• Döviz Bilgileri Güncelleniyor..
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • BINGOL:
  • Bugün
  • Yarın °C / °C

RÜYADAN KABUSA, AMERİKA..

14 Haziran 2020
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
992 defa okundu.
RÜYADAN KABUSA, AMERİKA..

Bayram Bariç Yazdı…

 

İngiliz Kuzey Amerikası, yani bugünkü adıyla Amarika Birleşik Devletleri..

İspanya’dan gelen Christopher Columbus, 1492 yılında Yeni Dünya’yı keşfettiğinde, bugün Amerika Birleşik Devletler adıyla bilinen bölgede 1,5 milyon Amerikan yerlisi yaşamaktaydı. Daha sonra burası Avrupalılar tarafından istila edildi. Yerliler öldürülüp yok edildi.

Amerika gelişimini çok kısa bir sürede tamamlayarak, dünyanın cenneti konumu haline geldi.

Çünkü Amerika’da vaad edilenler çok değerli ve genişti. Bundan dolayı tüm dillere, Amerikan rüyası dolanıp durdu.

Amerikan Rüyası, çok çalışma ile başarı, refah ve şöhretin yakalanabileceği fikrini savunan bir düşünce biçimi ve geleneğidir.

Amerika’nın taşı toprağı altın olarak görülmüş, kendini oraya atan hayatını kurtarır ve refahını en üst seviyede taşır kaidesi yıllardır kabul gördü. Batmaz denilen Titanik’te Amerikan Rüyasına yelken açmak isterken batmıştı. Hem kimler batmadı ki..

Amerika, dünyanın en büyük finans merkezlerini barındırıyor ve kapitalizmin ruhunu dünyaya yayıyor.

Amerika’nın bir de başka bir yüzü var.

Afro-Amerikan..

Kökeni Afrika’daki herhangi

bir siyahi nüfusa dayanan Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarına verilen addır.

Afro-Amerikanlar, ilk olarak 1869 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne geldi. Bölgenin sert koşullarından ötürü İngiliz göçmenlerin ölümleri arttığından dolayı işçi olarak Jamestown bölgesine yerleştirildiler. Yani “işçi olarak ölecekse, Afrikalılar ölsün” denildi.

Köle ticaretinde yine onlar vardı. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Afrikalı insanlar, Avrupalılar tarafından köle olarak Amerika’ya getirildiler. Kayıtlarda da Atlantik Köle Ticareti veya Trans-Atlantik köle ticareti diye geçmektedir.

Afrika kökenli Amerikalılar, sürekli olarak dışlandılar. Amerika’nın dar bölgelerinde yaşamak zorunda kalıp, yıllarca gettolarda sıkışıp kaldılar.

Afro-Amerikan Sivil Haklar Hareketi, Amerika Birleşik Devletleri’nde gelişen ırk ayrımından dolayı, 1955 ve 1968 yılında ırk ayrımı sistemini muhafaza eden yasaları feshettirerek siyahi Amerikalılar için eşit haklar verilmesini destekleyen harekettir.

Papaz Martin Luther King, bu hareketin önde gelen isimlerindendir.

Amerika’da insan dışı ötekileştirmelere maruz kalan siyahiler, bu harekete destek vererek hareketin boyutunu genişletirler.

1966’dan 1975’ye kadar yeni bir hareket ortaya çıkar. “Siyah Gücü” ismi ile bilinen bu hareketin başında da; “Kimse sana özgürlüğünü vermez. Kimse sana eşitliği, adaleti ve başka hiçbir şeyi vermez. Eğer gerçekten adamsan, bunları gider kendin alırsın!” sözünün sahibi olan Malcolm X bulunuyordu.

Bu hareket ile birlikte ekonomiden siyasiye belli haklar elde edildi.

25 Mayıs 2020 tarihinde Afro-Amerikalı George Floyd’un Amerikan polisi tarafından ırkçı cinayete kurban gitmesi, Afro-Amerikalıları yeniden sokağa döktü. Yaklaşık bir haftadır Amerika sokakları yanıyor. Bu durumdan Beyaz Saray tedirgin. Dünyanın birçok yerinden, siyasetçi, sanatçı ve sporcu, George Floyd’un ölümüyle alakalı, ırkçı karşıtı mesajlar paylaştı.

Demokrasi ve medeniyetin merkezi olan(!) Birleşik Devletler’de yaşanan bu olaylar, madalyonun öteki yüzünü gösteriyor. Yıllardır baskılanan ve hakları verilmeyen, Afrika kökenli Amerikalıların isyanına neden oluyor.

Irkçı cinayete kurban giden, George Floyd’un son sözleri şu olmuştu; “Nefes alamıyorum.”

Bu söz Afro-Amerikalılar’ın hayat özeti gibiydi. Kapitalist ve emperyalist sistem ne kendi yurtlarında onlara nefes aldırdı, ne de Amerika’da..

Ortadoğu yanıp yıkılırken, insanlar vatansız kalıp ölürken, Ortadoğu’ya demokrasi geliyordu(!)

Bakalım Amerika yanıp yıkılırken, Afro-Amerikalılar için de demokrasi ve özgürlükler gelecek mi?

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN