• Dolar Alış / Satış: 6.076 / 6.087
  • Euro Alış / Satış: 6.782 / 6.794
  • BINGOL:
  • Güneş:
  • Öğle:
  • İkindi:
  • Akşam:
  • Yatsı:
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

‘İSTİKLAL MARŞI’ RUHU

14 Mart 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1017 defa okundu.
‘İSTİKLAL MARŞI’ RUHU

Solhan’da İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) tarafından Milli Marş olarak kabul edilişinin 98’inci yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü kapsamında bir program düzenlendi. Programda İstiklal Marşı’nın nasıl ve ne ruh ile yazıldığı da anlatıldı.

İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) tarafından Milli Marş olarak kabul edilişinin 98’inci yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü kapsamında bir program düzenlendi.

Solhan Belediyesi Kültür Merkezi’nde yapılan ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda günün anlam ve önemine binaen yapılan konuşmalar ile birlikte Mehmet Akif Ersoy konulu tiyatro gösterimi yapıldı.

Öğretmen Veli Tuğa ve Yeşilova İmam Hatip Ortaokulları tarafında Solhan Kültür Merkezinde düzenlenen programda okul öğretmenlerinden Enes Koçar ve Solhan Kaymakamı Fatih Okumuş tarafından günün anlam ve önemine binaen konuşma yapıldı.

İSTİKLAL MARŞI NASIL YAZILDI

İstiklal Marşı’nın hatıralarına değinen Koçar, “Malumunuz 6 Ocak 1921 1. İnönü Savaşını kazandıktan sonra zaferi kazanmış olduğumuzun milli ve manevi yönden güçlendirmek ve desteklemek amacıyla bir İstiklal Marşı yarışı düzenlenmeye karar verilmiş. 724 adet şiir yarışmaya katılmış. Yapılan yarışma sonucunda yapılan eleme sonucu 6 şiir kısmen beğenilmiş. Ancak tam anlamıyla istenilen manevi ruh bunlar içerisinde yoktu. Ve dönemin maarif vekili Hamdullah Suphi bey bu marşın ancak Mehmet Akif tarafından yazılacağını biliyordum. Nitekim Mehmet Akif Çanakkale şehitlerine yazmış olduğu şiir ile kendini ispatlamış, göstermişti. Ancak yarışmada 500 bin lira para ödülü olduğu için Akif kendine yedirememiş İstiklal Marşı’nı para karşılığında yazmayı gururuna yedirememiş ve para karşılığında yarışmaya girmemiştir. Hamdullah Suphi bey Mehmet Akif’in yakın arkadaşı Hasan Basri ile görüşür kendisini İstiklal Marşı’nı yazamaya ikna etmesi için Mehmet Akif ile görüşmeye ikna eder. Nitekim Hasan Basri Mehmet Akif ile görüşür ve ödülün kazanılması durumunda bir hayır kurumuna bağışlanması şartıyla Akif’i İstiklal Marşı’nı yazmaya ikna eder. Burayı Hasan Basri’nin kendi anılarından dinleyelim. Hasan Basri şöyle anlatıyor; Diyor ertesi gün Akif bana geldi. Bir an Akif duvara bakarak daldı kendinden geçti. Ben Akif’in o hallerini bilirim diyor. Ona ilham geliyordu hiç sesimi etmedim diyor. Akif kalkıp benim büyük odaya geçti içerde bir ses var hiç dokunmadım. Birkaç dakika sonra Akif çıktı Hasan Basri görüşürüz dedi ve çıktı gitti. Biliyorum Akif odada bir şeyler yazmış ben de heyecanla lambayı aldım odaya girdim. Lamba ile sağa sola baktım bir şey göremedim. Tam çıkarken duvardaki yazıyı gördüm. Kalem bulamadığı için tırnağı ile kazımış. İstiklal Marşımızın ilk kelimesi ‘korkma’ yazıyordu. Daha sonra Mehmet Akif odada yaşananları Hasan Basri’ye şöyle anlatıyor. Diyor odaya girdim yarabbi dedim; şuan İslam âleminde benim omuzlarımdaki şu ağır yükten daha ağır bir yük taşıyan biri var mıdır? Ve diyor gözlerim karardı gözlerimin önüne o mağara geldi. Ne diyor o mağarada Efendimiz? Korkma ya Ebubekir Allah bizimledir. Evet dedim İstiklal Marşımız ‘Korkma’ diye başlamalıydı. Yüzyıllarca bu İslam ümmetine sancaktarlık yapmış bu milletin marşı ‘Korkma’ diye başlamalıydı. Akif bu şiiri yazarken başlığı kahraman ordumuza diye belirliyor şiir ordumuza yazılmıştır. Yine Tacettin dergâhında Mehmet Akif’in oda arkadaşı Hafız Bekir Efendi anlatıyor sabah namazı için uyandım diyor Akif’e şöyle bir baktım bir kımıldama var bir sancı var. O esnada Akif uyandı elini sağa sola attı kâğıt kalem arıyordu. Kâğıt bulamadı kalemi eline aldı duvara yazdı. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim ben dimi çiğner aşarım, yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım. Bizim istiklal marşımızın ne ruhla yazıldığını anlamamız için bu olaylara bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Akif sürekli bu hal, bu ruh ile İstiklal Marşını yazıyor. Mustafa Kemal’e soruyorlar paşam diyorlar şu şiirin en çok neresini beğendiniz? Şu son iki mısra var ya o işte her şeyi anlattı diyor. Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal. Gerçekten de son iki mısrada İstiklal Marşımızı tabiri caizse Akif özetliyor. Konuşmama Akif’in duasıyla son vermek istiyorum. Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın.” ifadelerini kullandı.

MEHMET AKİF’İN CÖMERT KİŞİLİĞİ

Kaymakam Okumuş ise konuşmalarında şu ifadeleri kullandı; “Hocam son sözünde Mehmet Akif’e atfen söylediği gibi Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın, bir daha kurtuluş savaşı gibi savaşlar göstermesin ama biz 15 Temmuz’da buna benzer bir şey yaşadık. İkinci bir kurtuluş savaşı. Allah göstermesin fakat böyle bir kader olduğunda da Allah bu millete cesaret, feraset, basiret versin. Birliğimizi, beraberliğimizi, hukukumuzu, ezelden beri gelen hukukumuzu muhafaza etmeyi cenabı Allah bizlere nasip eylesin. Mehmet Akif, malumunuz o ödülü kabul etmedi. Bu ödülü darul mesaiye bağışladı. Yani savaş sırasında dul kalan kadınlara, yetim kalan çocuklara meslek öğretmekle ilgili bir vakıf. Arkadaşı şefik bey aldın bağışladın ama bari kendine bir palto alsaydın diyor. O lafından dolayı Şefik beye kızıyor küsüyor. Yani Mehmet Akif çok farklı, çok çağ aşan, çok nitelikli, çok kabiliyetli, çok iyi yetişmiş bir kişilik, iyi bir kahraman, önemli bir vatan şairi diye isimlendiriliyor zaten. Her sene Mehmet Akif’in farklı bir özelliğini burada işliyoruz. Bu sene Mehmet Akif’in cömert kişiliğini işleyeceğiz.  Şimdi cömertliğin dereceleri vardır. Cimrilikten kurtulmak, cömert, isar ve isar üstü. Yani zaruri zekâtını, sadakasını veren, yoldan geçen yolcuya yemeğini veren insan cimrilikten kurtulmuş oluyor. Bunun bir üstünü yapabiliyorsak, ekstra sadakasını verebiliyorsa cömert oluyor. 3’üncü kategoride de kendi ihtiyacı, kendi sıkıntısı, kendisi muhtaçken onu bir başkasına veriyor buna isar seviyesi deniyor. İsar üstü de kendisine zulm edene kendisine vermeyene vermek, zulm edeni affetmek, kendisine gelmeyene gitmektir. Ben Mehmet Akif’i 3’üncü kategoriye koydum. Peygamberimizin ‘tevazu ve cömertlik cennetin iki anahtarıdır’ diye bir sözü var. Yani Mehmet Akif Ersoy’da hepsi var. Kendisi zaruriyet halinde böyle bir ödül var ve o ödül çok değerli ama onu almıyor. Yani fedakârlık, cesaret, basiret örneği, vatan şairi sözünü de sonuna kadar hak eden bir kişiliktir Mehmet Akif Ersoy.” şeklinde konuştu.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN