• Dolar Alış / Satış: 5.281 / 5.291
  • Euro Alış / Satış: 6.029 / 6.04
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

“SİZİN ÖĞRENDİĞİNİZ DİNDE NAMAZYOK MU?”

28 Mart 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1426 defa okundu.
“SİZİN ÖĞRENDİĞİNİZ DİNDE NAMAZYOK MU?”

İHH Solhan Şubesi tarafından düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan Şenlikoğlu, İslam ile tanışmadan önceki hali ile İslam’la tanıştığı yılların analizini yaparken karşılaştığı olaylar ve etkilendiği anları da anlattı.

İHH Solhan Şubesi tarafından düzenlenen konferansa Araştırmacı-Yazar Emine Özkan Şenlikoğlu katıldı.

23 Mart 2016 Çarşamba günü Solhan Kültür Merkezi’nde bayanlara yönelik düzenlenen konferans saat: 18.00’da başladı. Bu programa konuşmacı olarak katılan Şenlikoğlu, 24 Mart 2016 günü yine Solhan Kültür Merkezi’nde kız öğrencilere yönelik düzenlenen programa da konuşmacı olarak katıldı.

Bayanlara yönelik düzenlenen programa katılımın çok yüksek olmasından dolayı şaşkınlığını gizleyemeyen Yazar, ‘Bingöl’ü mü buraya taşıdınız’ diye bir latife yaparken başı açık kızların konferansa katılımının sağlanamamasının bir eksiklik olarak niteledi.

Başı kapalılar kadar başı açıkların da programda olması gerektiğine dikkat çeken Şenlikoğlu, başı açıkların konferansta olmamalarının sorumluluğunun 3 kişide olduğunu belirtti.

Başı açıkların konferansta olmamalarının bir nedeninin İslam düşmanlarının kendisinin “başı açıkları konferansta istemiyor, dışarı atıyor.” dediklerini duyanların konferansa gelmediğini belirten yazar, bir suçlunun da kendisi olduğunu ve kendisinin yeterince başı açıkların gelmesi için uğraş veremediğinden yakınırken üçüncü suçluyu da etrafında başı açık olup kendisi ile konfransa getirmeyen kişilerde olduğunu ifade etti.

“İNANCIMIZI DÜZGÜN BİR ŞEKİLDE KARDEŞLERİMİZE ANLATMAMA HASTALIĞIMIZ VAR”

Müslüman’ın başı açık Müslüman’ı yargılama hakkı olmadığını ve konferansa gelen hiç kimsenin başı açık diye azar işitmeyeceğini belirten Şenlikoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “bu hatamızı onarmamız için İslam akidesi doğrultusunda çalışmamız gerekiyor. Anı değerlendirmek gerekiyor, ömrü değerlendirmek gerekiyor ama temelin değerlendirdiği gibi olmasın olmayacak. Temel’le Fadime nikâhsız nikâhsız yaşıyorlarmış. Fadime demiş ki ‘ula Temel, yaşımız geldi geçiyor. Hadi biz artık evlenelim da” demiş ama Temem,  “bizi bu yaştan sonra kim olacak” demiş. Yanlış anlamak anı mahveder. Fadime “ikimiz evlenelim” diyor. Temel, başka birileriyle evlenelim anlıyor. Dolayısıyla bu iş olmuyor. Toplumda temel ile Fadime benzeyen birçok olaylar yaşanmaktadır. Değerli dostlar, hep beraber bu konuda hasta olan bazı kişilerin hastalıklı olan beyinlerini hep beraber tedavi etmemiz lazım. Bizde de bir hastalık varsa o kardeşlerimiz onlarda varsa biz buradaki hastalık nedir?  İnancımızı düzgün bir şekilde kardeşlerimize anlatmama hastalığı, bu bir problemdir. Doğru mu peki? Bir İletişim Uzmanı demişti ki; “bir konuşmacı gittiği yerde önce kendisini tanıtsın. Eğer kendini tanıtırsa dinleyenler daha güzel anlar, zevkle dinler.” Benim okuyucularım ellerini kaldırsın. Şunu da söyleyeyim ilk defa bu kadar çok el kalktı bir belde de. Tebrik ediyorum, gerçekten acayip memnun oldum.”

IRKIN DEĞİL, TAKVANIN ÜSTÜNLÜĞÜNE DİKKAT ÇEKTİ

Kendinden bahseden ve İstanbul’a ilk gidişinden yaşadıkları hallerden ilk defa karşılaştığı durumların analizini yaparak konuşmasının daha rahat anlaşılmasını sağlayan Şenlikoğlu, dede tarafı Gürcü, anne tarafı ise Türk olan ailenin çocuğu olduğunu ancak hiçbir ırkı diğer bir ırktan üstün görmediğini belirtirken, “Peygamber efendimize sormuşlar ‘ya Rasulallah hangi ırk daha üstündür’ demiş ki ‘her ırkın iyi insanı üstündür, takvası üstündür” ne kadar güzel bir cevap. Bunun üzerine bizim bir şey dememiz gerekmez. Ömrüm boyunca hiç ırkçı olmadım çok şükür…” ifadelerini kullandı.

ÇOCUKLARA BİR ŞEY ANLATILIRKEN YALAN SÖYLENMEMELİ

Çocuklara bir şey öğretirken veya bir şey anlatırken yalan söylenilmemesine özen gösterilmesi gerektiğine dikkat çeken Şenlikoğlu, küçükken kendisine anlatılan “başın açık olursa taş yağar” telkininden sonra İstanbul’da 60-70 yaşlarında başı açık bir kadına taş yağmadığını ve oruç tutmayanı ve sigara içen bayanları görünce daha önce aksini söyleyenlerin yalan olduğunu düşündüğünü belirtirken çocuklara yalan söylenmeden bilgi verilip yetiştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“SİZİN ÖĞRENDİĞİNİZ DİNDE NAMAZYOK MU?”

Babası tarafından moda evine gönderilip orada çalışması istendiğini ve moda evinde çalışıp modelist olduğunu belirten Şenlikoğlu, moda evindeki hayatında bir kesiti şöyle aktardı: “Bir gün kapımıza iki kişi geldi. Bir erkek bir kadın. Hıristiyanlar işte… “Dediler bu dünyayı dinden başka bir şey kurtaramaz değil mi?” Ben sanıyorum İslam dininden bahsediyor, meğer Hıristiyanlıktan bahsediyorlarmış. Dinini bilmeyeni herkes çabuk aldatabilirmiş ancak istisnalar aldanmaz. Şimdi ben dinimi hiç bilmiyorum.  Oruç tutuyorum ama namaz yok, bir şey yok. Yahova Şahitleri bizim davamız diyor, ben şaşıyorum neden bahsediyorlar. Benim davam neden yok? derken derken ben büyük bir bunalıma girdim. Onların sorularına cevap veremedim için araştırmaya başladım. Bir kaza kader konusunu tam 3 yıl araştırdım. Üç yıldan sonra bizim işyerine bir eleman alındı. Muhasebeciyim İlahiyat Fakültesi’ni bitirmiş. Şunu bir deneyim dedim. Bu da başka Müslümanlar gibi kaytaracak mı, makam görüp değişecek mi? ‘Siz neredeydiniz? Dedim, sizi aradım yoktunuz’ dedi ‘namaza gittim.’ ‘Burası mescit mi?’ dedim ‘bu saatte Namaza falan gidemezsin’ dedim ‘kaza kılarsın’  Meğer o da gerçekten Müslüman’mış bir fırlattı anahtarı ‘Ben sizin işçiniz oldum köleniz miyim?  ‘Aman şaka yaptım’ dedim ‘yeterki sen sağlam Müslüman çık’ ‘Yemin et’ dedi. Yemin ettim sonra döndü bana ‘siz namazınızı kaldınız mı?’ dedi ‘ben namaz kılmıyorum ki’ dedim. ‘Yaşım daha 23 olmamış’ ‘neden siz Müslüman değil misiniz?’ dedi. Ben bir sinirlendim mangaldaki kül bırakıyorum. ‘Sen nasıl bunu söylersin’ dedim ‘ben tabii ki Müslüman’ım ne demek istiyorsun terbiyesiz’ dedim. Sakin bir insandı, 19-20 yaşlarında bir genç şöyle yere baktı dedi ‘benim öğrendiğim İslam dininde Namaz kılmadan Müslümanlık olmuyor. Sizin öğrendiğiniz İslam dininde namaz yok mu?’ dedi. Ben bir etkilendim. Çok etkilendim hemen o gün kırmızı astardan bir elbise diktirdim başörtü ikindi namazını kılacağım ama süre bir şey bilmiyorum. Bir Fatiha’yı yarısına kadar biliyorum, Fatiha’da tam değil. Hüngür hüngür ağlayarak başladım. Hiç kimse bana öğretmedi. ‘Ben böyle bu yaşa kadar sana söylemeden geldim affet beni bugün başlarım’ dedim ve cezaevinde ayaklarıma prangalar vurdular kollarımda kelepçe, bir kitap yazdığım için hapishaneye attılar ya namaz kılamazsın dediler. Allah’a şükürler olsun Namazımı kıldım ayaklarım prangalı olduğu halde.”

“ASLA TAVİZ VERMEDİK, ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ”

Hayatının bu dönüm noktası ile değiştiğini belirten ve daha sonra sohbetler tertip edipkitap yazan ve ilk kitabının çıkmasından sonra ceza evine giren ve cezaevinde ise kitap yazmaya devam ettiğini aktaran Şenlikoğlu, “İstanbul’a gelmeden önce babam köyde muhtardı köye okul yaptırdı beni okutmadı. 20 yaşımdan sonra ilkokul diplomamı dışarıdan aldım. 40 yaşımdan sonra imam hatip orta ve liseyi dışarıdan bitirdim sonra Mısır’a El-Ezher üniversitesine gittim. Orda bir ameliyat geçirdim apar topar Türkiye’ye döndüm. 50 yaşımdan sonra kitaplar yazdım. Yazarlar okula gittim sertifikamı aldım, Yönetmenlik kursuna gittim sertifikamı aldım. Yurtiçi ve yurtdışı en az bin konferans verdim ve bir de üniversite bitirdim 50 yaşımdan sonra. Bunu şunun için anlatıyorum; prensipli çalışırsan, neyi okuyacağını bilirsen. Her hafta en az bir kitap bitirirsen hedefine ulaşırsın. 22 yaşımda İslam’a dönüş yaptıktan sonra Kur’an kursuna gittim. Kur’an kursuna gittikten 6 ay sonra konferanslara başladım. Nasıl olduysa bilmiyorum insanlar beni çok sevdi bahçeler doldu, konferans salonları almadı. Baktılar millet beni seviyor ilk kitabımda beni cezaevine attılar. 15 sene hapis cezası istediler. Sekiz buçuk yıl verdiler. Hapishaneye gittim iki buçuk yılda 7 kitap yazdım. Beni içeri atan hakim demiş ki ‘biz bu kadını hapse attık ne değişti cezaevinde 7 kitap yazacağını bilseydim ben bu kadını cezaevine atmazdım’ demiş. Evet, bilseydi atmazdı. Bilinçliysek dünyanın karanlığını düzeltebilecek beyin yapımız varsa, dünyayı görüyor ve tanıyorsan zalimlerin kimler olduğunu idrak ediyorsak, bize rahat yüzü vermiyorlardı. Timur Taş’ın tırnaklarını söktüler nezarethanede Kemalist zihniyet bizi perişan ediyordu. Allah’a şükürler olsun bir söke söke hakkımızı almaya çalıştık. Asla taviz vermedik, asla taviz vermeyeceğiz.” İfadelerini kullandı.

Yazar Şenlikoğlu, konferans sonrası okurların kitaplarını imzaladı.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN