdan falan bahsediyorsun. Bırak şu namazı, namaz da neymiş…” Üstad çok hiddetlenir ve derki (meşhur lafı) “Paşa Paşa İslam’da en büyük hakikat imandır. İmandan sonra namazdır. Namaz kılmayanın hükmü yoktur, red edilir, kabul edilemez” Hatta parmağını ona doğru uzatır çok hiddetli bir konuşma yapar. M.Kemal bu öfkeyi beklemez yutkunur.  Bir şey diyemez ve odasına alır. Uzunca konuşurlar derki ‘ben Fransız, İngiliz modeli, İsveç modeli bir sistem kurmak istiyorum” Uzunca anlatır… Bediüzzaman derki; “yapma! bu memleket Müslüman, bu memleket bin yıldır İslam’la yaşamış, İslam’la yoğrulmuş, yapma!’ demiş. Ancak kabul ettiremez. Bazı hadisi Şerifeleri onda görür ve o hadisi şerifler derki ona karşı maddi cihatla mukabele  edilmez ve Ankara’dan uzaklaşmak ister, Van’a gelmek ister ancak Mecliste  aşı kampanyası düzenlenir. Halk aşı olurken üstada aşı yerine zehir verirler” diyerek Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatını, mücadelesini ve yaşadıkları sıkıntıları aktardı.

Programın sonunda ise Kutlu Doğum Siyer Sınavı’nda Solhan da dereceye girenlere ödülleri verildi. 

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN