• Döviz Bilgileri Güncelleniyor..
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • BINGOL:
  • Bugün
  • Yarın °C / °C

BİR EĞİTİM ÖĞRETİM SEZONUNA DAHA BAŞLARKEN

26 Eylül 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1125 defa okundu.
BİR EĞİTİM ÖĞRETİM SEZONUNA DAHA BAŞLARKEN

Değerli Öğretmenlerim,

Kimimiz, daha birkaç ay önce uğurladığımız öğrencilerimize taze bir merhaba demeye gelirken kimimiz bu kutsal mesleğe başlamanın tatlı heyecanı içindeyiz.

Kuşkusuz mesleğimiz toprak anaya benzer.

Onun kadar cömert olmayı, onun kadar sabırlı olmayı, onun gibi hiç tükenmeden dağıtmayı,  kısacası en tahammül edilmez öğrencimizi engin sevgimizle yontup topluma kazandırmak gibi ağır sorumluluğumuz var bizim.

Evet evet, karbondioksiti oksijene dönüştüren klorofil döngüsündeki güneş olmazsak, günün birinde çocuklarımızın hepimizin karşısına birer canavar olarak çıkma olasılığına hazır olmalıyız.

Filizlenen körpe dimağlara, ümitsizliğin ve karamsarlığın yükselmenin önündeki engeller olduğunu ikaz edip iyiliği, erdemi onların gönüllerine nakşederek cehalet denizini paramparça etmeyi öğretmezsek,  irfan damarı tıkalı ve dirayetsiz bir nesil inşa etmişiz demektir.

“Dersleri bir şölene dönüştürmeliyim” diye bir kaygımız yoksa, diğer bir ifadeyle heyecan ve yaşama sevincini kaybedenlerin kendileri yaşasa bile, ruhlarının öldüğünü öğrencilerimizin kulağına küpe etmeyi başarmazsak;  omurgalı bir duruşu olan nesil yerine, hazıra konmayı önceleyen silik bir nesil çıkmıştır dokuma tezgahımızdan demektir.

Güneşin her şeye rağmen sadece umudu olanların karanlığını aydınlattığını, öğrencilerimizin beyinlerine çivi gibi çakmazsak; kelimeleri kirli libaslarından kurtarıp kelebek hafifliğiyle bir yıldız parlaklığıyla kullanmayı öğretemezsek; mehtap gibi yakamoz gibi en kaba görüntüyü, en dayanılmaz kabalığı muhteşem bir manzaraya dönüştürme gibi bir derdimiz yoksa bizim; acı gerçeği söylemeliyim ki öğrencinin gözünde dünyanın en itici öğretmenlerden biriyizdir demektir.

Özellikle, gençliğin sadece insan ömrünün ilk ve erken döneminden ibaret olmadığını, onun bir akıl ve idrak aşaması olduğu bilincini aşılamazsak, kendi kültürel dinamiklerimizden ilham alarak geleceğini inşa eden bir gençlik değil, kültürel intiharın pençesinde kıvranan bir gençliğe razıyız demektir.

Hayatta, başarı ile başarısızlığın sudaki dalgalar gibi birbirini takip ettiğini,  öğrenme uğruna yaşadıkları her sıkıntının bir ödülün hazırlayıcısı olduğunu; samimiyetle atılan adımların sonuçsuz kaldığına kimsenin tanık olmadığını öğretmezsek, rotasız açık denizlere açılan bir gençlik yetiştirmişiz demektir.

Mutluluğun yollarından birinin; üzerimize düşeni yaptıktan sonra, gerisini Allah’a bırakmak olduğunu; onlara mümkünse, önce içindeki düşmanlık duygusuna düşman olmaları gerektiğini öğretmezsek;  bazen bunalıma giren öğrencimizin dünyasında, sukut uçurum gibi büyüyünce, sözcükler de gölge kadar sessizleşince, o an, onların gönül bayırlarına baharı müjdelemeyi başarmazsak, ameliyat masasına aldığı tüm hastalarını kaybeden doktordan farkımız yok bizim demektir.

Unutmayalım ki yarınların Türkiye’sinde herhangi bir metroda seyahat halindeyken veyahut mahallemizin bir köşesinde ansısın çocuğumuzu taciz eden, ya da hırsızlık yankesicilik yaparken en kötüsü karanlık birçok suç ve terör örgütlerine kalifiye birer eleman olup güzel vatanımıza ihanet eden öğrencimizle karşılaştığımızda yüzümüzün kızarmasının çok da bir anlamı kalmayacaktır.

Sözün özü;

Sizler; sınıflarınızın yolunu tutarken; gönüllere kardeşlik, sevgi ve saygı tohumunu ekip, ülkesini kalkındırmayı şiar edinen, milletini seven, evrensel insanlık değerlerine bağlı bir neslin yaşayacağı bir dünyanın temelini atmaya geldiniz.

Öğrencilerine, geleceğinin şafağına ulaşabilmenin yolu, yüreğindeki cevheri işletmekten geçtiğini hatırlatıp önlerindeki yollardan birinin; ilime, erdeme diğerinin karanlığa, zulme gittiğini ve kendilerinin birincisini takip etmeleri gerektiğini ikaz etmeye geldiniz.

Kendi nefsi menfaatleri için başkalarını yok eden, kendisi de bir ot bile olmadan ölüp gidenler ile yaşamı boyunca başkaları için kendisini tüketmekten çekinmeyip böylece ebedileşen insanlar arasındaki farkı gönüllere nakşederken aynı zaman zararlı her türlü ayrık ottan öğrencilerini koruyarak aşını kazanmaları için çarşının yolunu göstermeye geldiniz.

Evet; siz, öğrencileri için verilen bir kutlu kavgayı zaferle taçlandırmayı cümle âleme göstererek bir idealin bayrağını memleketimin okullarında dalgalandırmaya geldiniz.

Vazifenizin kutlu, yolunuzun çetrefilli, mücadelenizin ağır olduğunun bilincinde olan siz, ey öğretmenlerimiz!

Çocuklarımızın sınıflarına bir kere daha hoş geldiniz.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN