• Dolar Alış / Satış: 12.079 / 12.1
  • Euro Alış / Satış: 13.597 / 13.622
  • BINGOL:
  • Güneş: 7:05
  • Öğle: 12:16
  • İkindi: 14:50
  • Akşam: 17:06
  • Yatsı: 18:37

Açan, “Öğretmenlerin En Büyük Sorunu”?

3 Eylül 2014
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1526 defa okundu.
Açan, “Öğretmenlerin En Büyük  Sorunu”?

Günümüzde öğretmenlerin birçok sorunu olmakla beraber en büyük sorununun mesleki itibar sorunu olduğunu söyleyen Açan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın en önemli unsuru niteliğindeki öğretmenlerin sorunlarını ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapması gerekenleri yazdı.

 Eğitimciler Birliği Solhan İlçe Temsilciliği Basın İletişim Sekreteri Ferzende Açan, Kamuhavadis internet sitesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın en önemli unsuru niteliğindeki öğretmenlerin sorunlarını ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapması gerekenleri yazdı.

Yaklaşık yarım yüzyıl öncesine kadar özellikle taşrada öğretmen aynı zamanda doktor, ziraatçi, mühendis; kısaca her şeyi bilen kişi olarak görülmüş ve sözüne itibar edildiğini söyleyen ve günümüzde öğretmenlerin birçok sorunu olmakla beraber en büyük sorununun mesleki itibar sorunu olduğunu vurgulayan Açan’ın Kamuhavadis internet sitesindeki yazısı:

Öğretmenin Mesleki İtibar Sorunu

Öğretmenlik mesleği insanlık tarihinin en eski mesleğidir. Bu kutsal meslek Hz. Adem’den başlayıp, tüm peygamberlerle devam etmiş ve her peygambere de Cebrail (a.s) öğretmen tayin edilmiştir. Tarihin her döneminde öğretmen- öğrenci ilişkisi öncelikle saygı, sevgi ve itibar üzerine kurulmuştur. Formal eğitimin başlamasıyla öğretmen bilginin kaynağı, öğrencinin rol modeli ve toplumun önderi olarak kabul edilmiştir. Yaklaşık yarım yüzyıl öncesine kadar özellikle taşrada öğretmen aynı zamanda doktor, ziraatçi, mühendis; kısaca her şeyi bilen kişi olarak görülmüş ve sözüne itibar edilmiştir. Günümüzde öğretmenlerin birçok sorunu olmakla beraber en büyük sorunu mesleki itibar sorunudur. Bu sorunun kaynağı ise; öğretmenin ve öğretmenlik mesleğinin toplum nezdindeki algısının değişmesidir. Öğretmenin mesleki itibarında meydana gelen değişmenin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;

1-Eğitimcilerin hızlı değişim ve gelişmenin gerisinde kalması, kendini yenileyememesi, rol model olamaması, okumadan okuyan bir nesil yetiştirmeye çalışmalarıdır. Nitekim; Zamanın birinde adamın oğlu çok bal yiyiyor ve bundan rahatsız oluyormuş. Adam çocuğu bir türlü bal yemekten alıkoyamıyormuş. Sonunda çocuğun elinden tutup şehrin bilge adamına götürmüş ve durumu izah edip buna bir çare bulmasını talep etmiş. Bilge adam ise kırk gün sonra gelmelerini söylemiş. Nitekim kırk gün sonra gittiklerinde Bilge adam, çocuğa sadece “ Evladım bundan sonra bal yeme” söylemek olmuş. Bunun üzerine çocuğun babası şaşırarak “Hocam bunu kırk gün önce de söyleyebilirdin. Neden bizi kırk gün beklettin?” diye sormuş. Bilge adam “ geldiğiniz gün ben de bal yemiştim, eğer o gün söyleseydim çocuk üzerinde pek etkili olmazdı” diye cevap vermiş. Eğitimcilerin bir kısmı elinde sigara olduğu halde öğrencilerine sigaranın zararlarından bahsetmesi gibi…

2-Öğretmen yetiştirme ve istihdam politikaları itibar sorununun en önemli nedenlerinden bir tanesidir; çünkü öğretmen ihtiyacı dikkate alınmadan üniversitelerin ilgili bölümlerine öğrenci alınmakta ve mezun olduktan sonra ciddi bir istihdam sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden geçmişte “çocuğumuz okuyup öğretmen olsun” diyenler günümüzde “ hiçbir şey olmazsa öğretmen olsun” diyerek aslında toplumda öğretmenlik mesleğine bakış açısını dile getirmektedirler.

3- ALO 147 ve BİMER gibi iyi niyetle başlayan uygulamaların zamanla öğretmenleri şikayet hattına dönüşmesi ve bunun medyada sık sık işlenmesi; Bahsedilen uygulamalar öğretmenin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi durmakla birlikte öğretmenleri ciddi anlamda töhmet altında bırakmaktadır.

4- Bilgi kaynaklarının artması ve öğrencinin artık öğretmene kendince çok fazla ihtiyacının kalmadığına inanması; Bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişmesi, internet sayesinde bilginin her yere kolaylıkla ulaşması ve bilginin hiçbir süzgeçten geçmeden öğrenciye ulaşması, öğretmeni öğrenci nezdinde değersizleştirmekte, itibar kaybına uğratmaktadır.

5- Sekiz yüz bin kişilik bir camia içerisinde yanlış yapanların sık sık görsel ve yazılı medyada yer alması, bu yanlışların tüm eğitim camiasına mal edilmesine neden olmaktadır.

6- Televizyondan kültürlenen veli, şımartılmış öğrenci ve mevzuat arasında sıkışmışlık; Nitekim veliye yüklenen rol sayesinde velilerin bir kısmı öğretmenin ders işleyişinden verdiği nota kadar karışmalarına neden olmakta ve bu durum öğretmenlik mesleğini tartışmalı hale getirmektedir. Ayrıca sürekli ve istikrarsız değişen mevzuatla öğretmenlerin hareket alanı kısıtlanmış ve öğrencinin şamar oğlanına çevirmiştir. Bu yüzdendir ki son yıllarda sürekli haber bültenlerinde okulu basan veli tarafından darp edilen öğretmen ya da öğrencisi tarafından bıçaklanan öğretmen haberlerine sık sık rastlamaktayız.

7- Öğretmenin asli görevlerinin yanında mesleki itibarını zedeleyen işlerle uğraşmak zorunda bırakılması; temizlik, güvenlik ve kırtasiye giderleri için yeterli ödeneğin gönderilmemesinden dolayı yönetici ve öğretmenler; öğrenci, veli ve diğer paydaşlar tarafından töhmet altında bırakılmakta, yönetici ve öğretmenlere tahsilâtçı gözüyle bakılmaktadır. Bu durum itibar kaybına neden olmaktadır.

8- Özellikle bazı siyaset kurumu mensuplarının eğitimcileri az çalışan, emek harcamayan, aldığı maaşı hak etmeyen kişiler olarak lanse etmeleri ciddi itibar kaybına neden olmakta ve tüm eğitimcileri rencide etmektedir. Nitekim yakın zamanda bu camia “Öğretmenler ne iş yapıyor ki zam talebinde bulunuyorlar” ya da “öğrencinin saçına karışan öğretmenin saçını makaslarım” gibi sakat söylemlere şahit olmuştur. Sonuç olarak şunu ifade etmek gerekir ki; ruhen huzurlu olmayanın sağlıklı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir. Değer verilmeyenin değerli şahsiyetler yetiştirmesi mümkün değildir.”Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü günümüzde maalesef “Bana bir harf öğreten kırk yıl kölem olmak zorundadır” anlayışına dönüşmüştür. Bu anlayış devam ettiği sürece tüm iyileştirmelere rağmen öğretmeni merkeze koymadığımız sürece akademik başarı beklemek, sağlıklı nesillerin yetişmesini beklemek hayalcilikten öte bir şey değildir.

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN