• Döviz Bilgileri Güncelleniyor..
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • BINGOL:
  • Bugün
  • Yarın °C / °C

SOLHAN’DA ŞEHİTLİK ANLATILDI

2 Mart 2020
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
612 defa okundu.
SOLHAN’DA ŞEHİTLİK ANLATILDI

Peygamber Sevdalıları Solhan İlçe Temsilciliği tarafından ‘Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara’ sloganıyla Şubat Ayı, Şehadet Ayı programı düzenlendi. Düzenlenen programda konuşan Çelik, şehitliği ve şehitleri anlattı.

Peygamber Sevdalıları Solhan İlçe Temsilciliği tarafından ‘Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara’ sloganıyla Şubat Ayı, Şehadet Ayı programı düzenlendi. Düzenlenen programa İlahiyatçı Salih Çelik konuşmacı olarak katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan ve ilahilerin okunup sinevizyon gösterisi yapılan programa Hüda Par ilçe yöneticileri, Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanı ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Şubat Ayı, Şehadet Ayı programında konuşan İlahiyatçı Salih Çelik, “Sözlerime başlamadan önce malumunuz İdlip’te bir olay yaşandı ve 33 kardeşimiz hakkın rahmetine kavuştu. Rabbul alemin kendilerine rahmet eylesin, mekanlarını cennet eylesin inşallah. Yaralı olan kardeşlerimize de Rabbim hayırlı şifalar ihsan eylesin. Solhan’da şehadeti konuşmak, şehitliği konuşmak, inanın başka bir zevk. Çünkü buna yabancı değilsiniz. Sizler Melekanlı Şeyh Abdullah’ın torunlarısınız. Yani bunu çok iyi bilen insanlarsınız ama inşallah Rabbim nasip ederse bizler böyle hatırlatmak babında üç beş kelam edeceğiz. Şehadet; büyük bir sevda, büyük bir aşk, büyük bir muhabbet öyle bir sevda ki Peygamberlerin dahi gıpta ettiği, özendiği, hasretini çektiği, özlemiyle yanıp tutuştuğu bir sevdadan, bir aşktan bahsediyoruz. Ve yine bu şehadet öyle bir sevda ki onun bir de aşıkları var, onun uğrunda gece gündüz demeden mücadele eden insanlar var. Ve nihayetinde o şerbeti içip öylece Allah’ın huzuruna şehit olarak giden kardeşlerimiz var. Rabbim nasip ederse inşallah onlardan da bahsedeceğiz. Evvela şehitlik nedir, nasıl olunur, şehit olabilmek için ne yapmak lazım? Böyle her isteyene geliyor mu? her isteyenin kapısını çalıyor mu? Allahu Teala Kur’an-ı Kerimde, “Allah yolunda öldürülen insanlara sizler ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler fakat siz bilmesiniz” diyor. Yani Allahu Teala şehitlerin ölmediğinden, onların diri olduğundan bahsediyor. Peki bizler bunu nasıl anlıyoruz. Bakın kıymetli kardeşlerim bir insan öldüğü zaman, vefat ettiği zaman Müslümanlar olarak bizlerin onlara karşı yapması gereken vazifeler var. Nedir bunlar; birincisi o cenazeyi yıkayacaksın, ikincisi kefenleyeceksin, cenaze namazını kılacaksın ve defnedeceksin. Bunlar bizim üzerimize farz olan şeyler ama bizler şehitlerin hayatına baktığımız zaman şehitler yıkanmıyor. Çünkü ölü olan insan yıkanır. Şehit, ölü olmadığı için Allah’ın katında diri olduğu için şehitler yıkanmıyor. Ve şehitler kefenlenmiyor. Elbiseleriyle beraber defnediyoruz, yani bu onların ölmediğine, diri olduğuna delalettir, işarettir. Yine onların ölmediğine bakın bugün burada şahit oluyoruz. Nice insanlar geldi gitti, binlerce insan vefat etti, unutuldu gitti. Bugün isimleri dahi hatırlanmıyor. Ama bakın arkamızda yüz yıl önce dahi şehit olan kardeşlerimizin resimleri var. Şehit olan hocalarımızın resimleri var. Ta bin sene, bin beş yüz sene önceki şehitlerin hayatını halen biliyoruz ve çocuklarımıza anlatıyoruz.” ifadelerini kullandı.

ŞEHİTLERİN İSTEDİĞİ TEK ŞEY!

“Bakın Şehit Yasin gencecik bir kardeşimiz bugün gidin bakın herkes çocuklarına Yasin ismini vermeye çalışıyor. Onun gayretinde niye çünkü onlar ölmediler, onlar diridirler ama işin diğer boyutunu dedik ya bizler bilmiyoruz, en güzel bilen Allah’tır. Ama Peygamber bizlere bazı şeyleri anlatıyor. Şehitlerle alakalı diyor ki; hiçbir insan cennete girdikten sonra bütün dünya ve içindeki nimetler kendisine verilse dahi tekrardan dünyaya dönmeyi istemez. Ama şehit öylemi, değil. Resulullah diyor ki; “Şehit der ki ya Rabbim beni dünyaya gönder gideyim, senin davan uğrunda tekrardan savaşayım. Şehit olayım, tekrardan savaşayım, tekrardan şehit olup geleyim” der. Çünkü o şehadet şerbetini tattığı zaman öyle bir lezzet almış ki, öyle bir zevk almış ki tekrar o lezzeti, zevki tatmak ister.” diyen İlahiyatçı Çelik, “Yine şehitlerle alakalı Allah’u Teala cenneti onların hizmetine sunuyor. ‘Buyurun; yiyin, için, gezin, tadını çıkarın’ diyor. Onlar cennet nimetlerinden istifade ediyorlar. Allah’u Teala soruyor onlara; ‘bir sıkıntınız var mı, bir isteğiniz var mı?’ diye, şehitler diyor ki “ya Rabbim artık ne isteğimiz olabilir ki her şeyi bize vermişsin, hizmetimize sunmuşsun, istediğimiz nimetlerden bizler istifade ediyoruz. Bunun dışında bizler ne isteyebiliriz ki. Yalnız tek bir isteğimiz var ya Rabbim. İstiyoruz ki bizi tekrardan dünyaya gönderesin tekrardan senin uğrunda savaşıp şehit olup senin huzuruna gelelim.’ diyorlar.” şeklinde konuştu.

“BÜTÜN UYUYANLARI UYANDIRMAYA BİR TEK UYANIK YETER”

Çelik, “Peki, bizler de oturup şehadetten bahsediyoruz, şehitlikten bahsediyoruz. Dedik ya şehit şahit olandır, şehit aşık olandır, şehit davaya sevdalı olandır. Allah rızası için gecesini, gündüzünü bu uğurda feda edendir. Bizler ne yapıyoruz acaba, biraz buna değinmek lazım. Bakın Kurban Bayramı geldiği zaman kurban kesiyoruz. Ama bizler biliyoruz ki sakat olan hayvandan kurban olmaz. Özürlü olan, aşırı şekilde zayıf olan, cılız olan hayvandan kurban olmaz. Gidip hayvanın en güzelini alıp getirip Allah’ın yolunda kurban ediyoruz. İşte Allah’u Teala kendisi için şehitlerden de öyle bir hayat istiyor. Şehitleri de en iyilerimiz içinden, en değerlilerimizden, en kıymetlilerimizden seçiyor. Bu dava Hamzaları arıyor, bu dava Hüseyinleri arıyor, bu dava Musabları arıyor.  Öyle sıradan herkesin kapısına uğramıyor. İşte bunu hak edebilmek için hayatını kendine şahit kılacaksın, şehit gibi yaşayacaksın. Geceleri zahit, gündüzleri mücahit olacaksın. Geceleri kaim, gündüzleri saim olacaksın. Geceleri secdelerde gözyaşı, gündüzleri ise meydanlarda alın teri dökeceksin. Bu davanın girmediği hiçbir ev bırakmayacaksın. Allah rızası için sonuna kadar sen mücadele sarf edeceksin, bütün gayretini ortaya koyacaksın ki bunun akabinde Allah’u Teala sana şehadeti nasip etsin. Yine Şubat ayında şehit olan üstadlarımızdan Malcolm X ne diyor kendisi; “Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter” diyor. Bizler değil bir kişi, bakın burada yüzlerce kişiyiz. Eğer bizler bu şehadet sevdasının bizim kapımızı da çalmasını istiyorsak, onların yaptığı gibi gece gündüz demeden çalmadık kapı bırakmayacağız. Gideceğiz herkese Allah’ın davasını anlatacağız, herkese Kuran’dan ve sünnetten bahsedeceğiz. Bıkmadan, usanmadan bütün mücadelemizi ortaya koyacağız ki Allah’u Teala da bizlere şehadeti nasip etsin.” dedi.

“KABİRDE YATMAYA BOL VAKTİMİZ OLACAK”

Çelik, konuşmasına şöyle devam etti: “Yine bu ayda şehit olan üstadlarımızdan Hasan El Benna,“Yapacak işlerimiz çok, ama zamanımız az” diyor. ‘Günün yirmi dört saati varsa onun yirmi dört saati bize yetmiyor’ diyor. Bazen kendisi, Kahire İskenderiye arasında gidip gelirken bir hafta boyunca gözüne uyku girmiyor. Kendisine sordukları zaman “Ey üstad sen hiç uyumaz mısın, sen yatmaz mısın” diye sorulduğu zaman kendisinin verdiği cevap manidardır. “Kabirde yatmaya bol vaktimiz olacak” diyor. Bura yatma yeri değil, bura keyif yeri değil, bura zevki sefa sürme yeri değil, ondan dolayı dedik ya eğer bizler de istiyorsak çalışacağız. Bunları yapmazsak az önce hocamında söylediği gibi, bunun şiirlerini söylemek, şiirlerini okumak bacılarımıza kalır. Onun şiirlerini okumak çocuklarımıza kalır, bizler çok marş söyleriz, çok ilahi söyleriz, şehadetle alakalı çok şiirler okuruz, ey şehadet bana niye naz ediyorsun diye söyleniriz. Ama o bize gelmez çünkü onu hak edeceksin, onu hak edecek bir yaşantı ortaya koyacaksın ki Allah’u Teala onu sana nasip etsin. Çünkü öyle bir makamdan, öyle bir mevkiden bahsediyoruz ki Peygamberlerin dahi gıpta etmiş olduğu, özendiği bir makamdan bahsediyoruz. Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de şehitlerden bahsederken diyor ki; “Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz bilakis onlar diridirler ve Allah’ın katında rızıklandırılmaktadırlar.” Az önce hadislerde de söyledik ya Allah’u Teala cennetin bütün nimetlerini onların ayaklarının altına sermiş. Bugün Müslümanlara baktığımız zaman, İslam toplumuna baktığımız zaman bizler dünyevileştik. Musablar dünyayı elinin tersi ile itiyorken, onlar dünyadan kaçıyorken, bizler kucak açarak dünyanın üzerine gitmeye başladık. Bizler masanın, kasanın ve nisanın esiri olduk. İzzeti, şerefi malda, makamda, patentte aramaya başladık. Oysa ki onlar izzeti ve şerefi Kur’an ve Sünnet’te aradılar.  Allah rızası için kendimize gelelim, biraz silkelenelim.”

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN