• Dolar Alış / Satış: 18.612 / 18.646
  • Euro Alış / Satış: 19.421 / 19.456
  • BINGOL:
  • Güneş: 7:10
  • Öğle: 12:18
  • İkindi: 14:49
  • Akşam: 17:05
  • Yatsı: 18:37

AŞI VE PCR KARŞITLARI!!!

23 Ağustos 2021
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
12621 defa okundu.
AŞI VE PCR KARŞITLARI!!!

Aşılıların da aşısızların da bulaşa maruz kalacağı bir illetin tüm sorumluluğunu aşısızlara yüklemek doğru değildir. Aşı, yakalandığın virüsü kolay atlatıp hastaneye düşmene veya entübe olmana mani oluyormuş. Ancak bulaş riski, iki kesim için de varken aşısızların günahkâr ilan edilmesi kimin amacına hizmet ediyor?

Salgının önlenmesi veya hastalığın tesirinin düşürülmesi için de gerekiyorsa tabiî ki aşı yapılmalıdır.

Covid-19 için de aylardır aşı yapılmaya başlanmış ve devam etmektedir. Kimimiz 4’üncü doza kadar da aşı yapmış, kimimiz de olmayı doğru bulmuyor…

Ancak;

Aşı karşıtlığı olarak lanse edilip ‘vatan haini’ boyutunda suçlanan kişilerin aslında aşı karşıtı değil, mevcut aşıya ve uygulamalara karşı şüpheci oldukları için aşı olmak istememektedirler.

Şunu bilmekte fayda var; aşı olmayanların ekseriyeti sadece Türkiye’de değil Dünya’da da aşının durumu hakkında haberler okuyup, makaleler takip ediyorlar. Canları sıkıldığı için ‘aşı olmayacağız’ demediklerini bilip de öyle sorgulayalım.

‘Bilim kurulundan daha mı iyi biliyorlar’ diye de bir soru kaçınılmazdır. Bilim kurulu, işin uzmanlarından oluşan bir kurul olduğu gibi aşı hakkında şüpheci davranıp olmak istemeyenlerin takip edip onayladığı kişiler de alanında uzman…

**          **          **          **

Bir TV programında çocuklara aşının yapılması hakkındaki soruya cevap veren Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, “Çocuklarda açıkçası, birincisi riskimiz çok düşük. İkincisi, çocuklarda aşının uygulanması için öncelikle biz büyükleri denek olarak kullanıyoruz. Ben çocuk doktoruyum. Büyüklerde hiçbir şey olmadığını gördükten sonra, hiçbir sorun olmadığından emin olduktan sonra, bunlar yüzde 100 netleştikten sonra, o zaman biz ‘çocuklarda da az sayıda bakıp görelim ondan sonra çocuklara aşı uygulayalım.’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Aylar önce başka bir açıklamasında inaktif aşı hakkında görüş belirten Kara; “Evet bu aşı güvenli, verilerimiz ortaya çıkıyor. Faz-3 çalışmaları daha tam tamamlanmadı. Diyelim ki aşıyı 6 ay uyguladık, hiçbir şey olmadı, bundan sonra bir şeyin olma ihtimali çok düşük, hatta yok kabul edilebilir düzeyde. O zaman bu kadar güvenliyse çocuğa da yapabilirim.” diyor.

Şahsen bu açıklamadan; ‘Sayın yetişkin, Faz-3 çalışması tamamlanmayan sıvıya biz güvenli aşı diyoruz. 6 ay uygulandıktan sonra hiç bir şey olmazsa ve bundan sonra da bir şey olma ihtimali düşükse çocuklara yapabiliriz ancak çocuklara yapmadan önce sizleri denek olarak kullanıyoruz. Size bir şey olmazsa o zaman çocuklarda uygulayacağız.’(!) denildiğini anlıyorum.

Evet, Faz-3 çalışması tamamlanmayan yani kısacası aşı olma süreci tamamlanmayan bir sıvıya aşı deyip uyguladıklarını ifade ediyorlar ve bu süreçte büyükleri de denek olarak kullandıklarını belirtiyorlar. Ne hikmetse denek olmak istemeyen kişiler suçlu ve öteki…

**          **          **          **

Ülkemizde kullanılan iki aşıdan biri olan BioNTech, mRNA teknolojisi ile üretiliyor. Aşıyı üretenden ziyade bir de bu teknolojinin mucidine kulak verelim!

Haber şöyle; “Koronavirüs aşısında kullanılan mRNA teknolojisini icat eden Dr. Robert Malone, Fox TV’de Tucker Carlson’a yaptığı açıklamada, 18 yaşın altındaki kişilerle virüse yakalanmış kişilerin bu aşıları kullanmaması gerektiğini söyledi.

“Hükümet riskler konusunda şeffaf değil” diyen Malone, 18-22 yaş aralığındaki insanlara atıfta bulunarak, “Faydaların risklerden daha ağır bastığını düşünmüyorum, ama ne yazık ki risk-fayda analizi yapılmıyor. Riskler olduğunu biliyorum ancak endişem verilere erişimin olmaması. Dolayısıyla, insanların aşıları kabul edip etmemeye karar verme hakkı olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullanıyor.

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarında nadir görülen yan etkiyi kabul etti. Ajans bu aşılar ile ilgili nadir görülen kalp iltihabı vakaları hakkında bir uyarı ekleyeceğini duyurmuştu.

Yapılan açıklamada söz konusu yan etkiden en çok etkilenen yaş grubuna ait bilgiler de paylaşılmış, buna göre, söz konusu yan etki ağırlıklı olarak 30 yaş ve altındaki kişilerde görülmüştü.”

Araştırmacı Yazar Erkan Trükten, FDA’nın mRNA tekniğini “gen terapisi” olarak kabul ettiğini açıklayıp belgesini de sunmuştu, çıktığı programda…

**          **          **          **

Ne hikmetse ülkemizde son günlerde ofis açan, sağlık alanında dünyada hüküm süren siyonizmin insanın sağlığını önceleyen(!) yapısı olan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşının sorumluluğunu almıyor, bilim kurulu almıyor, üretici firma almıyor ve diğer aşılarda olduğu gibi sorgusuzca kullanın deniliyor. Kullanıcılar kullanmaya başlarken bu sefer aşının yapıldığı teknolojinin mucidi, riskler konusunda uyarıda bulunuyor. Bunu duyunca bakıyoruz ki bilim kurulu üyesi de büyüklerin denek olduğunu açıklıyor ama bunlara rağmen ‘bizler kolumuzu uzatalım’ diyenlere bu kadar karmaşanın ve cevap bulamamışlara rağmen ‘buyur sen ol, ben almayayım’ deyip teşekkür edenler, her türlü yıldırma ve söylemlere maruz kalabiliyor FDA’nın aşı olarak vurulan sıvıya ‘gen terapisi’ demesine rağmen.

Aşı olmayanları suçlayan kıymetli kardeşim, bu insanlar aşıya karşı değil. Hatta aşı olanların çoğundan daha çok okuyup araştırıyorlar ve tercihlerini kullanıyorlar.

Rahmetli Liderim Erbakan Hocam; “Allah aşkına, ne olursunuz bir defa benim ne demek istediğimi şu siyonizmden önce siz anlayın yahu, siz anlayın!” demişti ve bakıyoruz ki siyonizmin önde gelenlerinden ve alanı bilişim teknolojileri olan Bill Gates, bir anda hayırsever(!) biri olarak kurduğu vakıf ile corona  virüs salgınından önce BioNTech’e 55 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştiriyor.

Bunlar şüphe sebebidir siyonizmi bilenler için…

**          **          **          **

Bu bilgi, çelişki ve şüphelerden sonra bir de uygulamalara bakalım.

Yine örnekler ile gidelim; 20 Ağustos 2020’de hasta sayısı 1.412, vefat sayısı ise 19 olan ülkemizde tedbir vardı ama aşı yoktu!

Bir yıl sonra aynı günde ülkede 1. doz aşı oranı yüzde 73,52 olmasına karşın 19.918 vaka bulunuyor ve vefat sayısı ise 204.

Sağlık Bakanımız Sayın Dr. Fahrettin Koca, (19 Ağustos’ta) Son bir haftada vaka sayısı en çok artan illeri açıklarken Ardahan’ı da zikretti ve “Aşı ile bağışıklık kazanana kadar tedbirlere tam uyum şart” dedi. Aşı oranlarını da paylaştı ve Ardahan %76.9 görüldü.

Aşı ile koruma varsa, aşı yükseldikçe vakaya etki edip düşürülmesi gerekmez mi? Aşı yükseldikçe vakanın da yükselmesinde bir terslik yok mu?

DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, koronavirüs aşısı yaptırdıktan sonra da maske takılması gerektiğini belirttiği bir açıklamasında; “İstediğimiz şey virüsün bulaşmasını azaltmak. Dolayısıyla aşıların bulaşmayı önleyip önlemeyeceğini henüz bilmiyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Bu veri ve bilgi ışığında değerlendirme gerekirse aşıya verilen önemden daha fazla önce tedbire dikkat etmek, önem vermek gerekmez mi? aşının etki/tesir sonuçları netleşene kadar…

**          **          **          **

Aşı geliştirilmede sürenin 3-4 yıldan erken olamayacağını belirtenler aşının kısa sürede çıkmasını da kabul etti. Bizler de teknoloji deyip eyvallah dedik.

Ülkemizde ilk olarak inaktif teknolojisi ile üretilen aşı yapıldı ve ‘bir aşıyı olan başka bir aşı olmasın (veya) yakın zamanda olmasın’ denilmişti (diye hatırlıyorum/hafızam yanıltmıyorsa). mRNA teknolojisi ile üretilen aşı vurulmaya başlandıktan sonra iki doz inaktif olan bir doz mRNA olsun denildi. Buna da eyvallah denildi. Son olarak bazı ülkeler inaktif kabul etmiyor (oraya) seyahat edecekler; iki doz mRNA yapmalı diyerek 4’üncü doz da aktif oldu.

Bunların hepsi okey aldı.

Önce, Covid-19 hastalığı geçirenler 6 ay geçtikten sonra aşı olabiliyorlardı. Süre 3 aya ve sonra bir aya kadar düştü.  Bunların hepsi; gün geçtikçe hastalığı tanıdığımızı ve mücadele için yöntem geliştirdiğimizi gösteriyor.

Hastalığı geçirdiği PCR testi ile sabit olanların aşı süresi belirlenmiş oluyor, peki; PCR testi vermemiş veya belirtisi olmadığı için kendi de hasta olduğunu bilmeyen birinin 1 aylık süresi neye göre belirtilip aşı yapılacak???
Bir aylık bir süre eğer aşı için önemli ise bu sürenin tespiti için ya antikor ölçümü yapılması veya PCR negatif sonucu gerekmez mi? Yoksa test alınmadığı için pozitif olan birine aşı yapılma riski doğmaz mı?

BioNTech aşısı için belirtilen yan etkilerin önüne geçmek için her bireyin kan değerlerinin ölçülmesinden sonra aşı olması gerekmez mi? Olası riskleri önlemek için…

**          **          **          **

Tedbir demiştik,

Aşı yapılması için timler dahi kuruldu ancak bırakın vatandaşları sağlık çalışanlarında bile artık tedbirlere dikkat edilmiyor.
DSÖ, aşı olsanız bile tedbirler için dikkat çekiyor maskeye… Aşı yapılırken aşı olanda maske yok, başka bir fotoda ise aşı yapanda ne maske ne de eldiven var. Hastanelerde ilk dönemlerde olan tedbirler görünmüyor. Bu kadar riskli bir salgını sizler önemsemiyorsanız, bilinçsiz(!) vatandaşı çok görmeyin..!

Kıymetli kardeşim,
Aşı olup olmamana sen karar vereceksin ama lütfen tedbir!!!

**          **          **          **

Aşılıların da aşısızların da bulaşa maruz kalacağı bir illetin tüm sorumluluğunu aşısızlara yüklemek doğru değildir. Aşı, yakalandığın virüsü kolay atlatıp hastaneye düşmene veya entübe olmana mani oluyormuş. Ancak bulaş riski, iki kesim için de varken aşısızların günahkâr ilan edilmesi kimin amacına hizmet ediyor. Covid-19, aşılıya da aşısıza da bulaşıyor ancak PCR aşısıza isteniyor. Amaç; bulaş riskini kontrol etmekse, bulaş riski olanların hepsi PCR testine tabi tutulsun veya hiç biri… ‘Aşı olmayı zorunlu kılmıyoruz ama mecbur bırakacağız’ diyorsanız bu sindirme gayesidir ve hiç de adil bir yöntem değildir.

Aşı olmayan öğretmenler; okullarına 3 günde bir PCR testi negatif sonucu verecek, sinema ve seyahat için de test istenecekmiş.

Aşı olamayan vatandaş PCR testi negatif olarak okula gitti veya seyahat ediyor, yanında aşı olan biri test vermedi ancak kişi pozitif olursa bu sefer sorumluluk kimde olacak?
Milyonları; faz aşamaları tamamlanmamış, üretici firma ve Sağlık Bakanlığı dahil kimsenin sorumluluğunu almadığı bir sıvıyı enjekte ettirmek mecburiyetinde bırakmak ne kadar doğru?

Asıl püf nokta şurası;

Aşılama bulaşı önlüyor ise; aşı olanlar zaten korunmuş olmuyor mu? Neden bir daha onları korumak için olmayanlar test eziyetine maruz kalıyor?

Aşı bulaşı önlemiyorsa o zaman neden aşı yapılıyor ve bir de bulaşı kontrol etmek için herkesten değil de aşı olmayandan PCR isteniyor?

Faz -3 çalışması tamamlanmayan ve FDA’nın ‘gen terapisi’ dediği bu sıvıyı enjekte etmek için verilen gayret; tedbirlere verilmiş olsaydı hastalığın daha kolay kontrol altına alınacağını düşünenlerdenim.

Herkese covidsiz ve sağlıklı günler dilerim. Hayırla esen kalın…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN